Epstein Vahşeti ve Boğaziçi Balonu
Recep Öncel
Bugünlerde ortalık pislik kaynıyor.
Pedofili milyarder Epstein ile ilgili olarak 3 milyondan fazla dosya, 2 bin video ve 180 bin görsel yayınlandı ve konu gündeme geldi.
Bu adam New York'ta cinsel istismar ve fuhuş ağı suçundan dolayı tutuklu olduğu, Manhattan Hapishanesinde 10 Ağustos 2019'da ölü bulunmuştu.
Yazının başlığını 'rezalet' diye koyacaktım ama, bu kelime yapılan işin dehşetini anlatmaya yetmez. O nedenle meramımı daha iyi ortaya koyar düşüncesiyle, başlıkta 'vahşet' kelimesi kullandım.
Epstein adasında Dünya'da ünlü kişiler (içinde Amerika başkanları, Avrupalı prens prensesler ve dolar milyarderleri var) toplanıyorlar, eğlence maskesi adı altın da küçük çocuklara tecavüz ediyorlar.
Ama araştırınca işin içinde Siyonistler ve MOSSAD'ın da olduğu görülüyor.
Bu tür sapıkların daha ileri giderek, çocukların iğneli fıçılarda kanını alıp içtiği, öldürdüğü, etlerini yediği konuşuluyor.
Anlatılanları dinlediğiniz zaman, insan böyle bir vahşetin karşılığında söyleyecek söz bulamıyor.
Tabii ki, meselede Yahudi olunca bunları anlamlandırmaya çalışıyorsunuz.
Aynı zihniyet Dünya çapında hep pis işler yapmıştır.
Bunların çocukları kaçırdığı ve organ mafyasını da kontrol ettiği konuşuluyor.
Bu zihniyet, LGBT'yi destekliyor, eşcinselleri fonluyorlar.
Netice, Z kuşağına 'sizde böyle olursanız lüks hayat sizi bekliyor fikri empoze ediliyor.
Dünya'daki porno ticaretini bunlar kontrol ediyorlar.
Bir müddet önce, Guetemala'da en büyük Yahudi pedofili çetesi yakalandı.
Kısaca, bunlar nesli ifsad etmek için her yol mubahtır diyorlar.
Maalesef para gücü ile Dünyanın birçok yerinde taraftar bulup, yaptıklarını meşru göstermeye çalışıyorlar.
Dosyalar üretiyorlar, gündem meydana getiriyorlar.
Türkiye'de de basın, medya sanat dünyası, sinema, televizyoncular, bu işlere ses çıkarmıyorlar.
Sonunda ise insanları, demokrasi, insan hakları, çağdaşlık masallarıyla uyutmaya çalışıyorlar.
Muhalefet Partileri, CHP ve bazı yazarçizerler de yapılan ahlaksızlığı görmezden geliyorlar.
İsrail Gazze'de soykırıma devam ediyor, bunlar yine sus pus oluyorlar.
İncelediğinde Dünya'da en çok organ nakli yapanların Yahudiler olduğu ortaya çıkıyor.
Şimdi belgeler ortaya döküldükçe, Filistin'in nasıl sapık bir vahşete direndiğini daha iyi anlıyoruz.
Son günlerde, sanat, spor, şov dünyasında ünlülerin ve bazı iş adamlarının da uyuşturucu fuhuş işlerinde oldukları meydana çıktı.
Sorarım, yapılan vahşet ve skandallar herhangi bir İslam ülkesinde olsaydı veya bir Müslüman pisliklere bulaşsaydı ne olurdu
Tabii şimdi sus pus olanlar hep bir ağızdan Müslümanların ne kadar çağdışı ve gerici olduğunu ortaya koymaya gayret eder, günlerce feryat ederlerdi.
Bu zihniyet eğitim alanında da ülkemizi yönlendirmek istiyor.
Robert Koleji, 1863 yılında aynı zihniyet sahibi olan Christopher Robert tarafından kuruldu ve okulun üniversite kısmı da 1971 yılında Boğaziçi Üniversitesi adını aldı.
Kurucu kadro, İstanbul'un hatta Dünya'nın en güzel manzaralı yerlerinden birinde, Rumeli Hisarında (Fatih'in İstanbul'u fethe ilk başladığı yer) okul binası yaparak ve buradan başlayarak İstanbul'u Türklerden geri alacağız, diye hareket ettiler.
Bu zihniyete uygun insanlar, okullara öğretim üyesi olarak yerleştirildi ve yıllarca memleketin en güzel yerinde devletten maaş aldılar, ama millete küfür ettiler.
Sayın Cumhurbaşkanı, kanuni yetkilere dayanarak Boğaziçi Üniversitesine rektör atadı, ama bunlar yapılan atamayı bile hazmedemediler.
Ne yani bu okulda görev yapanlar, ülkenin kanunlarından bağımsız mı
Bugün Devlet Üniversitelerindeki öğretim üyeleri, 657 sayılı devlet memurları ve 2547 sayıl YÖK yasasına göre iş yaparlar.
Düşünün, siz bu ülkenin hazinesinden maaş alacaksınız, fakat ülkenin devlet başkanının yaptığı rektör atamasını tanımayacaksınız.
Devletin görevlendirdiği, kanunlara saygılı öğretim üyelerine 'paraşütle geldiler' diyeceksiniz. Yaptığınız işin adı da 'direniş' olacak.
Sol gurupları, PKK sempatizanlarını ve homoseksüelleri organize edeceksiniz. Bu da 'demokrasi' olacak.
Dikkatinizi çekerim, okulun lise bölümü olan Robert Koleji yöneticisi Thomas Jr. Landon, 2014 yılında Epstein'e mektup göndermiş 'Kolej 150. kuruluş yıldönümünü kutluyor. Burası seçkin bir lisedir. En parlak ve yetenekli öğrencileri bizde. İslam'ın yükseldiği Türkiye'ye karşı durmak için bize yardım edin' demiş.
Boğaziçi Üniversitesinden Doçent bir arkadaşımızın ifade ettiği gibi; Şimdi balon patladı. Yazışmalar Boğaziçi Direnişinin Perde Arkasını İfşa Ediyor! Yazışmalarda açıkça bir misyondan söz ediliyor. Söz konusu misyon sadece Robert Kolejle sınırlı değildir. Son beş yılda Boğaziçi Direnişi adıyla servis edilen eylemlerin kimler adına yapıldığı, bunların kimlerle iş birliği yaptıkları ortaya çıkmıştır.

18