Sermaye piyasalarında müthiş bir deprem yaşandı! Şiddetini henüz ölçemiyoruz!
Dolananlar, dolandırıcılar ve dolandırılanlar...
Kaçanlar, kaçamayanlar...
Yakalananlar, yakalanamayanlar...
Neler oluyor Devlet yönetiliyor mu Savruluyor mu Anlamaya çalışıyoruz.
9 Eylül Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Hakan Ay'a fon krizi nedir diye sorduk. Sade ve özetle anlattı;
Eylül ayının ortasında Türkiye sermaye piyasasında yaşanan deprem dünyada yaşanan en büyük ve sarsıcı sermaye piyasası krizlerinden bir tanesi olarak tarihe not düşürecek boyut ve derinlikte gözükmektedir. Borsada usulsüz yapılan işlemler neticesinde likidite sıkışıklığına sebep olmuş bu da fonların temerrüde düşmesi ile sonuçlanmıştır. Ortalama 450-500 bin kişiyi doğrudan aile fertleriyle birlikte 2 - 2.5 milyon kişiyi dolaylı etkileyen bu finansal kriz zincirleme tüm piyasaları etkisi altına almıştır.
Peki çok ciddi ekonomik ve siyasal sonuçları olan bu kriz nasıl ortaya çıktı bir üç madde ile bunu basitçe ifade edelim:
Fonu yönetenler hiçbir derinliği olmayan sığ hisse senetlerine alarak ve aldırarak bu hisselerde aşırı bir değer artışı gerçekleştirdiler.
Bu hisseler yükseldikçe fondan elde edilen kazançlar alternatif yatırımların getirilerini geçti ve bu alana büyük bir kayış yaşandı.
Yatırımcıların kâr realizasyonu ile çıkış talepleri yoğunlaşınca fon şirketleri yapay şekilde değeri artan hisseleri satamadıklarından ödemeler yapılamadı.
Görünüş teknik olarak böyle olmakla birlikte Adalet bakanının ifadesiyle "kapsamlı bir suç yapılanması" içindeki isimlerden bir kısmı içeriden bilgi alarak, hak etmediği kazançlar elde ederek, fonlardan ve hisselerden çıkmış, fon şirketleri de (büyük ihtimalle) iadesi mümkün olmayacak şekilde vatandaşların parasını yurt dışına kaçırarak; fon şirketlerinin içini boşaltmış geriye ise, parasının değerini korumak amacıyla ağırlıklı şekilde risk derecesi düşük (!) para piyasası fonlarına yatıran vatandaşlara adete hiç bir şey kalmamıştır.
Devletimiz, bu krizden olumsuz etkilenenlerin mağduriyetlerini telafi etmek için süratli bir şekilde önlem almaya çalışarak, yasal düzenleme yapmaya çalışıyor gibi davranıyor.
Ancak, mağduriyetlerin giderilmesi noktasında hazırlanıp TBMM genel kurulunda görüşülerek kabul edilen, 27 Ekim 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "7596 Sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun" ile bazı fonzede vatandaşların mağduriyetleri bir kez daha katlamaktadır. Bu kanundaki eksiklikler vatandaşlar arasında derin bir endişeye sebep olmuştur.
Bilindiği gibi 17 Eylül 2026 da durdurulan ve olağanüstü tasfiyeye tabi tutulan fonlarda, bu tarihten önce verilen emir sahiplerine fonuna göre para piyasası fonu ise T+1 yani aynı gün diğer fonlar için T+2 ise 2 gün sonra nakitlerinin ödenmesi söz konusu olduğu halde, bu nakitler ödenmemiş ve bu konumda olanlarda olağanüstü fon tasfiyesine tabi tutulmuştur.
Mesela fon sahipleri bu fonların bir kısmına sırasıyla 14, 15 ve 16 Ekim'de satış emri, bazılarına da alış emri verdiğini düşünelim. Fon sahibinin alış emri verdiği fonların bedeli yatırım hesabından nakit olarak Takasbank tarafından alındığı halde, satış emri verdikleri ise hesabına yatırılmamıştır.
Bu durumda olanların fonları PBLK ( Portföy Blokajı veya TEFAS işlem blokajı) statüsüne geçmiş olur ve bunun anlamı; yatırımcı fon satış talimatı vermiş ve fondan alacağı satış bedeli geçici olarak bu hesapta bloke durumdadır.
Yani bu fon sahibi artık "fon pay sahibi" değil, artık "alacaklı" durumdadır. Daha da açık yazmak gerekirse, bu kişinin fon ile alakası kalmamış ve parasını bekleyen bir alacaklı statüsündedir. Hal böyle iken her ne hikmetse kesin bilgi olmamakla birlikte bu durumda olan bazı yatırımcılar bu parayı aldığı halde, büyük çoğunluk parasını alamamıştır.
Üstelik bu kişilerin alacakları olağanüstü tasfiyeye dahil edilmiştir. Bu kişilerin bu tasfiye sürecine dahil edilmeleri büyük bir adaletsizlik olup, "adalet mülkün/devletin temelidir" ilkesini derinden sarsacaktır.
Sanırım bu durumda olan oldukça fazla mağdur mevcut olup, eğer bunların durumu farklı değerlendirilmez ise; binlerce dava açılarak adalet mekanizmasının kilitlenmesine ve aynı zamanda bu kriz ile zaten sarsılmış olan ülkenin itibarının daha da sarsılmasına neden olacağı kesin gibi gözükmektedir.
Vatandaş yaşanan bu krizde devletini yanında görmek istiyor... Ama yapılan bu düzenleme ile devleti yanında görmüyor.
Vatandaş bu işte sorumluluğu olanların cezalandırılmasından ziyade dişinden, tırnağından, maaşından bin bir zorlukla ayırdığı bir kenarda durmasın, kayba uğramasın diye fona yatırdığı parasını geriye istiyor.

14