İhtiyaç mı, ihtiras mı

​Tüketmek yaşamsal bir faaliyettir ancak varoluş amacı haline gelirse felakete dönüşür...

​Varlık sebebimiz nedir

​Arzın imarı, neslin ıslahı mı yoksa kapitalizmin önce imal sonra da ifsad ettiği insan profili olmak mı

​Sanıyorum modern çağın gizli tuzağı; aşırı tüketim... Bugün tüketmek adeta kutsal bir görev... Sınırsız özgürlük, sınırsız tüketim anlamına geliyor...

​Daha çok alışveriş toplumun daha derin girdaplarda yok oluşunu hazırlıyor... Satın almanın, sahip olmanın doyumsuzluğu sınır tanımıyor... Aç gözlü bir toplumun sefahati aynı zamanda o toplumun sefaleti ve esareti oluveriyor...

​Tüketim limitini arttırmak için deliler gibi çalışan bireyler, hafta sonu çılgınca tüketime ayarlı... Peki, insanlar mutlu mu Görece olarak öyle görünüyor... Durum göründüğü gibi mi Sanmıyorum... Hazza, hıza ve hırsa kodlanmış yaşamlar huzur vermiyor...

​Hızlı hayat, huzurlu hayat anlamına gelmiyor...

Daha çok harcama ile insanoğlu kendini harcadığını fark edemiyor...

​Tüketim bastırılamayan bir susuzluktur... Sinsi bir bağımlılık şeklinde salgın bir virüse dönüşüyor...

​Artık ihtiyaçlarımızı belirleyen biz değiliz... Piyasa baronları, pazar tröstleri, karanlık karteller...

Reklamın tahrik gücü, pazarlama illüzyonu, propaganda aygıtları, popüler kültür işgali tüm bunlar zihinsel bir sömürüye maruz bıraktı...

​Bedene ve mideye yatırım yapanlar ruhu ve kalbi ıskaladı...

​Hep dünyalıkların müşterisi olunca, mükellefiyetler unutuldu... Günün sonunda "Eşyacı" bir toplum olduk, "Esma"ya uzak düştük...

​Sahip olmanın sarhoşluğu sahipliğimizi yaraladı...

​Mabedlerden marketlere bir evrim yaşanıyor...

Romantik tüketim akımı, nostaljik harcama alışkanlığı, kısacası en güçlü hobi; heves, arzu ve istek... Tükettikçe tüketmek...

​"Sahip olursan mutlu olursun" mottosu... Çılgınca saldırıyoruz, habire tüketiyoruz, daha çok alışveriş diyoruz...

​İhtiyaçlar değil, ihtiraslar konuşuyor... Mutluluk hormonu sanki alışverişe yüklenmiş... Kredi kartını kapan soluğu AVM de alıyor...

​Tasarruf, tasadduk hayatımızdan çekildi, yerini kontrolsüz tüketime terk etti...

​Yardım, yatırım, paylaşma, dayanışma devre dışı kalınca insan kendini dağıtıyor... Emeğin çarçur edilmesi, değerlerin dumura uğraması işin cabası...

​İşte insanın kendisine yaptığı kötülük... Sosyal konum, yaşam kalitesi, başarı kriteri alışveriş performansına bağlı...

​Çılgınca harcamalar, iş çığırından çoktan çıkmış, ayartıcı çağrılar kesintisiz devam ediyor...