Şayet son bir yılımı özel bir tanımlama ile isimlendirmem gerekseydi; "Senetü'l-sefer" derdim…
Rutinden kaçış, yenilenme isteği, farklı bakış açıları yakalama, insanlık mirasını tanıma arzusu beni yollara düşürdü…
Meraklı olmak, maksada ulaşmak, murada ermek, menzile varmak için gereklidir…
Kadim kültürü, köklü geçmişi yakından gözlem, izlem ve yorum gözlerimizi açar, görüşlerimizi güzelleştirir…
Ramazan'dan önceki son bir aya baktığımda önce umre,
Mekke-Medine ziyareti, sonrasında Lübnan-Suriye seyahati ve en son Çad-Habeşistan (Etiyopya) seferi…
Bu bereketli yolculuk benim için sanki Hz. Bilal-i Habeşi'nin (ra) izini sürmek şeklinde tecelli etti…
Mekke-i Mükerreme'nin siyah dağlarını ve taşlarını izlerken siyahi Bilal'in hangi ağır taşların altında inancın bedelini "Ahad, ahad" diyerek nasıl ödediğini tefekkür ettim…
Kâbe'yi Muazzama'yı temaşa ederken, fetih günü Efendimiz (sav)'in Bilal-i Habeşi'yi Kâbe'nin damına çıkartarak okuttuğu ezanın verdiği mesajı düşündüm…
Bilal-i Esved, Hacerü'l-Esved'in üstüne çıkarılmıştı Kureyş'in şaşkın bakışları arasında… Bu ne demekti
Kayaların altında ağır işkencelere maruz kalan Bilal, o gün Kâbe'nin damına çıkartılarak ödüllendiriliyordu…
Medine-i Münevvere'de Bilal'in ezanı ile dirilişin muştusuna nail olan kutlu belde… Onun ezanı ile özdeşleşen hicret yurdunda özlem giderdik…
Şam'da gezinirken yine gönlümüzde ve gündemimizde Bilal var… Çünkü Hz. Bilal'in kabri burada, onun misafiriyiz…
Suriye'den sonra Afrika'ya geçmek nasip oldu...
Hz. Bilal (ra)'in ana yurdundayız, hemşehrileri ile birlikteyiz yani Habeşistan'dayız...
Evet, İslam henüz Medine'ye girmeden buralara ulaşmıştı. İlk muhacirlere kucak açan adil ve asil kral Necaşi… Efendimizin övgüsüne mazhar olan, gıyabi cenaze namazı Medine'de kılınan erdemli insanın topraklarındayız…
Habeşli Bilal'in hatıratı ile hayat buluyoruz… Yıllarca baskılara maruz kalan Habeşli kardeşlerimizin davetine icabet etmiştik Ribat İnsani Yardım Derneği'nin organizasyonu ile…
Zuvay kenti Kore bölgesinde, Zeyd b. Sabit (ra) Hafızlık Medresesinde hafızlık eğitimlerini tamamlayan 600 hafızın mezuniyet merasimindeyiz… Toplamda 1600 öğrenci bulunuyor… Medrese dedimse, ortada gözle görülen bir bina, yurt, yapı yok...
Bu insanlar Kur'an sevdası ile yeryüzünü mescid ve medrese edinmişler… Toprağın üzerinde, ağaçların gölgesinde Kur'an eğitimlerini tamamlıyorlar… Mushafları yok, tahta levhalara yazdıkları sure ve ayetleri ezberliyorlar…
Peki, nerede barınıyor, nasıl besleniyorlar İşte işin çarpıcı boyutu burası…
Bölge halkı, Kur'an öğrenmek için ülkenin farklı bölgelerinden gelen, hiç tanımadıkları bu çocukları, Kur'an'ın hatırı için, her aile bir öğrenciyi evine alıyor… Sanki artı bir çocuğu daha olmuş gibi… Öz çocuklarından ayrı tutmuyor… Tüm iaşe ve barınmayı o aile üstlenmiş oluyor… Tek bir talepleri var ilim öğrencisinden... Öğrendiği Kur'an'ı ve ilmi evindeki çocuklara öğretmesi...

14