Yazar, Trump döneminde ABD'nin sömürgeci niyetlerini açıkça ortaya koymasının, uluslararası hukuk düzeninin ikiyüzlülüğünü gözler önüne serdiğini savunuyor. Bu açılım aslında insanlığı gerçeklerle karşı karşıya bırakarak küresel bir vicdan hareketi doğurabilir. Peki bu "maskesiz emperyalizm" çağında, bölgesel ittifaklar kurmanın dışında başka çözüm yolları görmüyor muyuz?
Uluslararası ortamın her geçen gün artan kaotik durumu yeni sorunlar, yeni açmazlar, yeni tahribatlar üretmeye devam ediyor.
İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası düzen, insanlık değerlerine ve güçlü hukuki zemine dayalı olmadığından esasen her zaman sorun üretmeye yatkın idi. Başta Birleşmiş Milletler (BM) olmak üzere dengeli olmayan, eşitsiz küresel yapılanma buna kaçınılmaz olarak yol açıyordu.
Bugüne değin yeryüzüne dayatılan; güçlünün zorbalığı, güçlünün hukuk tanımazlığı, güçlünün kendi çıkarları doğrultusunda her şeyi mubah saymasıydı. Yani güçlü bir şekilde işleyen uluslararası hukuk düzeni zaten yoktu. Sömürü düzenine dayalı mekanizma hakim idi. Ancak yine de insanlık adına, hak, hukuk, adalet adına az da olsa itirazların kabul görmesi mümkün oluyordu. Zorbalığı yeğleyenlerin başka topraklardan silah zoruyla çıkar devşirmeleri yeni değildi. Elbette bugün de aynı durumu yaşıyoruz. Ancak arada bir farklılığın olduğunu da görmeliyiz. Silah zoruyla yapılan her hamlenin, yapan tarafından hiç değilse kendi halkına yönelik yaptığını maskeleme, kılıflama ve buna dayalı bir meşruiyet refleksi mutlaka ortaya konuyordu. Ancak şimdi bu refleksin de gösterilmediğine tanık oluyoruz.
Şimdi silahla yapılan zorbalığın gerçek nedeni pervasızca, açık açık ortaya konulmaktadır. Venezuela'dan Devlet Başkanı'nın zorbalıkla kaçırılmasının gerekçesinin petrol olduğu net olarak ifade edilmiştir. İran'a savaş açanların da gerçek niyetlerini gizlemedikleri ortadadır.
Bu durum; sömürgeciliğin, zorbalığın, emperyalizmin maskesiz evresidir. Bunu da en iyi temsil eden ABD Başkanı Trump'tır. Öncekilerden farklı olarak yapmak istediklerini açık açık ortaya koyarak, maskeli zorbalığın, maskeli sömürgeciliğin, maskeli emperyalizmin şimdi maskesiz evresini temsil etmektedir.
Bu durum aslında çok uzun soluklu sürdürülmez bir aşamayı da temsil etmektedir. Zira insanlığın gerçeklerle daha fazla yüzleşmesine yol açmaktadır. Küresel düzeyde bir vicdan hareketinin oluşabilmesine zemin hazırlamaktadır. Bu durumda halkların yönetimlerle olan samimiyet ilişkisinin zedelenmesine ve dolayısıyla yönetenlerin yönetim erkini pervasızca kullanmalarını engelleyebilecek bir atmosferin doğmasına vesile olmaktadır.
Örneğin tarihinde ilk defa ABD'de Siyonist, soykırımcı İsrail'e karşı böylesi büyük bir tepki doğmuş ve yine tarihte ilk defa ABD kamuoyunda İsrail karşıtlığı bu denli yükselmiştir. Yeryüzünün birçok yerinde acı gerçeklerle yüzleşen milyonlarca insanın ortaya koyduğu tepkiler de mevcut durumun uzun soluklu olamayacağının umudunu doğurmuştur.
Bu noktada bir başka umut ise; zorbalığa uğrayan ülkelerin doğru zeminde, doğru mekanizmalarla bir araya gelerek samimi ittifakları kurabilmesidir. İran Savaşı'ndan öncelikle ders çıkarması gereken İran'dır. İslam coğrafyasında İslam ülkelerinin birlik ruhuyla davranamamasının sonucu, kendilerine karşı sömürgeci, soykırımcı Siyonist yapının kolayca zorbalıkla davranmasıdır. Bunun için evvel emirde ortak çıkarların zemininde güçlü, büyük, geniş bir ittifak zemininin oluşturulmasıdır. Bu ittifak zemininin odağı, toprak bütünlüğünü koruma kararlılığı olmalıdır. İttifak paydaşlarının birbirlerine karşı sahici samimi ve kalıcı güven unsurunun oluşturulmasının temel koşulu, herkesin toprak bütünlüğüne saygılı olması ve o toprak bütünlüğünü zedelenmemesi konusunda kendi hassasiyetini ittifakın diğer paydaşları için de gerçekçi bir şekilde sahici ve samimi olarak ortaya koyabilmesidir.

3