Türkiye'nin üyelik serüveni ise şu şekilde olmuştur;
İkinci Dünya Savaşı sonunda Sovyet tehdidi ve Stalin'in Boğazlar üzerinde hak iddia etmesi Türkiye için Milli Güvenlik meselesi haline geldi. 1950 yılında Menderes zamanında Kuzey Kore'ye asker gönderdik.
Ve ülkemiz Batı bloğunda yer alarak, 1952 yılında bu ittifaka katıldı.
Bugün Türkiye'nin jeopolitik derinliği, NATO için vazgeçilmez derecede önemlidir.
Türkiye, ittifakın güney doğu savunmasının sorumluluğunu taşımaktadır.
Türkiye, coğrafyası itibariyle Avrupa, Asya ve Afrika arasında bir köprü vazifesi görmektedir.
Mevcut şartlar sadece Batının değil, Dünya'nın da jeopolitik merkezi olmamızı sağlamaktadır.
Son yıllarda ülkemiz sadece Türk Ordusunun asker sayısı bakımından üstünlüğü ile değil, aynı zamanda silah teknolojisi açısından da güçlü olmasıyla daha değerli hale gelmiştir.
Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, dünya çapında yapılan başarılı diplomasi, başta Rusya- Ukrayna savaşında izlenen strateji olmak üzere, Türkiye'nin etkisini hissettirmiştir.
Zaman içinde meydana gelen krizlerde, Dünya'da Birleşmiş Milletler ve NATO'nun yetersiz kaldığı bir gerçektir.
Bilindiği gibi Bosna'da ve Filistin'de Müslümanlar katledildi, ama bu kurumlar gerekli müdahaleyi yapamadı.
Biz de Türkiye olarak geçmişte ittifakla sorunlar yaşadık.
1960 ihtilaliyle başlayarak, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve 15 Temmuz gibi ülkemize karşı yapılan operasyonlarda NATO'nun rolü oldu.
Türkiye-Yunanistan, Kıbrıs sorunu, Suriye, PKK terör örgütüyle mücadelemiz ve İsrail'le olan ilişkilerimizde Amerika, Avrupa veya NATO hep bizim aleyhimizde tavır aldı.
Ama gelinen aşamada, Dünya'da Türkiye'nin her geçen gün dahada aktif rol alması, Türk- İslam coğrafyasının çıkarlarını koruması dikkat çekmektedir.
Şimdi işler değişti, Amerika ve Avrupa ülkeleri arasında farklı değerlendirmeler ortaya çıktı.
Bu noktada, ABD Başkanı Trump' un 'NATO toplantısına Sayın Recep Tayyip Erdoğan için katıldığını' ifade etmesi, yeni konsepti ve Türkiye'nin değerini belirtmektedir.
Görüldüğü üzere, ittifak eskinden daha farklı bir yere gitmektedir.
Farklılaşan Dünya politikaları ve güvenlik algısı yeni bir yapılanma ihtiyacı ortaya koymaktadır.
İşte NATO 3.0 böyle ele alınmalıdır.
NATO 1.0 ve NATO 2.0, Amerika'nın mutlak ağırlığı ile meydana gelmişti.
NATO 3.0 ise, şimdi ittifakın yükünü Avrupalıların da çekmesi isteniyor.
Müttefiklerin savunma harcamalarını yüzde 2'den yüzde 5'e çıkarmaları bekleniyor.Türkiye'nin yeni konsepte uç karakol olmaktan çıkıp, lojistik ve üretim üssü olması hedefleniyor.
Zirvede yapılan 50 milyar dolarlık askeri harcama anlaşması, Türkiye'nin ihracatı açısından iyi bir gösterge olmuştur.

26