İran Savaşının Jeopolitik Gelgitleri

Hürmüz Boğazı'nı kontrol eden İran, küresel petrol ticaretinin %20'sini tehdit etme gücüne sahip; peki bu silahı kullansa gerçekten kazanır mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazarın iddiası, İran-ABD savaşında Hürmüz Boğazı'nın kilit rol oynadığı ve bu boğazın kontrolünün sadece bölgesel değil küresel jeopolitiği etkilediğidir. Bunu öne sürüyor çünkü Hürmüz Boğazı'ndan küresel petrolün %20'si geçmekte ve yılda 600 milyar dolar değerinde enerji ticareti yapılmaktadır. Yazının merkezinde ise jeopolitik krizlerin birbirlerine bağlı olduğu, Hürmüz'e yapılan baskının Malakka Boğazı gibi başka stratejik noktaları da harekete geçirebileceği argümanı yer almaktadır; ama acaba ABD'nin ekonomik gücüyle İran'ın coğrafi avantajı arasında gerçekten İran galip gelebilir mi?

İran savaşında Hürmüz Boğazı düğümü bir türlü çözülemiyor. Lübnan için duyurulan ateşkes üzerine İran'ın da Hürmüz Boğazı'nı açtığını bildirmesine rağmen uygulamada uzun süre devam etmedi. Zira ABD'nin boğazdan geçen İran gemisine saldırması, İran'ın Hürmüz Boğazı'na yönelik ablukasına geri dönmesine yol açtı.

Neyin ne kadar süreceği bir türlü kestirilemiyor. İran Savaşı, Hürmüz Boğazı'na yönelik açmazlarıyla daha da belirsizliğe doğru sürükleniyor.

ABD Başkanı Trump'ın birbiriyle çelişkili tutumunun yörüngesindeki savaş, gelgitlerle devam ediyor. Bir yandan müzakerenin tekrar başlayacağı ifade ediliyor, bir yandan gerilim de olunca hızıyla devam ediyor. Çoğu zaman bir tarafın diğer taraf konusunda duyurduğu bir gelişme anında diğer tarafca yalanlanıyor. İnişli çıkışlı bu seyir, belirsizliği de besliyor.

Öyle ya da böyle sonuçta somut bir durum var ortada. O da Hürmüz Boğazı'nın kilit önemi. Bu kilit açılmadan savaşın seyri belirginleşmemeye kilitlenecek.

Hürmüz Boğazı; günde yaklaşık 20 milyon varille küresel petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği, Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan dünyanın en kritik enerji nakil noktası olarak bu savaşın jeopolitik odağıdır. İran ve Umman arasında yer alan bu dar Boğaz, Suudi Arabistan, Irak, Katar ve BAE'den çıkan petrolün dünyaya ulaşımını sağlayan tek deniz yolu olmasıyla sadece bölgesel değil aynı zamanda küresel etkiye sahip jeopolitik unsurdur. Zira Hürmüz Boğazı, yılda neredeyse 600 milyar dolar değerinde enerji ticaretinin jeopolitik odağıdır.

Nitekim bilindiği gibi petrol yalnızca İran'dan değil aynı zamanda Kuveyt, Katar, Irak, BAE ve Suudi Arabistan gibi diğer Körfez ülkelerinden de gelmektedir.

Tüm bu nitelikleriyle Hürmüz Boğazı, İran'ın kullanabildiği en etkili silahtır. Bu silahtan sonuna kadar yararlanmak isteyeceği de aşikardır. Üstelik Babül Mendep Boğazı'nın da İran uzantılı Yemen'deki Husi marifetiyle İran'ın Hürmüz silahına eklemleyebilme ihtimalini de unutmamak gerekir.

Bilindiği gibi Babül Mendep Boğazı'da Kızıldeniz-Suveyş Kanalı üzerinden Avrupa-Asya ticaretinin can boğazı durumundadır. Hiç kuşkusuz Hürmüz'e bir de Babül Mendep eklemlenirse işler çok daha şiddetli hale gelir. Siz bir de Malakka Boğazı'nın da Çin hedef alınarak, ABD tarafından jeopolitik hamleye uğratılmasını düşünün, işte o zaman Çin için yeni bir pozisyon belirleme zorunluluğu belirir ki, İran üzerinden örtülü ABD-Çin çekişmesi örtüsüz hale gelir. Zira Malakka Boğazı'da Çin için ticaretin asla vazgeçilmez can damarıdır.