ÜÇ KURUM VE AİLE MESELESİ

ÜÇ KURUM VE AİLE MESELESİ

Recep Öncel

Birlik Vakfının 40. kuruluş yıldönümü bir programla kutlandı.

Bu vakıf Türkiye'ye büyük hizmetler yapmış ve değerli insanlar yetişmesine katkı sağlamış bir ocaktır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Vakıf programına katılım yaparak şunları söyledi;

Aile kurumuna dönük, LGBT vb. sapık akımlarla, bağımlılık gibi 7'den 70'e tüm insanlığa ve 86 milyon vatandaşımıza yönelik saldırılarla yüz yüzeyiz.

Siyasi partilerimizin abuk sabuk gündemleri terk edip, ülkemiz ve memleketin can yakıcı sorunlarına odaklanmasına ihtiyacımız var. Sporcuların, sanatçıların, kanaat önderlerinin bu mücadeleyi sahiplenmesi gerekir; dedi.

Biz MTTB ve Birlik Vakfına gönül vermiş bir insan olarak, verilen mesajları çok önemsiyoruz. Muhterem İsmail Kahraman ağabeyden başlayarak, Yaşar Karayel, Mehmet Alacacı, Hüseyin Öztürk, Tahsin Başarı Beylere ve emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.

Türkiye için 'Evlilik, Aile ve Nüfus' meselesi çok önemlidir.

Malum, Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından 2025 yılı Aile Yılı ilan edildi.

Bendeniz bu konuyla ilgili olarak;

Yeni Akit Gazetesinde 8 adet makale yazdım.

Diyanet İşleri Başkanımızla röportaj yaptım.

Ankara'da Aile Fuarına katıldım.

Boğaziçi Üniversitesinde Aile Çalıştayına iştirak ettim.

Birlik Vakfında Panelde konuşmacı oldum.

Aydınlar Ocağında konferans verdim.

Kon Tv'de programa davet edildim.

Akit Tv'de Aile Programına konuk oldum.

'Evlik ve Aile' isimli kitap yazdım, kitabın 'İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruşları Birliği' tarafından basımı yapıldı.

Aile müessesesi, bu memleket için olmazsa olmazımızdır.

Ülkemizde başta Aile Bakanlığımız, Diyanet İşleri Başkanlığımız ve Aile Vakfı, Mehir Vakfı gibi kurumlar bu konuda takdire şayan işler yapıyorlar.

İstanbul Aile Vakfı Başkanı Üner Karabıyık Bey, Aile Meselesiyle ilgili çalışmalarıyla ilgili bazı bilgiler gönderdi.

Aşağıda okuyucularımla paylaşacağım inşallah.

1-Bugün aile kurumu, sorun merkezi gibi gösterilmek isteniyor. Boşanma, geçim sıkıntısı, gençlerin evlilikten kaçışı gibi konular öne çıkıyor.

Oysa saha araştırmalarında; toplumun büyük çoğunluğunun aileyi, huzur ve dayanışma kaynağı olarak gördüğü, aile kurumuna %94 oranında hassasiyet gösterildiği ortaya çıkıyor.

Oysa aile, ekonomik yük değildir.

Aile, ulusal kimlik, aidiyet, kollektif sorumluluk duygusuyla öne çıkabilir.

Aile; Milletimizin kalesidir.

2-Aile kurmak yolunda, ekonomik kaygılar meseleyi daraltıyor.

Ekonomik kaygılar çözülmelidir. Ama aileyi, sadece ekonomik olarak görmek eksikliktir.

Aile; kuşaktan kuşağa, toplumsal, kültürel, manevi mirasın korunması demektir.

Bunun için; medyada aileyi çözüm merkezi olarak gösteren, çocuk bakımını, sevgiyi vurgulayan temalar çoğaltılmalıdır.

Devlet politikaları sadece maddi yardımla sınırlı kalmamalı, dayanışma ve toplum desteği sağlayan sosyal altyapılar kurulmalıdır.

Sivil toplum kuruluşları ve vakıflar aracılığıyla; aile eğitimi, ana baba rolleri, çocuk bakım desteği gibi programlar yapılmalıdır.

Aile harcamaları; dayanışmanın, bereketin ve kültürel aktarımın merkezidir.

'Evlilik yük değil, rahmettir'.

3-Dünya genelinde doğurganlık düşerken, İsrail'in dikkat çekici istisna olması konuşuluyor.

Bunun sebebi; milliyet, aidiyet ve var oluş bilincidir. Nüfus artışı, devletin varoluş ve ulusal güvenlik meselesidir.

İsrail'de dini topluluklar içinde, çocuk sahibi olmak kutsal bir görev olarak görülüyor. Bunlarda erken evlilik, düşük boşanma oranları ve geniş aile yaygın haldedir. Seküler kesim de ise, yüksek doğum oranları ortaya çıkıyor.

Devlet tarafından sağlanan sosyal destekler, sosyal yardımlar, çocuk bakım, park, toplu taşıma, izinler vb. çocuk sahibi olmayı kolaylaştırıyor. Geniş ailede de ebeveyn desteği meydana geliyor.

İsrail'de çocuk sahibi olmak, artık bireysel tercih değil, ulusal bir sorumluluktur.

4-Bugün Dünya'da modern yaşam adı altında, küresel aile modeli dayatılıyor.

Medyada, aile kurumu çatışma ve kriz ortamında gösteriliyor. Diziler TV programları bu konuda yaygın rol oynuyor.

Eğitim müfredatı, okul içi etkinlik ve değerler eğitimi, öğrencilerin aile algısını etkiliyor.

Bireysel başarı ve özgürlük vurgusu arttıkça, aile içi değerler geride kalabiliyor.

Yasal düzenlemeler, bu anlamda dış baskı, uluslararası normlar, medeni hukuk, aile hakları gibi konular tartışılıyor, ama Türkiye bağlamında görünürlük kazanmıyor.

5- 'Aile dostu ekosistemi' inşa etmek zorundayız.

Devlet tarafından, ekonomi politikaları, çocuk yardımları, esnek çalışma politikaları, konut, ulaşım,