CHP'de koltuk kavgası

CHP'deki gerilim durulmayıp, tırmanarak sürüyor. Geçtğimiz gün Genel Merkez binasını savaş alanına çevirdiler. Kim mi CHP'liler.

CHP ne yaşıyorsa kendi iç çelişkileri, ayrışmaları ve giderek gerilimi aratarak yaşadığı iç kavgaları yüzünden yaşıyor.

Bunun mazisi, cumhurbaşlığı seçim sürecine dayanıyor. CHP içi gerilim, cumhurbaşkanı adaylığı çekişmesiyle boyutlandı. Kemal Kılıçdaroğlu ile Ekrem İmamoğlu arasındaki çekişme, partiyi ikiye böldü. O zaman başlayan ve yine parti içinde dillendirilen, "Kemalciler", "Ekremciler" saflaşmasının bugün kavgasını izliyoruz. Bu kavga tamamen koltuk kavgasıdır. Bir parti fikri bütünlük içinde davranırsa başarılı olur. Fikri ayrışmalar ise partiyi fikren daha iyiye taşıyabilmek için yaşanırsa kıymetli olur. CHP'de bunların hiç biri yaşanmadı. Bugüne taşınan kavgaya yol açan fikri bir ayrışma değildir. Fikir tartışması değildir. Tamamen koltuk gerilimi, koltuk kavgasıdır.

Bunun aksini söylemenin ilk akla gelen engeli; Özgür Özel'in Kemal Kılıçdaroğlu için 38.Kurultay aşamasına kadar gösterdiği çabadır, peşinden ağlamasıdır, istifa çağrılarına göğüs gererek, istifa çağrıları yapanları AK Parti'likle suçlamasıdır. Şimdi aynı Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu'nun fotoğraflarının parçalanarak, "hain" sloganlarının atılmasının yolunu açandır. Genel Merkez'de yaşatılan kavganın ardından, yoğun yağış altında ıslanarak, yürümesi, polis tomasının üstüne çıkıp yumruk görüntüsü vermesi, fikri bir değerin ve farklı güçlü bir fikrin eseri değil, tamamen koltuk kapmacanın refleksidir. İmajla, algıyla hakikatlerin örtülmeye çalışılmasıdır.

38.Kurultay'a "şaibeli" sıfatını takanlar, CHP içindekilerdir. Delegelerin para, menfaat karşılığında iradelerinin sakatlandığı iddiasını yargıya taşıyanlar, CHP'lilerdir. Sırtından hançerlendiğini söyleyerek, partiyi yolsuzluklardan, ahlaksızlıklardan arındıracağını ifade eden CHP'nin 13 yıl Genel Başkanlığını yapan bir başka CHP'lidir. Belediyelerden yargıya taşınan tüm iddialar, CHP içi kaynaklıdır. Kanıtlar, tanıklıklar, itiraflar, pişmanlıklar hep CHP menşeylidir. Tüm bunları yok sayarak, suçu, suçluları başka yerlerde aramak, iktidarı hedefe koymak, hakikat arayışını köreltmektir.

Bugün yaşanılan koltuk kavgasının esası, partiyi ve partilileri hakikatten uzak tutma çabasına odaklanmıştır. Hakikaten uzak tutma çabası, Özgür Özel ve ekibinin refleksidir. Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi ise yolsuzluklara, ahlaksızlıklara yönelik iddialara dair hakikatin anlaşılması refleksindedir.

Kemal Kılıçdaroğlu bu çabasında hukuki ve siyasi imkan bulabilirse, partiyi tüm aşamalarından geçirerek, kurultaya götürüp, kendisini değil yeni bir genel başkan adayını öne çıkarır ve bununla eş zamanlı olarak, cumhurbaşkanı adayını da açıklayabilir. O aday da Mansur Yavaş olur. Böylece Özgür Özel- Ekrem İmamoğlu denklemini tasfiye etmeyi daha az sorunla başarabilir. Bu yolla da; kişisel hırsı için değil, partiyi yolsuzluklardan, ahlaksızlıklardan kurtarmanın sorumluluğuyla davrandığını ispatlama fırsatı bulabilir. Bunun yanı sıra; Özgür Özel ve ekibinin Kılıçdaroğlu'nu cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik suçlamalarını da, Mansur Yavaş'ı aday göstererek boşa çıkartma imkanı elde edebilir.