Suriye'nin tüm toplumsal unsurlarıyla bütünleşme çabası sürüyor.
Cumhurbaşkanı Ahmet Şara başkanlığındaki Suriye hükümeti, bütünlüklü bir Suriye'nin yapılanması konusundaki samimi tavrını ortaya koyarak, bütünleşmeye direnen Suriye'den parça kopartmaya çalışanlara karşı mücadelesi de eksilmeden devam ediyor.
Bu noktada, Suriye'nin kuzey doğusunda kümelenen PKK yapılanması bugüne kadar kullandığı SDG kılıfının üzerlerinden kalkmasına rağmen ayrılıkçı hevesini gerçekleştirmeyi sürdürüyor.
ABD başkanı Trump'ın, Suriye'ye ve PKK'ya karşı bakışının bir yansıması olarak Suriye özel temsilcisi Barack eliyle DEAŞ'a karşı SDG'nin desteklenmesinin artık bir gereğinin olmadığı, dolayısıyla desteği çektiklerini ifade etmelerine rağmen Suriye'de PKK'nın daha çok İsrail'den medet umarak, sahadaki emanetçi işgalci pozisyonunu sürdürme hevesi devam ediyor.
Bugünlerde en çok merak edilen; bugüne kadar silahından, parasına, aklından, stratejisine varana kadar PKK terör örgütüne hamilik yaparak, sahada tutmaya çalışan ABD'nin şimdi neden bu desteği çektiği sorusudur. Buna ilave soru da; İsrail'in bugünlerde bu konuyla ilgili sessizliğinin sebebinin ne olduğudur.
Bu sorulara verecek cevap; saha gerçeklerinin tüm aktörleriyle çok iyi analiz edilerek verilebilir. Şayet sadece ABD'nin Suriye sahasında PKK'yı DEAŞ'a karşı bir güç olarak kullanmış olduğu ve şimdi de bundan vazgeçtiği şeklinde yüzeysel bir cevap verecek olunursa, bu tam olarak saha gerçeğini yansıtmaz. Her şeyden önce ifade edilmelidir ki; ABD'nin derin yapılanmasının ve onun unsurları ile kurumlarının PKK'nın sahada varlığını sürdürmesi gerektiğine dair kararları ortadan kalkmamıştır. Ancak bugün ABD başkanı Trump'tır ve Trump'ın ikinci başkanlık döneminde ilk başkanlığı döneminden bugüne Suriye'den asker çekme anlayışı PKK'nın varlığından daha çok Suriye'nin ekonomik yükünü hesap etmesine dayalıdır. Şimdi devrim sonrası Şara döneminde Suriye'ye yönelik ekonomik bakışının karşılık bulması, Suriye bakışının hayata geçmesinde ağırlık kazanmıştır.
Bu durum Suriye'de ABD'nin tavır değişikliğinin nedeninin sadece bir boyutudur. Ancak esas olan; bu konuda Türkiye'nin kararlı tutumu, Suriye'de teröre karşı hiçbir terör örgütünü diğerinden ayırt etmeksizin verdiği etkili ve sonuç alıcı mücadelesidir.Bu mücadeleyle, artık Suriye sahasında herhangi bir terör örgütünün işgalci bir pozisyonda yaşamasının mümkün olmadığı gerçeğiyle yüzleşilmesidir. Soykırımcı, bebek katili Netanyahu, Trump'ın Suriye yaklaşımını değiştirmek, Türkiye ile ABD arasındaki özellikle de Erdoğan ile Trump arasındaki ilişkiyi zedelemek adına büyük çaba sarf etmiştir. Şer çabası; Suriye halkının bütünleşmemesi, bunun olmaması içinde terör örgütlerini sahada tutabilmesine dayalıdır.
Buna karşılık; Trump şimdilik sonuç alıcı düzeyde fikrini değiştirememiştir.Hatta Netanyahu'yu uyararak," sakın ola bize güvenerek, Türkiye ile karşı karşıya gelme" uyarısını yapmıştır.
Sonuçta, Suriye sahasının her yerinde Türkiye vardır. Zira geçmişin baskıcı rejimleri altında zulme uğrayan Suriye halkı, sahici ve samimi desteği sadece Türkiye'den görmüştür. Türkiye terör örgütlerine karşı ayrımsız mücadeleyle sahadaki gücünü bir kez daha fark ettirmiştir. Dolayısıyla halk, özgürlüğünün, geleceğe dair refahının yapılanmasında sadece Türkiye'nin samimi ve sahici desteğinin mümkün olabileceğini çok iyi kavramıştır. Suriye'nin her tarafında, Suriye toprağını vatan olarak kabul eden her ferdinin güvenini ,sevgisini kazanmıştır.

8