Suriye'nin terör ve terör örgütlerinden arınması konusunda gelinen aşama son derece önemli bir noktaya işaret ediyor.
Bugüne değin Suriye'yi terör tarlası haline getirenler, şer çıkarları için kirli ajandalarla terör örgütlerini sahada destekleyenlerin yenilgisiyle Suriye için huzura dayalı bir geleceğin inşası için son derece kıymetli bir yol açıldı. Ancak bu kirli ajandalıların bir kısmının açık ve örtülü şer hamlelerini sürdürmenin çırpınışı da sürüyor. Onda da sona gelindi. Soykırımcı, Siyonist İsrail bütünlüklü bir Suriye'nin oluşmaması için sarf ettiği çabasının sahada yeterli sonuç alamadığı da açıkça görülmektedir. Hep söyleyegeldiğimiz gibi Suriye'nin güvenliği, Türkiye'nin güvenliğidir. Suriye sahasını terör örgütlerinin alan hakimiyetlerine erişmeleri için destek olan ülkelerin aksine Suriye'de Türkiye'nin varlığı; teröre ve tüm terör örgütlerine karşı, Suriye'nin etik, mezhepsel ve dini hiçbir ayırma tabi tutmadan tüm halkları için güvenliğin, huzurun ve refahın sağlanması adınadır. Dün de öyle olmuştur, bugün de öyledir, yarın da öyle olacaktır. Mehmetçiğin Suriye'deki varlığı, huzura dayalıdır Suriye'nin geleceğini başkalarının değil, Suriye halkının, evlatlarının kendi iradeleriyle belirlemesine yönelik çabadır. Sömürgeci emperyalist ve soykırımcı Siyonist İsrail'in sahaya sürdüğü terör örgütleri Suriye'de emanetçi işgalciler olarak, Suriye'nin evlatlarına, o toprakların gerçek sahiplerine karşı silah, şiddet yoluyla dayattıkları şer ikliminin sonuna gelinmiştir.
Suriye ordusunun terör örgütü PKK'dan temizlediği her beldede, her şehirde Suriye'nin gerçek sahipleri, gerçek evlatları büyük bir sevinçle tepkilerini ortaya koymuştur. 8 Aralık 2024'te gerçekleşen Suriye devrinin sevincini onlar ancak şimdi yaşayabilmiştir.
Suriye devleti; başta petrol, gaz olmak üzere kıymetli kaynaklarına, barajlarına, su havzalarına, tarım topraklarına kısacası Suriye'nin en kıymetli bölgelerine artık hakim olmuştur . Suriye yeni bir devlet olmanın kararlılığıyla, sınırlarının güvenliği ve hakimiyetine de kavuşmuştur. Hiç kuşku yok ki gelinen bu iklim; Türkiye'nin sahadaki varlığının büyük katkısıyla gerçekleşmiştir. Trump, ABD'nin artık DEAŞ'a karşı mücadeleyi "PKK'yla değil Suriye devleti ile yapacağız" açıklaması sonun başlangıcıdır.
Emperyalizm adına, bir gerçek, bir kez daha tekerrür etmiştir. Emperyalizm; elde etmek istediği adına kullandığı tüm unsurları ya başarısız olduğunda ya da artık kullanım ömrü tamamlandığında onu kolayca bünyesinden atabilmeyi kolayca yapabilmektedir. Kuşkusuz Türkiye'nin kararlı tutumu, Trump'ın Suriye politikasının Netanyahu ile aynı noktada olmaması, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a duyduğu yakınlık, Suriye'deki son gelişmelere büyük katkı sağlamıştır. Suriye'ye ve hatta Ortadoğu'nun geneline yönelik bakışının farklılığı ve bu farklılığın yarattığı küçük çelişki, Türkiye'nin Suriye'ye dair beklentisine büyük ölçüde fayda getirmiştir. Bu noktada belirtmeliyiz ki; büyük olanın küçük çelişkileri büyük sonuçlar üretir. Trump'ın, Netanyahu ile olan çelişkisi, Suriye sahasına olumlu yansımış, esasen büyük sonuç üretmiştir. Trump bilmektedir ki; Türkiye kararlıdır. Trump bilmektedir ki; Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan Suriye'nin güvenliği için terör örgütlerinden arındırılması konusunda son derece kararlıdır, dirayetlidir ve bunu başarmaya gücü de iradesi de mevcuttur. Bu noktada Trump için PKK değil, Suriye'den ekonomik açıdan sağlayabileceği yararlar ağır basmaktadır. Bunu da Türkiye'yle birlikte zaman zaman işbirlikleri ile yapabilmesinin de mümkün olacağını da görmüştür.

28