İslam dünyasında Siyonizm'i besleyenler

İran' a yönelik ABD-İsrail saldırısı sürüyor. Savaşın uzun süreceği üzerine senaryolar yazılmaya başladı. Trump, Netanyahu'nun, İsrail'in peşine takılarak, girdiği savaşın uzamasının homurdanması içine girmiş durumda. İran'ın direnişinin bu kadar uzamayacağı üzerine kurulu Trump yaklaşımı, şimdi de sıkıntısız çıkış arayışında.

ABD'li objektif bakabilen bazı uzmanların, en sofistike mühimmata, en ileri teknolojiye rağmen ABD'nin mühimmat darlığına ve onunda giydirilmesinin çok maliyetli olacağına dair çok sayıda değerlendirme yapılmaya başlandı. Savaş uzadıkça savaşın olumsuz etkileri saçaklanarak, küresel düzeyde etkili olacağı gerçeği, tedirginliği artırıyor. Sadece petrol, doğalgaz gibi enerji kaynaklarında değil, gıda tedarikinden, taşımacılığın sigorta bedellerine kadar birçok alanda küresel krize dönüşecek olumsuzluklardan herkesin payına ne düşeceği hesaplanıyor.

Öte yandan savaşın toplumsal maliyeti ve tahribatı da bir başka önemli sorun olarak gündemde. Özellikle İslam dünyasında bu husus çok önemli bir sorun olarak bir kez daha gözler önünde.

İslam coğrafyasında ayrışmaların, çatışmaların, mezhepsel taasabun tahripkar etkileri, bu savaşın şimdiki fazında çok daha belirgindir.

İslam'ın Sünni-Şii çatışmalarından nasiplenen İslam düşmanları olduğu gerçeği, İslam'ın toplumsal dokusuna işlenmek zorundadır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son grup toplantısında yaptığı konuşmada bu hususu çarpıcı bir şekilde ortaya koydu. Sömürgeci emperyalizmin, soykırımcı, işgalci Siyonizm'in en çok beslendiği konu, İslam dünyasının iç çatışması, mezhepsel düşmanlıklarıdır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şu önemli hususları bir kez daha herkesin bilmesi ve gereğini yapması zorunluluktur.

Bakınız Cumhurbaşkanı Erdoğan ne diyor; "Daha önce de söyledim, bugün üzerine basarak tekrar ediyorum, bizim Sünnilik, Şiilik gibi bir dinimiz yok, bizim tek bir dinimiz var, o da İslam. Hangi ırktan olursak olalım biz bütünleştiren, ortak paydamız yine İslam, mezheplerimizden, kökenlerimizden önce hepimiz insanız ve Müslümanız. Hazreti Ali bizim, Hazreti Ömer de bizim, Hazreti Osman bizim, Hazreti Hasan ve Hüseyin de bizimdir. Hazreti Ayşe validemiz bizim, Hazreti Zeynep annemiz de bizimdir. Özellikle bu dönemde bir annenin çocukları anlamına da gelen ümmet kavramının temsil ettiği manaya daha sıkı sarılmamız gerekiyor. Bunu şunun için söylüyorum değerli kardeşlerim: Son günlerde sosyal medyada mezhepçiliğin körüklendiğine, asırlık tartışmaların yeniden ısıtılmak istendiğine şahit oluyoruz. Savaşın bir cephesi olarak gördüğümüz bu tehlikeli tartışmalara karşı hem milletimizi, hem de bölgedeki tüm kardeşlerimizi dikkatli olmaya çağırıyorum. Menşei bundan 13-14 asır öncesine uzanan muhataralı meselelerin bugün tekrar gündeme getirilmesi asla tesadüf değildir. İster dini, ister siyasi, ister tarihi olsun, bugün bize faydası olmayan, aksine nefreti körüklemesi, fitneyi büyütmesi sebebiyle kardeşlik hukukumuza zarar veren tartışmalardan uzak durulmalıdır."