İran-ABD Savaşının Çin Boyutu

Trump'ın İran'ı müzakereye zorlamak için Hürmüz Boğazı'nı kontrol etme arzusu, Çin'in enerji güvenliğini tehlikeye atarken petrol fiyatları üzerinden kendi seçmenlerine karşı da risk oluşturuyor—peki ABD'nin bu hamlesinin ekonomik geri tepmesi kaçınılmaz mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, ABD-İran müzakere sürecinin asıl mesele olan nükleer anlaşmadan ziyade enerji kaynakları ve Çin'in petrol tedariki etrafında döndüğünü savunuyor. Trump'ın 2026 seçimlerinden önceki aciliyet ve İran'ın zamana güvenmesi arasında oynanacak oyunda Çin'in pozisyonu, Hürmüz Boğazı'ndan geçen enerji akışı krizinin tüm aktörleri etkilemesiyle belirleyici hale gelecektir—ancak yazarın İran'ın müzakere direncini yalnızca zaman hesabına dayandırması, diplomatik ve iç siyasi faktörleri yeterince değerlendiriyor mu?

İran Savaşı'nın düğümü belirsizliğini koruyor. ABD başkanı Trump'ın hararetli arzusuna rağmen İran tarafı müzakere zeminine şimdilik yaklaşmıyor. Zira İran için zaman faktörü, Trump'ın aleyhine işleyeceği öngörüsüne dayanıyor. Bilindiği gibi ABD Kasım 2026 ara seçimleri, ABD Başkanı Trump'ın başkanlık ömrünü belirleyici niteliktedir. ABD Kongresi'nin iki kanadında da çoğunluğun kaybedilmesi durumunda Trump için üçüncü ama bu defa çok daha riskli azil süreci başlayacağı anlamına gelmektedir. Trump'ın asla katlanamayacağı bu tablo mutlak surette tersine çevrilmesi bunun için de her yolun denenmesi Trump'ın en önemli konusu durumundadır.

İran ile ABD arasındaki müzakere başlığının en önemli konusu ise nükleer mesele görünmekle birlikte esasen İran'ın petrol varlığının çok daha önemli bir konu olduğunu söylemek mümkündür.

Bu noktada öne çıkan husus, İran üzerinden Çin'in enerji musluğunu kontrol edilmesi meselesidir. Bilindiği gibi Çin'in petrol ithalatının yaklaşık %40-50'si Basra Körfezi yani Suudi Arabistan, İran, Irak, BAE kaynaklıdır. Bu petrolün de büyük kısmı Hürmüz Boğazı'ndan geçmektedir.

Ayrıca sıvılaştırılmış doğal gazın(LNG) %30'u da Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndan geçerek Çin'e gitmektedir. Bu noktada hatırlatmak gerekir ki, İran'ın ihraç ettiği petrolün % 80'nini Çin satın almaktadır. Üstelik bu satış; piyasa değerinin altında olmak üzere petrolün yuan üzerinden karşılığında Çin'den imalat ürünleri alarak gerçekleştirilmektedir.

Çin için son derece hayati öneme sahip bu konuda; günübirlik hesap yapması, risklerini görmeden , buna dayalı önlemler almadan gelişmeleri tamamen ABD'nin ve İran'ın insafına bırakarak davranması beklenmemelidir. Çin'in özellikle dış politika stratejisi sabra dayalıdır. Bu özelliği, bugünden geleceğe yönelik bulunduğu durumu çok iyi hesap etmesine de imkan tanır.

ABD ablukası nedeniyle Hürmüz kilidinin Çin'e yansıyan olumsuzluğunu giderebilecek tüm araçları devreye sokacağına şaşırmamak gerekir.

Öncelikle ilk akla gelen Çin'in yüksek kapasiteli petrol stokudur. Ancak sadece buna güvenerek, rahat olması mümkün değildir. Alternatif yollara mutlaka başvuracaktır.