Gri-kara propaganda ile siyaset yapmak

İkiye bölünen CHP'nin belediye baskanları peş peşe AK Parti'ye geçmeye devam ediyor.

Bugüne kadar irili ufaklı birçok belediye başkanı partisinden istifa ederek AK Parti saflarına geçti. Bunlar arasında en çok dikkat çeken Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı ile Afyon Belediye Başkanı idi. Her ikisi de uzun süre CHP içerisinde aktif roller üstlenmiş ve son zamanlarda da vitrin isimler olarak öne çıkmıştı. Ancak her ikisinin de Cumhuriyet Halk Partisi'nin Kemal Kılıçdaroğlu'ndan sonra yönetimine gelen Özgür Özel ve ekibiyle uyuşmazlıkları biliniyordu.

Bunun dışında başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere birçok ilçe belediye başkanları da CHP'den istifa ederek, AK Parti'ye geçtiler.

Şimdi de İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay AK Parti rozeti taktı. Şüphesiz diğerlerinden çok daha fazla İzmir'deki bu değişim öne çıktı.

Yıllardır İzmir'de Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazanamayan AK Parti şimdi Cemil Tugay ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı deneyimi yaşayacak. Buna ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan; "İzmir'in gönül belediyeciliği ile tanışması hayırlı uğurlu olsun " dedi. Bugüne değin İzmir'de seçmenin önemli bir bölümünün tercihinin sadece CHP'ye yönelik olmasının mutlaka irdelenmesi gereken bir husus olduğu açıktır. Bu durumun diğer bir veçhesi ise AK Parti adaylarının bugüne değin; özenle seçilmiş olmasına, çok sayıda kapsamlı proje vaatlerinin seçmene sunulmasına, İzmir'in her kesimine hitap edecek bir siyasi yaklaşım sergilenmesine rağmen AK Parti'nin İzmir'de Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini kazanamamasının nedenleri de elbette irdelenmelidir.

Bu hususun temel nedeni, CHP'nin benimsediği propaganda anlayışının İzmir seçmenin üzerindeki etkisinde aranmalıdır. O propaganda anlayışı ki; esas olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan düşmanlığını tüm gri propaganda teknikleri ile yerleşik hale getirme çabasıdır. Bu kapsamda bilhassa İzmir'de öne çıkarılan, hayat tarzına yönelik kaygıyı zihinlere yerleştirilmesidir. Seçmen kitlesine yönelik olarak bu algının gerçeğin önüne geçerek, yerleşik hale getirilmesi, bugüne değin işlerin kolayca yürütülmesine de zemin hazırlamıştır. Oysa bugüne değin çeyrek asırlık iktidar döneminde AK Parti'nin politikalarında veya anlayışında hayat tarzına müdahaleyi gerektiren bir girişim yaşanmamıştır. Buna rağmen 25 yıldır özellikle İzmir seçmeninin zihnine yerleştirilen bu algı, CHP açısından sonuç vermiştir.

Bu algıyı her şeyin önüne koyan İzmir seçmeninin önemli bir bölümü ya da diğer ifadeyle tercihini hep CHP'den yana kullanan seçmenin seçim refleksi daima bu algının yörüngesinde cereyan etmiştir. Bu kesim için; hava, su, yeşil, çöp, trafik, koku gibi bir belediyenin sorumluluk alanındaki temel konular seçim tercihinin konuları olmamıştır. Ak Partili aday seçilmesin de, kim aday olursa olsun ve CHP'nin gösterdiği kişi kolayca seçimi kazansın anlayışı hakim olmuştur. Bu durum CHP açısından aday belirlemede; zaman zaman yıpratıcı kişisel rekabete, keskin koltuk yarışına, gruplaşmalara, zıtlaşmalara zemin hazırlamıştır. Aday olup seçilen belediye başkanı açısından da, tekrar seçilememe kaygısı baskın bir karakter haline dönüşmediğinden kapsamlı hizmet zahmetine girmek yerine konforlu, rehaveti bol belediyecilik süreci yeğlenmiştir. Bu durumu da zaman zaman maskeleyen, zaman zaman baskılayan yol ve yöntem olarak da; Atatürk istismarı tercih edilmiştir. Tören Atatürkçülüğü ile içi boş fikri derinliği olmayan esasen de özüyle de pek ilişkili olmayan bir rozet ve gardırop Atatürkçülüğü anlayışıyla seçmen kitlesi konsolide edilmeye çalışmıştır.