Silahların gölgesinde yürütülen bir başka hikâye ise lojistik ve ticaret savaşlarında yazılıyor. ABD'nin Hindistan, Körfez, İsrail ve Avrupa'yı birbirine bağlamayı planladığı IMEC koridoru, tırmanan bölgesel gerilimle birlikte tarihin tozlu raflarına neredeyse gömüldü gibi. İsrail cephelerde askeri bir kördüğümün içine çekilmişken Ankara, Riyad ile adeta tarihi Hicaz Demiryolu'nun modern bir canlanışı niteliğindeki stratejik koridor anlaşmasına imza attı. İstanbul'dan başlayıp, Suriye ve Ürdün topraklarından geçerek Suudi Arabistan'a, oradan da hem Kızıldeniz hem de Hint Okyanusu'na uzanacak bu devasa hat, jeopolitik bir satranç hamlesidir. İsrail basınından Ynet'in haklı bir hayıflanmayla itiraf ettiği gibi: "Netanyahu cephelerdeki operasyonlara odaklanmışken, Erdoğan kimse bakmıyorken bölgenin yeni ticaret imparatorluğunu kurdu ve Türkiye'yi haritadan silmek isteyenlere bizzat haritanın kendisi olduğunu gösterdi."
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Türkiye'nin güvenliği Hatay'dan değil Halep'ten, Şam'dan ve Beyrut'tan başlar" cümlesi, sınır güvenliğini "ileri savunma doktriniyle" tahkim eden bir vizyon. Suriye'nin yeni yönetimiyle hızla derinleşen askeri ve ekonomik entegrasyon Tel Aviv'de alarm zillerini çaldırırken; eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett'in, "Türkiye yeni İran'dır ve hem İsrail hem de bölgenin istikrarı için giderek artan bir tehdit oluşturmaktadır" şeklindeki çıkışı, bu panik dalgasının en somut itirafı mahiyetinde. Nitekim Jerusalem Post'ta yayınlanan analizlerin açıkça hedef gösterdiği gibi, İsrail'in Suriye topraklarına yönelik hava saldırıları, aslında Ankara'nın Golan Tepeleri sınırında ileri bir askeri üs ve stratejik nüfuz alanı kurmasını engelleme çabasından ibarettir.
Bu mücadelenin Akdeniz ve Kıbrıs Adası'ndaki yansıması ise Türkiye'yi "Mavi Vatan" doktrininden koparmayı hedefleyen İsrail, Yunanistan ve GKRY arasındaki üçlü koordinasyon ve Fransa ile imzalanan askeri anlaşmalar ekseninde şekilleniyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "İhtirasları cüsselerini aşan ufak tefek yapılar, İsrail'in fitne kayığına binmişler"

32