Bankalar ve finans kurumları, yüksek enflasyonun aşındırdığı gelirler, sert faiz artışları ve hızla düşen alım gücü nedeniyle ödenmeyen kredi ve kredi kartı borçlarını bilançolarından çıkarmak için adeta gaza bastı.
Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yapılan bildirimler üzerinden yapılan hesaplamalar, 2025'in son çeyreğinde 19,4 milyar TL, yılın tamamında ise 63,3 milyar TL'lik tahsili gecikmiş alacağın varlık yönetimi şirketlerine satışının gerçekleştiğini gösteriyor. Bu rakamlar, hem çeyreklik hem yıllık bazda tarihin en yüksek seviyesine işaret ediyor.
Yıl boyunca toplam batık kredinin 103 milyara ulaştığını gördüğümüz BDDK rakamları çerçevesinde bakınca son bir yılda bankacılık sektöründe takipteki alacakların önceki seneye oranla %101 artarak 578 milyar TL'ye yükseldiğini görüyoruz. Bu artışın kompozisyonu ise asıl kırılganlığın nerede yoğunlaştığını net biçimde gösteriyor. İhtiyaç kredilerinde tahsili gecikmiş alacaklar %100'ün üzerinde artarak 113 milyar TL'ye çıkarken, bireysel kredi kartlarında artış %127,5 ile 123 milyar TL'ye ulaştı. Toplam 236 milyarlık hane halkı borcu, sorunun marjinal bir kesimin değil orta sınıfı da yutmak üzere olan dar gelirli milyonların problemi olduğunu ve ülke genelinde borç ödeme kapasitesinin iyice bozulduğunu gösteriyor.
Ticari krediler cephesinde de tablo rahatlatıcı değil. Ticari kredilerde tahsili gecikmiş alacaklar %93'ü aşan bir artışla 342 milyar TL'ye yükselirken, KOBİ kredilerinde artış %130'u geçerek 196 milyar TL'ye ulaştı. Bu rakamlar, reel sektörde nakit akışının ne kadar ciddi biçimde bozulduğunu ortaya koyuyor. Özellikle KOBİ'ler açısından tablo daha da riskli. Çünkü bu kesim hem iç talep daralmasından hem de finansman maliyetlerindeki sert yükselişten aynı anda etkileniyor.
Tam bu noktada bankaların tercih ettiği sihirli bir çözüm devreye giriyor. Başı ödeyemediği kredilerle belada olanların yakından tanıdıkları varlık şirketlerine tahsil kapasitesi sınırlı olan alacakların satışı… Bankalar ve finans kurumları bilançolarını rahatlatmak, sermaye yeterlilik oranlarını korumak ve takipteki alacak oranlarını düşük gösterebilmek için bu tahsil imkanı düşük alacakları ilgili varlık yönetimi şirketlerine ciddi oranda ıskontolarla satıyor. KAP bildirimleri 2025'in sadece son çeyreğinde 19,4 milyar TL'lik tahsil imkanı düşük alacağın satışının yapıldığını gösteriyor. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemindeki 8,7 milyar TL'lik satışın iki katından fazla. Yani bankaların ümidi kestiği borçlardaki artış enflasyondan arındırıldığında dahi ürkütücü bir şekilde yükseliyor
Sadece bankalar ve finans kurumları değil elbette. KAP verileri leasing, faktoring ve finansman şirketlerinin de bu satış furyasına hatırı sayılır derecede katıldığını, yani onlarında alacaklarını görmezden gelinemeyecek oranda tahsil edemediğini gösteriyor.
Dördüncü çeyrekte bu kurumların yaptığı tahsil imkanı düşük yani tahsil edemeyeceklerine kanaat getirdikleri batık kredilerin satış toplamı 671 milyon TL'yi buldu. Yıl geneline bakıldığında ise 63,3 milyar TL'lik satış, geçen yıla kıyasla %55'in üzerinde bir artış anlamına geliyor. 2024'te 40,7 milyar TL olan toplam satışın, bir yıl içinde bu kadar sıçraması kesinlikle tesadüf değil.

22