Yazar, İslam'ın faizi kamu yararına zarar veren bir sistem olarak yasaklamasını ve bunun sosyal adalet için gerekli olduğunu savunmaktadır. Katılım bankacılığının bu alternatif sistemi temsil ettiğini ve Türkiye'de hızla geliştiğini belirtmek için yeni Fuzul Katılım Bankası örneğini sunmıştır. Ancak katılım bankaları gerçekten kapitalist sistemin faiz mekanizmasını kökten ortadan kaldırıyor, yoksa sadece yeni bir finansal ürün türü mü oluşturuyor?
Yahudilikte; Faiz borç veren kişinin elde ettiği kazanç olarak nitelendirilir. Hezeksiyel kitabında, faiz uygulamasının en ağır günahlardan birisi olduğu belirtilir. Tevrat'a göre, bir Yahudi'nin başka Yahudi'den faiz alması yasaktır. Ancak başka dinden olana izin verilir.
Hristiyanlıkta ise; Eğer kendilerinden almayı ümit ettiğiniz kimselere ödünç verirseniz, mükâfatınız büyük olur' denilmiştir. Luka İncilinde; Faizin ahlaki bir sorun olduğu, hususundan söz edilmiştir. Faiz ve Tefecilik ise kınanmış, pek hoş karşılanmamıştır.
Bizim mensup olduğumuz İslam Dininde; Faiz kesin olarak yasaklanmıştır. Faiz, toplumu mahveden bir afettir.
Faizin Arapça karşılığı, Riba kelimesidir. Bu herhangi bir işteki, fazlalığı ifade eder. Terim olarak, borç verilen parayı belli bir süre sonunda, belli bir fazlalıkla geri almak demektir.
Yüce Allah (cc.) Kur'an-ı Kerim'de; şu şekilde buyurur.
"İnsanların malları içinde artacağını düşünerek faize verdiğiniz para, zahiren artar gibi görünse de Allah katında artmaz. Fakat Allah rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte onu verenler kat kat artıranlardır." (Rum Suresi 39.Ayet)
"Kendilerine yasaklandığı halde, faiz almaları ve haksızlıkla insanların mallarını yemeleri, içlerinden inkara sapanlara acı bir azap hazırladık" (Nisa Suresi 161.Ayet)
"Ey iman edenler, kat kat faiz yemeyin, Allahtan korkun ki, kurtuluşa eresiniz." (Ali İmran 130. Ayet)
"Faiz yiyenler, kabirlerinden şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbetinden kalktığı gibi kalkarlar. Bu hal onların 'alım satım tıpkı faiz gibidir' demeleri, yüzündendir. Halbuki, Allah alım satımı helal, faizi haram kılmıştır." (Bakara Suresi 275-279)
Sevgili Peygamber Efendimiz (sav) Veda Haccında okuduğu Hutbede;
"Bugün dininizi kemale erdirdim. Üzerinizdeki nimeti tamamladım. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır ve ayağımın altındadır. Fakat aldığınız borcu ödemek gerekir. Ne zulüm ediniz, nede zulme uğrayınız. Allah'ın emri ile bundan böyle faizcilik yasaktır".
Hadisi Şeriflerde;
"İnsanı helake sürükleyen yedi şeyden kaçınınız. (Allah'a şirk koşmak, sihir ve büyü yapmak, haklı olarak öldüren müstesna Allah'ın öldürülmesini haram kıldığı bir insanı öldürmek faiz yemek, yetim malı yemek, düşmana hücum sırasında harpten kaçmak, evli olup hiçbir şeyden haberi olmayan kadına iftira atmak)" (Buhari Vasaya 23)
"Kim malını faiz yoluyla artırsa onun akıbeti, mutlaka malının azalarak iflasa sürüklenmesidir." (İbni Mâce Ticarat 58) diye, tebliğ etmiştir.
Faizin yasaklanmasının amaçları, şu şekilde özetlenebilir;
1- İslam Ekonomi Sistemi servetin âtıl bırakılmamasını ve yatırıma yönlendirilmesini ister. Faizi bu duruma engel olduğu için yasaklar.
2- Üretimin temel faktörlerinden birisi Emektir. Ekonomik hayat risklidir. Sermaye risk alır, kar ve zarara katlanır. Oysa faiz uygulamasında risk yoktur.
3- Faiz sonucunda sermaye ve servet, belli zengin sınıfların elinde toplanır toplumun büyük bir kesimi mağdur olur. Gelir dağılımındaki adalet bozulur. Sosyal problemler artar.
Ne yazık ki, Dünya'da uygulanan faiz sistemi, ekonomileri alt üst etmektedir. Hem makro ekonomik düzeyde ülkelerin ekonomileri bu sömürü sisteminden olumsuz etkilenmekte, hem de mikro ekonomik düzeyde bireylerin yaşantıları faizli sistemden zarar görmektedir.
IMF Dünya Bankası ve benzeri kurumların tefecilik yapılanması sonucunda, ülkemiz 1944 yılında Bretton Woods'ta kurulan sistemden, olumsuz etkilenmiştir. Hatta Türkiye'de 27 Mayıs,12 Mart,12 Eylül, 28 Şubat askeri operasyonlarında, uluslararası ekonomik şartların ülkemizdeki yansımalarının izlerini görmek mümkündür.
Çok şükür AK Parti iktidarları uygulamalarıyla, IMF borçları ödenmiştir. Ancak faiz ödemeleri, Türkiye Ekonomisi için hala ciddi bir problem olarak ortada durmaktadır.
Türkiye Ekonomisi 1923 yılından başlayarak, İthal İkameci Kalkınma Stratejini izlemiştir. 1980 yılından itibaren ise, İhracata Yönelik Kalkınma Stratejisini tercih etmektedir.
Ancak ekonomik sistemimiz, ana karakteri itibariyle Kapitalist Sistemdir.
Kapitalist sistemin en bariz özelliklerinden, biriside faizdir. Bu paradan para kazanmayı, esas alan bir finansal mekanizmadır. Faiz, sermaye birikimini hızlandırır. Ancak borçlanma maliyetlerini artırır. Üretim, ticaret, sanayi, tarım, hizmetler, bütün sektörler faizden olumsuz etkilenir.

27