Dünya, 2026 yılına sömürgeci emperyalizmin küresel haydutluğuyla girdi.
20 yıla aşkın yanı başındaki Venezuela'yı yaptırımlarla, ağır ambargolarla kuşatan ABD, içerden devşirdiği uzantılarıyla egemen bir devletin devlet başkanını gece yarısı konutuna yaptığı saldırıyla tam bir haydutluk örneğiyle kaçırarak ABD'ye götürdü ve burada mahkeme karşısına çıkaracağını duyurdu. Üstelik bunu da Venezuela Devlet Başkanı Maduro'yu çeşitli görüntüler servis ederek, itibarsızlaştırmaya çabasıyla yaptı. Tüm bunları yaparken, hakmış, hukukmuş, adaletmiş, Birleşmiş Milletler(BM)miş hiçbir unsuru, değeri ve kurumu dikkate almadan tam bir pervasızlıkla, mafyatik yöntemlerle bir devlete yakışmayacak çirkinlikle kelimenin tam anlamıyla haydutlukla yaptı. Hedef aldığı aslında o ülkenin halkıdır. Venezuella'nın çok zengin hidrokarbon kaynaklarına göz koymaktır, ele geçirmektir. 21. yüzyılda yeniden büyütülen sömürge hamlelerini hayata geçirilmesi çabasıdır.
Venezuela'nın uğradığı bu saldırının bir başka boyutu da soykırımcı, işgalci, siyonist israil'in karşısında Filistin halkıyla dayanışma gösteren ve bebek katili Netanyahu'ya en şiddetli şekilde karşı duran Maduro'nun hedef alınmasıdır. Eli kanlı bebek katili Netanyahu için Maduro, siyonizme karşı Gazze'de Filistin halkıyla dayanışma içinde olması nedeniyle susturulması gereken bir liderdi.
Bu boyut sadece Venezuela'yla, Maduro'yla da sınırlı değildir. Kolombiya lideri Petro'nun da hedef alınması aynı amaca hizmet içindir. Petro'da gerek BM oturumlarında, gerekse dünya kamuoyuna seslenişlerinde her daim tıpkı Cumhurbaşkanımız Erdoğan gibi mutlaka Filistin'e, Gazze soykırımna, siyonist İsrail'in zulmüne değinerek, en yüksek perdeden tepkisini ortaya koymuştur.
Venezuela'ya yaptıkları saldırının sonrasında düzenledikleri basın toplantısında, ABD Başkanı Trump, yaptıkları saldırının asıl nedeninin Venezuela'nın göz kamaştıran petrol ve hidrokarbon zenginliği olduğunu bir anlamda net olarak ortaya koydu. Aynı şekilde Kolombiya'yı, Küba'yı, Meksika'yı ve Latin Amerika'da ABD'nin sömürge düzenine boyun eğmeyen her kim var ise hepsini de tehdit etti. Uyuşturucu ticareti maskesi ve bahanesiyle yapılmak istenen çok açık bir şekilde Latin Amerika'daki varlıkların ele geçirilmesi, ABD'nin küresel aşınma sürecİnin durdurulabilmesi adınadır.
Venezuela'ya yapılan bu saldırıyla bugüne değin uluslararası ortamın hak, hukuk, adalete dayalı olmayan düzensizliği daha da katmerli hale gelmiştir. Devletlerin egemenliklerinin ayaklar altına alınabileceğinin, devlet başkanlarının bir başka devlet tarafından korsanlık faaliyeti ile haydutlukla hiçbir hukuk ilkesine dayanmadan kaçırılabileceğini, düzmece iddianamelerle, keyfi suçlamalarla hiçbir yetkiye dayanmadan sözde yargılamaların yapılabileceğinin yolunu açmıştır. Böylesi bir dünya; ne yönetilebilir, ne yaşanılabilir, ne de geleceğine güven duyulabilecek bir dünyadır. Kaotik ortama, uluslararası düzen denilemez. Hiçbir kurumun küresel düzeyde hukuk temelinde adaleti savunamayacağı, güçlünün insanlığın tüm birikimlerini kolayca ortadan kaldırmaya yeltenebileceği bir dünya, geleceğini tüketen bir dünya olacaktır.

11