Terörsüz Türkiye hedefinde milli iradenin kararlılığı

Terörsüz Türkiye hedefinde gelinen son aşama, yasal bir düzenlemenin yapılması noktasındaydı. Şimdi o aşamada tamamlanıyor. Bu yazı kaleme alınırken Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM)12 maddelik yasa teklifinin maddeleri üzerindeki oylama devam ediyordu. Artık yasanın kabul edilerek, yürürlüğe gireceği kesinleşmiş görünüyor.

Buna göre başından beri bir devlet politikası ve stratejisi olarak sürdürülen süreç, yine aynı hassasiyetle ve titizlikle devletin ilgili kurumlarının yakın takibi ile tespit aşamasına geçilmiş olacak. Sözkonusu yasanın öngördüğü şekilde cumhurbaşkanı yardımcısının başkanlığında devletin güvenlik kurumlarının ortak çalışmasını içeren kurul PKK/KCK terör örgütünün tüm unsurlarıyla ve silahlarıyla tasfiye aşamasını yakın takip edecek, tespitini yapacak ve bunu devletin en üst birimine cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlığındaki Milli Güvenlik Kurulu'na (MGK)sunacak. Böylece yasanın 6 aylık geçici süresi başlamış olacak. Bu süre içinde örgütün tüm unsurlarıyla ve silahlarıyla tasfiyesi gerçekleşmesi hedeflenecek.Bu yasa, örgütün 230 yönetici kadrosu ile kasten adam öldürme ile mühebbet ve ağırlaştırılmış mühebbet ceza alan 800 kişiyi kapsamayacak. Buna göre yasa, PKK/KCK terör örgütü elebaşı Öcalan'ı da içermeyecek. Bu haliyle genel af niteliği taşımayan yasa, örgütün kanlı terör eylemlerine katılmayanlarını kapsayacak ve onlar için de sadece ceza indirimlerine, ertelemelerine imkan tanıyacak.

Bu noktada hatırlatmak gerekir ki, devletin terörle mücadelesi sürüyor ve terör kanununda bir değişiklik yapılmıyor. Sadece PKK/KCK terör örgütünün tasfiyesi gerçekleştiriliyor. Bunu yaparken de, herhangi bir pazarlık yapılmadı, yapılmıyor.

Bu durum tamamen bir devlet inisiyatifidir. Parti çıkarına, oy hesabına, seçim hevesine kurban edilemez. Türkiye'nin bölünmez bütünlüğüne, tam bağımsızlık davasına zarar verecek hiç bir adım atılamaz.

Yıllardır söyleriz, yazarız; hiç bir terör örgütü arkasında devlet desteği almadan uzun süre yaşayamaz. Zira onun ihtiyaç duyduğu silah-Para-insan üçlüsünün sınır aşma kabiliyeti ancak devletlerin iradeleriyle mümkündür. Bugüne değin PKK/KCK terör örgütünün içinden o kadar dış el girip çıkmıştır ki, onların sayesinde bugüne değin varlığını sürdürmüştür. Şimdi o arkalarında ki devletlerin Türkiye'ye karşı düşmanca tutumları değişmiştir. Zor oyunu bozmuştur. Emperyalizmde yenilir ve yenilmiştir. Türkiye'nin özellikle savunma sanayinde ki milli üretim karakterinin kuvvetli hale gelmesi, FETÖ ihanet şebekesinin milli kurumlardaki etkinliğinin yok edilmesi, başta Suriye olmak üzere Türkiye'nin sahadaki güçlü varlığı, bu örgütün dış desteğini etkisizleştirmiştir. Son zamanlarda sadece soykırımcı siyonist şebekenin şer çabaları olmuşsa da o da istediği şer sonucu Türkiye'nin kararlılığı karşısında alamamıştır.