Kafa karışıklığımız

Sanıyorum adı konulmamış yeni bir salgından bahsedebiliriz; kafa karışıklığı...

Birey, aile, toplum, kurum, kuruluş, devlet yaygın bir kafa karışıklığı sürecindeyiz...

Gençlerin kafası karışık... Gençler konusunda yetişkinlerin kafası karışık... Evlilik meselesinde hakeza...

Anne adayı kadınların çocuk yapma hususunda durum farklı değil...

Ekran hocaları kafa karıştırmakta oldukça maharetli...

Uzmanlar uzun yorumları ile zihinleri yormaya devam ediyor...

Kimi aydınlarımızın kendilerine biçtikleri misyon sanki kafa karıştırmak... Entelektüel olmanın olmazsa olmazı sanki kafa karıştırıcı cümleler kurmak... Geriye sadece soru işaretleri bırakmak...

Siyasilerimizi oldum olası hep böyle gördük zaten...

Yine çok okuyanların kafası daha fazla karışık... Bir okuma disiplini olmadığı için midir, bilemiyorum...

Kafa karışıklığımız gün geçtikçe kronikleşiyor, azalacağı yok, habire artıyor... Bu durumda karar vermekte zorlanıyor, karar versek bile kararlılık gösteremiyoruz...

Konsantre olamıyor, motivasyonumuz bozuluyor...

Eskiden kafa karışıklığımız, "kader" gibi birkaç konu ile sınırlı idi... Şimdilerde cemaat, cihad, hareket başta olmak üzere birçok kavram ve konuda zihinler bulanık...

Sorunlarımıza kafa yorup düşünmek, çözüm üretmek yerine kafa karıştırıcı tartışmalarla ömrümüzü tüketiyoruz...

Dinin sabitelerinde sabat etmek gerekirken, nerede kafa karıştırıcı bir teferruat varsa bakıyorsun daha fazla ilgi çekiyor...

Karışık kafa ile hangi sorunları çözebilir, hedefe yürüyebilirsiniz

Kafa karıştıkça zihin bulanık görmeye başlar, kontrol altına alınmazsa işin ucu bunalıma kadar varabilir...

İnsanız, doğal olarak kafamız karışabilir... Farklı görüşler, anlayışlar, yorumlar, ictihadlar olabilir... Bu farklılıklara tahammülde gerekir... Fakat sorun arada kalmak, araştırmamak, düşünmemek... Tefekkür yoksunu, tahkikten, tetkikten, tenkitten uzak mütereddit bir ruh haline bürünmek...

Bilgi, belge, bulgu çağında septik ve çarpık bir kafa ile yaşamı sürdürmek...

Tembel kafalar iddialarını temellendiremezler... Aklıselimden yoksundurlar, eleştirel aklı kullanmaktan mahrumdurlar...

O durumda yakînin yerini şek ve şüphe alır...

Her şey netliğini yitirmeye başlar... Tavırlar, tercihler, duruşlar, bakışlar, kimlikler, çizgiler, fikirler flulaşır...

Gri yaşamlarda karar kılınır...

Çünkü adres, referans, kaynak net olmazsa kafa karışır... Arafta gezinenler çoğalır...

Doğrusu inancımızla yaşamımız arasındaki çelişkileri gidermeden bu kafa karışıklığından kurtulmamız pek mümkün görünmüyor...