Genellikle ihracat ve ithalat farkı eksi netice verir ve dış ticaret dengesi açık olur. Bu durum turizm gelirleriyle kapatılmaya çalışılır. Türkiye içinde mesele böyledir.
Çare üretimi artırmak ve ihracat gelirlerini yükseltmektir.
Türkiye 1923 yılında 'İthal ikameci kalkınma stratejisini' yürürlüğe koydu. Yeni kurulan devlet, sanayileşmek, yerli üretim yapmak, böylece yurtdışından ithal edilecek ürünlere döviz ödemesinin önlenmesi, prensibinden hareket etti.
Ancak ilk yıllarda belli ölçüde sanayileşmeye faydalı olan bu sistem, zaman içinde yüksek koruma duvarları arkasında, uluslararası rekabetten uzak bir yapı meydana getirdi. Birçok kamu kurumu zarar etti. Yapılan işler sürdürülemez hale geldi.
1980 yılı, 24 Ocak Kararları ile uygulanan strateji rahmetli Turgut Özal tarafından değiştirildi. Dış dünyaya uyumlu, uluslararası rekabete açık bir sistem olarak 'İhracata yönelik kalkınma stratejisine' geçildi.
Eski zihniyetin değişmesi sonucunda ise Türk iş adamları dünyaya açıldı. Türk insanına güven geldi. Üreten ve ihraç eden bir iş adamı portresi ortaya çıktı.
Sayın Recep Tayyip Erdoğan ilave olarak, yurtdışında görevli büyükelçilikler ataşeliklerin ticaret konusunda daha aktif olmasını sağladı.
Ömer Bolat Bakanımızda ihracat konusunda gayret etti. Sayın Bakan Akit Medya Gurubun düzenlediği zirvede yaptığı konuşmada;
'Ekonomimizi 6 kat büyüttük. 23 yılda ihracatı 36 milyar dolardan, 273,5 milyar dolara çıkarma başarısını gösterdik.
Hükümetlerin 6 ayda 9 ayda bir yıkıldığı dönemlerden, günümüze geldik. Bugün istikrarla dünyada gerçekten imrenilen bir Türkiye, profili mevcut. Dünyanın neresine gidersek gidelim, saygı duyulan bir Türkiye var, dışarıda dev bir Türkiye fotoğrafı görüyorsunuz.
Ayrıca, küresel sarsıntılara karşı devreye alınan ekonomik modellerin olumlu neticeler verdi, enflasyondaki artış eğilimi ve arz kısıtlamalarının küresel piyasaları zorladığı bir dönemde Türkiye ekonomisi yapısal adımlarla korundu.
Herkes için, hayat için, ekonomi için, ticaret ve üretim için, lazım olan önemli enerji ve hammadde kaynaklarını bulma, tedarik, fiyat artışı riski, ciddi şok etkiler meydana getirdi.
Allah'a şükür, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye Ekonomisini 1 trilyon 639 milyar dolara yükseltme başarısını gösterdik.
2000 -2001 yılı Türkiye'sinde, 25 özel 4 kamu bankası battı. Neticede Türkiye ekonomisine 53 milyar dolar faturası çıktı.
Enerji krizi dolayısıyla, birçok ülkede sıkıntı yaşandı. Hükümetimiz eşelmobil sistemi ile, bu konuda tedbir aldı ve Türkiye problem yaşamadı.
Dileğimiz savaşsız ve barış içinde tüm insanlığın huzurlu yaşamasıdır.
Ticaret, Selçukludan, Osmanlıya bir medeniyetin taşıyıcısı olmuştur. Üretimi, paylaşmayı, güveni, ahlakı ve toplumsal kalkınmayı esas alan bu anlayış, tarih boyunca milletimizin en önemli güç kaynaklarından biri olmuştur. Bu nedenle, ticaret sadece rakamlarla değil kültür ve medeniyet perspektifi içinde ele alınmalıdır' diye söyledi.
Akit Medya adına konuşan Nuri Karahasanoğlu ise' Güçlü ticaret güçlü ekonomiyi oluşturur. Her şeyden önce üretmek, üretmek, üretmek. Bugün ihracatta rekor üzerine rekor kırıyoruz. Günümüzde ticaret biraz yozlaştı. Herkesin başına bir zabıta dikemeyiz. Ahilik kültürü ile gönüllerimize zabıta dikmeliyiz. Merhameti vicdanlarımızdan çıkarmamalıyız' dedi.

30