Sibirya'daki Rus esir kamplarında yedi yıl

Milyarlık borçları defalarca silinen yandaş şirketler devlet bütçesini batırırken, vergi adaleti nedir gerçekten?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, iktidara yakın şirketlerin borçlarının defalarca silinmesinin devlet ekonomisini çökertttiğini iddia ediyor. Kolin (36 kez), Cengiz (24 kez), Makyol (24 kez) gibi şirketlerin ayrıcalık aldığını belirtip, bu uygulamanın sistemi kötüye kullanıldığını gösterdiğini savunuyor. Peki, bu borç silmelerin arkasında hangi yasal ve finansal mekanizmalar vardır?

Prof. Dr. Bingür Sönmez'in 6 yıl önce 14 Mart 2020 tarihinde imzalayarak bana gönderdiği kitap elime yeni geçti. Tam 6 yıl sonra... "Nasıl olur bu" diyeceksiniz. Ben de anlamadım.

Ülkemizde böyle garip şeyler oluyor işte...

Prof. Dr. Sönmez'in 282 sayfalık kitabın adı:

"Sibirya Esir Kamplarında YEDİ YIL – Sarıkamış'tan Vladivostok'a."

Sarıkamış ve 111 yıl önce orada yaşanan facia her zaman araştırdığım bir konu olmuştur. Sarıkamış'ı, Sarıkamış doğumlu olan Prof. Dr. Bingür Sözmez'in büyük çabaları ve Sarıkamış hakkında yazdığı kitaplarla daha iyi tanıdık.

Prof. Sönmez kitabında, Sarıkamış'ta Ruslara esir düşen Dr. Yusuf İzzettin Bey'in anılarını anlatıyor.

Pek az insanın hayatı İzzettin Bey'inki gibi ıstıraplar ve acı olaylarla dolmuştur.

Koroner cerrahisinde bir üstat olan Sönmez, yazarlıkta da başarılı...

Dr. Yusuf İzzettin, Sarıkamış'ta, savaşın ilk günü olan 22 Aralık 1914'te, sağlık subayı olarak katıldığı Sarıkamış Cephesi'nde düştüğü esarette yaşadıklarını gün gün anlatıyor.

Tren yolculuğu sırasında gördüklerini, Sibirya boyunca sık sık değiştirilen esir kamplarında yaşadıklarını anlatan Dr. Yusuf İzzettin'in esareti 7 yıl sürüyor.

Günler, aylar, yıllar geçtikten sonra esaret bitiyor, memlekete dönmek için son esir kampı Vladivostok'tan bir gemi ile (1500 esirle birlikte) sevinç içinde okyanusları aşıyorlar ama Midilli Adası açıklarına bu defa bir Yunan savaş gemisi tarafından esir alınıyorlar.

Dr. Yusuf İzzettin, götürüldükleri Pire limanına demir atan gemide geçen 4 ay açlık ve sefalet dolu "ikinci esaret" sırasında yaşadıkları çileyi de ayrıntılı olarak anlatıyor.

Kitaptaki şu bölüm Dr. Yusuf İzzettin'in yaşadığı savaş sonrası travmayı güzel anlatıyor:

"Korkunç bir rüya görmüş gibiyim. Hani çocukluk çağlarının insanı ter içinde bırakan korkunç rüyaları vardır. Tıpkı onlar gibi... Yalnız bunlardan, o günlerin hatıralarını içimde taşımadığımı sanmayın. oğu gecelerimde o hayatı baştan yaşarım. Bitmeyen demiryolu seyahatlerine, sonsuz deniz yolculuklarına çıkarım. Bazen ellerinde yalnız kılıçlarla keşif taarruzu yapmaya çıkmış bir Kazak müfrezesinin bana doğru gelmesiyle uyanırım. Bazen de son defa yüzünü görmeden kaybettiğim annemi yanımda yaşar bulurum. Ona doğru koşarım... Fakat bunların hepsi birer hayal, birer seraptır. Uyanınca önümden silinirler. Hülasa ben öyle yarı hayal, yarı korku içinde tuhaf bir ömür geçiririm." (Tarihçi Kitabevi)