Bir kupadan fazlası

Enzo Fernandez'in kırmızı kartı, maç sonu Leandro Paredes'in rakibinin boğazını sıkması ve Nahuel Molina'nın yumruk atma girişimleri, çaresiz kalan saldırganlığın açık tezahürüydü.

Futbol otoritelerinin "Arjantin kazansaydı futbol için bir felaket olurdu" tespiti, insanlığın ortak hissiyatıydı. İspanya'nın kaldırdığı kupa, Gazze sokaklarında gece yarısı yankılanan sevinç çığlıklarına dönüştü.

Tıynetsiz İttifaklar

Arjantin'in sahadaki saldırganlığı ile İsrail'in küresel siyasetteki hukuk tanımazlığı arasındaki bağ tesadüf değildir. Aynı zihniyet akrabalığı, bugün Doğu Akdeniz'deki İsrail-Yunanistan askeri iş birliğinde de karşımızda.

Tarihsel mirası sivil katliamları olanlarla, bugünü soykırımla özdeşleşenlerin "güvenlik" kılıfı altındaki buluşması, meşrebi aynı olanların tıynetsiz ittifakıdır. Gücü tek meşruiyet kaynağı sayanlar, tarihin her döneminde benzer yöntemlere başvurmuşlardır.

Tarihin Hakikat Aynası

İşte tam bu noktada, Yunan Devlet Televizyonu ERT'deki canlı yayın, hakikatin üzerindeki perdeyi bir kez daha kaldırdı. Siyaset Bilimci Prof. Thanasis Diamantopoulos'un "Yunan ordusunun Anadolu'da işlediği katliamları ne zaman kabul edeceğiz" feryadı, Lozan'ın 59. maddesindeki tarihi gerçekleri tekrar hatırlattı.

Atina'nın bu itirafı sansürleme telaşı mezalimi unutturmaya yetmiyor. 1922'de kaçan Yunan kuvvetlerinin arkalarında bıraktığı yıkım bunun kanıtıdır. Nitekim esir düşen General Trikopis bile köylerdeki vahşeti ve yükselen dumanları görünce "Benim bunlardan haberim yoktu" mahcubiyetiyle sıyrılmaya çalışmıştı. Ancak ne onun çaresiz sığınması ne de Atina'nın bugünkü suskunluğu hakikati örtebilir.

Manisa'dan Turgutlu'ya, Aydın'dan Şehzadeler'e kadar, kapıları çivilenip yakılan camilerin feryadı hâlâ tazedir. Duman çekildiğinde kömürleşmiş cesetler arasında evlatlarını arayan anaların gözyaşları, kelimelerin bittiği yerdir. Köşeye sıkıştıkça masumlara saldıran o günkü gözü dönmüşlük; bugün Gazze'de mülteci çadırlarını bombalayan İsrail stratejisinin tarihsel ikizidir.