Gazze'de, Filistin'de soykırımcı işgalci siyonizmin katliamları hiçbir engel, sınır tanımaksızın devam ediyor.
Sözde ateşkes sürecinde olunmasına rağmen soykırımcı, işgalci siyonizm; ne ateşkes kararına ne de adına barış masası denilen hamlelere dair geri adım atmıyor.
Bu durum uluslararası düzeyde tüm hukuk, kural, ahlak ve insanlık değerlerinin İsrail açısından hiç bir hükmünün olmadığını ortaya koyuyor. Asıl sorun ise; uluslararası sorumluluk taşıyan kurumların, ülke yönetimlerinin bu duruma seyirci kalmasıdır.
Bu tablo; yeryüzünde insanlığı koruyacak herhangi bir iradenin olmadığını, zalimlerin hükmünün esas alındığını yansıtıyor.
Soykırımcı, katil İsrailin milletvekili Zvi Sukkot:
"Herkes artık bir gecede Gazze'de 100 kişinin öldürülebileceğine ve kimsenin umursamayacağına alıştı. Dün gece neredeyse 100 Gazzeli öldürüldü ve dünyada kimse umursamıyor" diyor. Bu sözler; zalimliğin geldiği noktayı ortaya koyuyor. Bu alçakça sözleri kolayca sarf edebilmek, insanlığın tükenişine seyirci kalanların sebep olduğu teslimiyet halidir. Bu utanç, insanlık tarihine kara bir leke olarak işlenecektir.
Ancak bu zulme, soykırıma sessiz kalmayan insanların varlığını da vurgulamak gerekir. Yüreği çoraklaşmamış, zihni tutsak alınamamışların isyanı, tepkileri de insanlık tarihine saygınlıkla işlenecektir.
Bu noktada mutlaka yapılması gereken bir başka insani adım da, çeşitli ülkelerin vatandaşi olup ta, saykırıma, katliamlara katılanlarla ilgili olmalıdır.
İsrail'de Yedioth Ahronoth gazetesinin yayınladığı İsrail askeri kayıtlarına göre bazı Müslüman ülke vatandaşları soykırımcı orduda görev yapıyor. Gazetenin verdiği bilgiye göre sözkonusu ülkeler ve sayılar şöyle sıralanıyor;
Özbekistan 264, Türkiye 112, Fas 72, İran 47, Türkmenistan 31, Tunus 15, Yemen 14, Tacikistan 8, Irak 5,Bosna Hersek 4, Suriye 2, BAE 1, Mısır 1, Cezayir 1, Endonezya 1.

7