Kılıçdaroğlu'nun Çabasından Yansıyacaklar

Geçen günkü yazımızı; "Özgür Özel ve ekibinin yeni partisinin başarısı, aslında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ortaya koyacağı çabayla belirlenecektir. Bunların neler olduğunu bir sonraki yazımıza bırakalım " diyerek sonlandırmıştık.

O çaba üç hususa dayanmaktadır. Birincisi; Kemal Kılıçdaroğlu mahkeme kararıyla görevi kabul etmesinin temel dayanağını, partisinde yaşanılan yolsuzlukların usulsüzlüklerin, ahlak dışılıkların arındırılması olarak belirlenmiştir. Bugüne kadar da bu konuda bir çaba içerisinde olduğu görülmüştür. En son İstanbul İl Başkanlığı'nda yaptığı konuşmada;

""Hiçbir CHP'li yolsuzluk yapanlarla yan yana duramaz, malı götürenlerle yan yana duramaz. Eğer yolsuzluk yapmak istiyorsan, malı götürmek istiyorsan derhal partinin dışına çıkacaksın...Parayla, pulla, rüşvetle satın alınmayacak insanların CHP'de olması lazım" dedi. Aynı konuşmada Kılıçdaroğlu CHP'nin "arınmak zorunda olan bir parti" olduğunu, bunun da "büyük ölçüde gerçekleştiğini" söyledi.

Özgür Özel ve ekibinin CHP'den ayrılarak Yeni Parti'yi kurmalarından sonra yaptığı bu konuşmayla yaşanılanları öncekilere göre çok daha net ifade etmiş oldu. Şayet "arınmanın" ayrılanlarla gerçekleştiğini ifade ediyorsa bunun da yeterli olmadığını belirtmek gerekir.

Zira Özgür Özel ve ekibi CHP seçmen kitlesinin önemli bir bölümünde yolsuzlukla ilgili iddiaların soruşturmaların, kovuşturmaların ortaya çıkan iddianamelerin hepsine toptan yokmuş gibi davranılmasını istemiş, hakikatin peşine düşülmemesini arzulamış, her şeyin kendileri dışında siyaseten yaşandığını kabul etmelerini istemiştir. Büyük ölçüde de başarılı olmuştur. Zira yerel seçim de elde ettikleri oy oranını adeta hiç değişmeyecekmiş gibi sabitleyerek, buradan büyük bir sıçramayla iktidarın hemen kapının arkasında olacak kadar kesinleştirerek, bu kitlenin de zihinlerine yerleştirmiştir. İşte Özgür Özel ve ekibinin CHP seçmen kitlesinin önemli bölümünde yerleştirdikleri bu hedefin, bu hayalin şimdi Kemal Kılıçdaroğlu'yla birlikte zedelendiğini, ısrarla yolsuzluklardan bahseden Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu hayali, bu hedefi, bu rüyayı bozduğu için de "hain" olduğu vurgusu öne çıkartılmıştır.

Şayet Kemal Kılıçdaroğlu, CHP seçmen kitlesine; "acaba bu yolsuzluklar gerçekten yaşanmışmıdır" sorusunu bile sordurabilirse, CHP seçmen kitlesine iddianameleri okutabilirse, yolsuzluklara yargı sürecini sıkı takip edip, kanıtlarıyla ortaya koyarak, inandırabilirse, Yeni Parti'nin bundan büyük kayba uğraması kaçınılmaz olur.

İkinci çabası da; Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Özgür Özel ve ekibinin dilinden düşürmediği "iktidar" sloganına karşı, CHP seçmeni açısından ikna edici, kucaklayıcı ve kabul edilebilir hem genel başkan hem cumhurbaşkanı adayını belirleyerek, sunması gerekir. Böylelikle tüm bunları yaparken kendisinin herhangi bir genel başkanlık veya ötesi bir adaylığı hiçbir zaman düşünmeyeceğini ve partisini gerçek anlamda yolsuzluklardan arındırarak, CHP'yi kirli bagajı olmayan, tertemiz bir kadroya bırakacağını ve onların önünü açacağını ilan etmiş olur. Kılıçdaroğlu bunu da başarırsa Yeni Parti'nin yaşam şansını yine büyük ölçüde olumsuz yönde etkiler.