Şimdi gerçekleşen Savunma Anlaşması, Orta Doğu'da gerilimin arttığı bir dönemde farklı mesajlar verilerek imzalandı.
Malum, Suudi Arabistan Amerika İran savaşı neticesinde İran tarafından vuruldu.
Pakistan'ın Hindistan'la savaşı oldu ve sorunları hâlâ devam ediyor.
Türkiye'nin ise Yunanistan ve Kıbrıs Rum'larıyla sıkıntısı var. Terörsüz Türkiye için barışı sağlamayı ve PKK meselesini çözmeyi amaçlıyor.
Ülkemiz aynı zamanda NATO üyesidir. Bütün bunlara ilaveten, Rusya- Ukrayna savaşında ortaya koyduğu diplomasiyle dikkat çekmektedir.
Filistin ise, savunma anlaşması imzalayan 3 ülkenin hatta Dünya'nın ortak problemidir.
İmzalanan anlaşma ile bir caydırıcılık ortaya konuldu. İslam Paktı karşıtı olanlar için, Pakistan'ın sahip olduğu nükleer bomba meselesi de gündeme geldi.
Görülen odur ki, Mekke'deki imzalanan bu anlaşma, Dünyayı sarsmış durumdadır.
Konu direkt Dünya basınının gündemine oturdu.
Müslüman Ülkeler bir araya geliyorlar! diye değerlendirmeler yapıldı.
Yapılan yorumlarda ise, Suudi Arabistan'ın ABD güvenlik garantilerine karşı duyduğu endişeye ve yapılan anlaşmada bu psikolojinin etkisine dikkat çekildi.
İsrail merkezli basın kuruluşları Mekke ittifakının analizini yaparken, Türkiye'nin savunma sanayinde durumunu ortaya koydular.
Türkiye'nin bölgesel bir güç haline geldiğinin tespitini yaptılar. Mısır'ın da oluşuma katılmasının beklendiğini yazdılar.
Burada savunma paktı anlaşmasına imza atan ülkelerin, ortak savunma gücü de önemlidir.
Anlaşma şartlarına göre imza sahibi 3 ülkeden birine saldırı olursa, bu hepsine yapılmış kabul edilecektir.
Ortak üretim, teknoloji, askeri eğitim vb. alanları kapsayan mutabakat, Dünya kamuoyunda İslam NATO'su tartışmalarını gündeme getirmiştir.
Rakamlarla bakıldığı zaman, imzacı ülkelerin ortak askeri kapasitesi caydırıcı bir noktadadır. Bu güç çok önem ifade etmektedir.
Anlaşmaya imza atan ülkelerin (Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan) silahları şu şekildedir;
1-Toplam hava gücü (uçak- helikopter) =3415 adet,
2-Toplam kara gücü (tank-zırhlı araç) = 6046 adet,
3-Toplam deniz gücü (uçak gemisi- muhrip) = 344 adet, olarak ortaya konmaktadır.
Bu anlaşma dost çevrelerde olumlu karşılandı. Netice barışın sağlanması için bir savaş gücü her zaman etkili olmuştur.
Ancak gerek Dünya'da gerek Türkiye'de yapılan anlaşmanın sıkıntı getireceği ve sonuçta ülkemizi savaşa sokabileceğini ifade eden yorumlar meydana gelmektedir.
Özellikle her işe muhalif olan zihniyet sahipleri, algı operasyonları yapmakta ve anlaşmayı değersizleştirmeye çalışmaktadırlar.
Fakat endişe edecek bir durum yoktur. Uluslararası ilişkilerde güçlü olmak ve kuvvetli bir irade kabiliyeti çok önemlidir.
Ülkemizi yöneten Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesi ise, defalarca test edilmiştir.
Aynı tecrübe Türkiye'nin yönetiminde olduğu müddetçe, dikkatli ve akıllı şekilde hareket edip iyi bir diplomasi ortaya konacak, Allah'ın izniyle Dünya'da adalet sağlanmaya çalışılacaktır.
Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan bu konuda yaptığı açıklamalarla konuya açılık getirerek şöyle dedi;
Mekke anlaşmasında, yazıya bağlanan bir ortak tehdit ve bize saldırmayan hiçbir ülke hedefimizde yoktur.

21