Afiyet kelimesi ise; Arapça kökenli olup, sağlık esenlik hastalıklardan uzak olmak huzur ve ağız tadı; anlamına gelir.
Ancak Allah'ın hikmetinden sual olmaz, insanların başına hastalık geliyor.
Hastalık zor zanaat!
Fuzuli; 'Şeb-i yeldayı müneccimle muvakkit ne bilir, müptelayı gama sor kim geceler kaç saat' dizeleriyle; en uzun geceyi, yıldız bilgini veya zaman ölçen kişi bilemez.
Gecenin gerçek uzunluğunu ve zorluğunu, dert gam sahipleri anlar; (çünkü hasta olana saatler geçmez) demiştir.
Biz de geçtiğimiz günlerde rahatsızlandık ve şehir hastanesine gitmemiz gerekti.
Öncelikle ben devlet hastanelerine karşı bir korku ve tereddüdüm olduğundan dolayı, hayat boyu hep özel hastanelere gitmiştim.
Ama bu sefer Muhterem Adil Kartal Hocanın tecrübeleri ve yakın alakaları sonucunda, devlet hastaneleri korkum sona erdi.
Çünkü şehir hastanesinde iyi bakıldığını müşahede ettim.
Bir kere bina yepyeni ve her taraf pırıl pırıldı. Hastane beş yıldızlı otel konforunda olup, aletler makinalar, mobilyalar, yataklar tertemizdi.
Evet, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Sağlık Bakanlığının hastanelere iyi yatırımlar yaptığını yerinde gördüm.
Günümüz Türkiye'sinde birçok ilimize şehir hastaneleri yapıldı.
Bunlar; Adana, Antalya, Aydın, Balıkesir, Elâzığ, Erzurum, Gaziantep, Eskişehir, Isparta, Konya, Kayseri, Manisa, Mersin, Yozgat, Bursa, Ankara-Bilkent ve Etlik, İstanbul-Başakşehir Çamsa kura, Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın, Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu ve Kartal Dr. Lütfi Kırdar, İzmir- Bayraklı, Kahramanmaraş- Necip Fazıl, Kocaeli, Kütahya, Samsun, Tekirdağ-Dr. Fehmi Cumalıoğlu ve Yozgat hastaneleriyle birlikte toplam yaklaşık 36.105 yatak kapasiteli şehir hastanesi vardır.Ayrıca, daha yeni hastane projeleri yapılmaktadır.
Bendeniz başta Prof. Dr. Adil Kartal olmak üzere, Doç. Dr. İsmail Hasırcı, Doç. Dr. Serkan Özkent, Dr. Alpay Sümer, Dr. Halil Özkan Dr. Muhammed Emin Şahin, Dr. Hasan Küçük ve Dr. Erhan Şahin Beylere ilgilerinden dolayı teşekkür ediyorum.
Dikkatinizi çekerim, insan vücudu müthiş ve harika bir makinadır.
Yani Yaradan Yüce Allah'ın sanatının muhteşemliği ortada olup, net ve açık şekilde görünüyor.
İnsana ilk bakıldığı zaman; kafa, saçlar, gözler, burun, kulak, ağız, dişler, boyun, omuz, kollar, eller, parmaklar, vücut, göğüs, karın, bacaklar, ayaklar, parmaklar ve deri içinde iskelet var.
İçeride ise beyin, gırtlak, kalp, damarlar, akciğer, dalak, böbrek, idrar yolu, karaciğer, pankreas, safra kesesi, mide, boşaltma ve üreme organı, bağırsaklar, kan, kemik iliği, damarlar, kısaca olağanüstü bir dizayn göze çarpıyor.
İbretle nazar edince, insan duygulanıyor.
Kendini bir şey zanneden, yaptığı minicik şeylerle çok övünen, böbürlenen insanoğlu, neticede büyük ve küçük abdestini yapmak zorunda kalıyor. Yapamamak ise, daha büyük bir sıkıntıya yol açıyor.
İlaveten insan görünen maddi boyutunun ve cisminin ötesinde, manevi açıdan ele alındığı zamanda çok değerli olup, 'eşref-i mahlukattır' yani; varlıkların en şereflisidir.
Hz. Mevlâna Mesnevisinde; Her insanın evveli surettir. Ondan sonra can gelir ki, can manevi güzelliktir. Sorma ki Ahmed'in olduğu yerde Ebucehil, Musa'nın olduğu yerde Firavun eksik olmuyor; diyerek hem insanın kıymetine hem de imtihanlarına dikkat çekiyor.
Şeyh Galip ise; Hoşça bak zatına zübde-i âlemsin sen, Merdüm-i dide-i ekvan olan âdemsin sen; 'Ey insan kendine hürmetle yaklaş, çünkü; sen kâinatta yaratılmışların gözbebeği olan insansın' dizeleriyle insanı referans alıyor.
Malum insan ve şeytan günah işleyerek cennetten kovuldular.
Ama insanın şeytandan ayrıldığı en önemli özellik şudur;
'Şeytan, hadsizlik terbiyesizlik yaparak, Cenabı Hakk'a karşı; 'Beni Sen azdırdın' demek cüretinde bulundu.
Hz. Âdem ise; 'Allah'ım ben hata yaptım, beni affet' diyerek, kulluğunu ve acziyetini ifade etti'.
Bakınız, kendi boyutunda 'balık için akvaryum koskoca bir âlemdir'. Ama gerçekte ufacık bir şeydir. Dünya âlemi de insana göre çok büyük olmasına rağmen, gerçekte nasıl bir büyüklüğü ihtiva ediyor acaba, diye hiç düşündünüz mü
Hastane ortamı, insanı daha bir tefekkür yapmaya sevk ediyor.

25