Gazze'nin onurlu anneleri

İki ailenin acıyı bölüştüğü bir başka ev. Genç bir anne düşünün... 20 günlük ikiz bebeklerini, ilk evladını, kocasını, babasını, kardeşlerini; bütün dünyasını o enkazların altında bırakıp gelmiş. Aileden geriye sadece annesi ve kendisi kalmış. Aynı evi paylaştıkları diğer ailenin küçük kızı annesinin kucağında bize bakıyor. Bombaların yüzünde bıraktığı o korkunç izlere rağmen, gözleri hâlâ boncuk boncuk, hâlâ umutla, hâlâ bir çocuk neşesiyle parlıyor. Annesi, çocuğun o ilk andaki fotoğrafını gösterdi. Kan çanağının ortasında parlayan o gözleri görünce yüreğim adeta ağzıma geldi. Bu yavruların yüzlerinde bir ömür taşıyacakları o nişaneler, basit bir utanç lekesi değil; İsrail'in insanlık tarihine kazıdığı en vahşi cinayet şebekesinin silinmez mührüdür.

Ben orada çok güçlü ve vakur Filistinli anneler gördüm. Refakatimizdeki STK gönüllüleri bizi baştan uyardı: 'Bir ihtiyaçları olup olmadığını sormayın, asla var demezler.' Gerçekten de öyle... Her şeyini kaybetmiş, eşyası olmayan bir evin ortasında oturan kadına soruyorsunuz; alacağınız tek cevap 'Elhamdülillah, Allah'a şükür' oluyor. İhtiyaçlarını anlamak için, 'En son markete ne zaman gittiniz veya kiranızı ödediniz mi' diye sormalısınız. O vakur duruşun ardında, üç gündür ocağında bir tas çorba dahi kaynamamış bir anne ve çocukları duruyor.

O an anladım ki, Gazze davası asıl bu onurlu annelerin omuzlarında yükseliyor. Açlığı, sefaleti ve mülteciliği göze alan ama kocasını, 18 yaşındaki taze fidanını vatan toprağında bırakan bu kadınlar; bana Çanakkale'de 'Vatan elden gidecekse öl de geri dönme' diyen o mukaddes Anadolu analarını hatırlattı. Ruhlardaki bu inikas, mayadaki bu ortaklık aynı hissiyatın bir tezahürü. Ziyaret ettiğimiz birçok evde işittiğimiz 'Nerede bir Türk görsek kardeşimizi görmüş gibi oluyoruz' sözü ve o mazlumların dudaklarından aziz milletimize ve Recep Tayyip Erdoğan'a yapılan dualar...

Peki ya çocuklar Onlara, 'En çok ne istersiniz' diye sorduk. Belki bir oyuncak bebek, belki bir top isterler diye bekliyorduk. 'Hiç' dediler. İsrail uçakları sadece binaları değil, bu çocukların çocukluklarını da bombalamıştı. Evleri ve vatanlarıyla birlikte hayallerini de yıkmıştı.