Ekonomide türbülans günleri

Küresel finans piyasalarında gözlemlenen aşırı iyimserlik ile rakamların derinliğine inildiğinde birbirine taban tabana zıt gerçeklerin yüzeye çıktığı, oldukça kritik ve çok katmanlı bir haftanın içine girdik. Küresel finans sistemi artık dijitalleşmenin getirdiği akıl almaz hızla adeta küresel bir köy haline gelmiş vaziyette. Köy meydanındaki en ufak bir fısıltı dünyanın öbür ucundaki varlık fiyatlarını saniyeler içinde alt üst edebilecek yıkıcı bir kapasite taşıyor.

Geride bıraktığımız haftanın yatırımcılar için en nefes kesici, hatta finans literatürüne Flash Crash olarak geçebilecek olayı, güvenli liman kalesi olarak bilinen altının yeniden bir anda dünyanın en spekülatif varlığına dönüşmesiydi. Ons altının 5.100 dolar seviyelerini zorladığı bir esnada perşembe akşamı saat 19:00 sularında yaşanan o şiddetli kırılma, fiyatı saniyeler içinde 4.900 doların altına kadar savurdu. Bu sert hareketin arkasında yatan temel dinamik ise tamamen Asya kaynaklıydı. Çinli büyük spekülatörlerin altın ve gümüşte açtığı long ve short pozisyonların toplam büyüklüğü tam 3 milyar doları buluyordu.

Bu denli yüklü bir hacmin yarattığı finansal türbülans piyasaları sarsmış olsa da temellerin sağlamlığı bu düşüşün kalıcı olmasını engelledi ve yaşananların makroekonomik bir gerekçeye olmadığını, tamamen spekülatif bir finansal pozisyonlanmaya dayandığını gördük. Bu hafta Çin'de Yeni Yıl tatili olması bu devasa spekülatif hacmin piyasadan geçici olarak çekilmesini ve oynaklığın bir miktar durularak yatırımcıların soluklanmasını sağlayacak büyük bir şans olarak masada duruyor. (Yine de dalgalanmalarla karşılaşırsak bu ortamda şaşırmayacağımızı belirtmek lazım. Bu tip olaylar normalleşmiş durumda artık.)

Altın fiyatlarının bahsi geçen bu sert düşüşün hemen ardından silkelenerek yeniden 5.000 doların üzerine atmasının arkasında ise Amerika Birleşik Devletleri'nden gelen ve küresel piyasalara derin bir nefes aldıran enflasyon verileri var. Amerika'da açıklanan manşet enflasyon piyasanın %2,5 olan beklentisinin de altına inerek yıllık bazda %2,4 seviyesine geriledi. FED'in resmi enflasyon hedefinin %2 olduğu düşünüldüğünde bu gerçekleşme, faiz indirim döngüsünün devam etmesi gerektiğinin en somut kanıtı olarak parlıyor.

Fakat diğer yandan tarım dışı istihdam verilerindeki olumlu rakamlara rağmen FED'in fiyat baskılarının azaldığına dair daha çok kanıt araması bu parıltının kısa sürede sönme ihtimalini de unutmamamız gerektiği hususunda uyarı veriyor.

Piyasalar haziran ayında yapılacak yeni bir faiz indirimini fiyatlama heyecanındayken gözler bu cuma açıklanacak olan ve FED'in asıl favori göstergesi kabul edilen ve iyi bir kanıt sayılabilecek Çekirdek Kişisel Tüketim Harcamaları verisine çevrilmiş durumda. Beklentinin %3 seviyesinde olduğu bu veri eğer öngörülere paralel veya altında gelirse, altının yükseliş trendi artık spekülatif bir atak olmaktan çıkıp temel ve kalıcı bir harekete dönüşecek gibi duruyor.

Unutmadan ifade etmek lazım, başta Çin Merkez Bankası olmak üzere merkez bankalarının altın alımları da hız kesmeden devam ediyor. Eski dünyanın defterlerinin yaprak yaprak dürüldüğü bir süreçten geçmemiz ve bu esnada ortaya çıkan her türlü olumsuzluktan kaynaklanan huzursuzluklar da altın alımlarını destekliyor.

Küresel piyasalardaki faiz indirimi beklentilerine bağlı gevşeme ve bol likidite hayalleri Türkiye piyasaları üzerinde de doğrudan ve son derece güçlü bir katalizör işlevi görüyor. Borsa İstanbul'da yaşanan sert rallinin ve endeksin 14.000 puanın üzerine kararlı bir şekilde yerleşmesinin arkasında sadece dış piyasalardaki iyimserlik değil, içeride Merkez Bankası'nın yılın ilk Enflasyon Raporu sunumunda satır aralarına gizlediği kritik mesajlar bulunuyor. Merkez Bankası, yıl sonu enflasyon hedefinin orta noktasını %16'da tutsa da, tahmin bandının üst sınırını güncelleyerek %21 seviyesine çekti.

Piyasaların bu hamleden okuduğu mesaj oldukça net oldu. Ekonomi yönetimi %21'lik bir enflasyonu dahi yıl sonunda başarı hanesine yazmaya hazır ve bu oran faiz indirimlerinin durdurulmasını gerektirecek bir kırmızı çizgi olarak görülmüyor. %21 bizi keser, mantığının işleyeceği algısı perşembe günü bankacılık endeksi öncülüğünde borsada %6,6'yı bulan günlük yükselişleri tetikledi.

Ancak bu rallinin yakıtı sadece yerli yatırımcının psikolojik iyimserliği değildi. Bank of America'nın tek bir işlem gününde gerçekleştirdiği tam 10,8 milyar liralık net alım yabancı fonların piyasaya ne denli iştahlı girdiğinin en somut kanıtı oldu. Geçen yılın kaybettiren Borsa İstanbul'u, 14.000 puan seviyesinde oluşturduğu güçlü destekler ve mart ayına ilişkin 100 baz puanlık faiz indirimi beklentisi yeni ralillere aday hale getirmiş durumda.

Yine de finansal ekranlardaki bu ralli hayalleri sokağa, şantiyelere ve ticaretin kalbine indiğimizde yerini sert bir finansman daralmasına bırakıyor. Borsa rekorlar kırarken, reel ekonomi ve hane halkı enflasyonun o ağır yükü altında ezilmeye devam ediyor. Ocak ayında genel TÜFE %4,8 gelirken, gıda fiyatlarındaki %6'yı aşan artış ve yaklaşan Ramazan ayı öncesi etiketlerde başlayan klasik fırsatçılık zamları mutfaktaki sıkıntının büyüdüğünü gösteriyor. Daha da önemlisi, finans kesimi faiz indirimlerini kutlarken üretim ve hizmet sektöründe çarkları döndürmeye çalışanlar için paraya erişim giderek imkansızlaşıyor.