Yaptığımız çalışmayı Sevgili Peygamberimize ithaf ediyor, O'nun Üsve-i Hasene olan hayatından, Ailelerimizle birlikte hisse alabilmeyi diliyoruz.
İslam en son Din ve Hz. Muhammed (sav.) en son Peygamberdir.
Ve Dünya üzerinde en çok sevilen kişi, Sevgili Peygamber Efendimizdir.
O, güzel hayatıyla hepimiz için rol model olmuştur.
O, önce Allah'ın Resulü, sonra bizim Peygamberimizdir.
O, adil bir devlet başkanı, kahraman bir komutan, örnek bir idarecidir.
Hz. Muhammed (sav) aile hayatında da sevgi, merhamet, adaletle davranan bir güzel insandır.
Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz ailesine karşı ve nazik ilgiliydi. Eşleri ve çocuklarıyla vakit geçirip, çocuklara özellikle kız evlatlara değer verir, akrabalarıyla iyi ilişkiler kurar, ev işlerinde ailesine yardımcı olurdu.
Resulullah Efendimiz, ümmetinin çoğalmasını arzulamış ve şu Hadisi Şerif ile evliliği teşvik etmiştir;
'Nikah benim sünnetimdendir. Kim benim sünnetimle amel etmezse benden değildir.
Evleniniz! Zira ben, diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim.
Kimin imkânı varsa evlensin. İmkân bulamayan da oruca devam etsin, çünkü oruç onun için bir kalkandır,' buyurmuştur. (İbn-i Mace, Nikah, 1)
Dinimizin öğretilip yaşandığı en ideal yer aile yuvasıdır. Hem dünya hem ahiret mutluluğu için aile kurmak ve mutlu bir aile çok önemlidir.
Peygamber Efendimiz sav, evlenmiş ve huzurlu bir aile hayatı yaşamıştır.
Resulullah Efendimiz başka bir Hadisi Şeriflerinde;
'Müminlerin iman bakımından en mükemmeli ahlakı iyi olanıdır.
En hayırlınız ise; kadınlara karşı ahlaken en hayırlı olanınızdır' buyurmuşlardır. (Tirmizi, Rada' 11; Ebu Davud, Sünnet, 15)
Sevgili Peygamberimiz, bütün varlıklara muhabbet etmiştir.
O aynı zamanda iyi bir baba olmuştur. Çocuklarının terbiyesi ve yetişmesi hususunda titiz davranmıştır.
Edeb ve ahlak konusunda örnek olmuş, hep güzellikler sergilemiştir.
Akrabalık bağlarına büyük önem vermiş, hanımlarına iyi muamele etmiştir.
Evlilikte esas unsur; nüfusun çoğalması, Allah ve Resulünü hoşnut edecek bir nesillerin yetişmesidir.
Ancak günümüzde huzurlu aile hayatları bozulmuş, boşanmalar artmış, evlilik dışı beraberlikler fazlalaşmıştır.
Türkiye'de modernleşme süreci yanlış anlaşılmış, toplumda İslam Dininin etkisi sınırlandırılmaya çalışılmıştır.
Ülkemizde 1960 yılından sonra devlet politikası olarak, nüfus planlaması yapıldı ve bu politika birçok kurum tarafından desteklendi.
Bugün basın yayın, televizyon dizileri, sosyal medyada yapılan gayri ahlaki yayınlarla toplumun değerleri aşındırılmakta, cep telefonu, tablet ve bilgisayarlarla zararlı yayınlara rahatça ulaşılmaktadır.
Evlilik ve aile kurumu kötü bir şey gibi lanse edilmekte, nikahsız ilişkiler ve LGBT özgürlük çağdaşlık adı altında meşrulaştırılmaya, gayret edilmektedir. Şiddet, alkol, uyuşturucu, kumar bir tehlike olarak karşımızda durmaktadır.
Üniversiteler, hatta liselerde bile, İslami inançlara uygun olmayan işler yapılmaktadır.
Ayrıca Yahudi İktisatçı Malthus'un 'dünya nüfusu, gıda üretiminde daha fazla artıyor' teorisine göre; 'aman çocuk doğurmayın, aç kalırsınız, nüfus planlaması' algısı yapılmaktadır.
Halbuki gerek Türkiye gerek dünya gıda üretim potansiyeli, mevcut nüfusun kat kat fazlasını besleyecek durumdadır.

30