CHP'de ayrışmanın geldiği nokta

Mahkemeden çıkan mutlak butlan kararıyla CHP için yeni bir sancılı süreç başladı. Şimdi gözler Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel'de.

Mahkemenin kararıyla göreve gelen ve görevden giden bu iki ismin nasıl bir tutum içinde olacakları anlaşılmaya çalışılıyor.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun göreve geri döneceği, Özgür Özel'in ise buna direneceği anlaşılıyor. Ortada yeni bir karmaşa görüntüsü belirmiş durumda. Gelinen bu noktaya kadar devam eden taraflar arasındaki ayrışma, yakın geçmişe dayanıyor.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde adaylık tartışması, bu ayrışmanın esasıydı. Fikir farklılığı olmadan giderek ivmelenen bu ayrışma; statü, makam, koltuk çekişmesiydi. Parti o zaman Ekremciler, Kemalciler olarak adeta ikiye bölünmüştü. Kemal Kılıçdaroğlu'nun ısrarlı reddiyesine karşın Ekrem İmamoğlu da ısrarlı adaylık tutumunu sürdürdü.

O dönemin CHP içerisindeki ayrışmanın zaman zaman bir tarafı da, "Altılı masanın" bileşenleri nezdinde de belirginleşiyordu. Özellikle o dönemin İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in Ekrem İmamoğlu'nu öne çıkarma çabası dikkat çekiyordu. Kemal Kılıçdaroğlu'nun itirazlarına rağmen bu ısrarın devam ettirilmesi şüphesiz CHP içerisindeki ayrışmanın bir başka besleyicisiydi. Sonuçta Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanı adayı olamadı, Kemal Kılıçdaroğlu da seçimi kazanamadı. Bunun üzerine Ekrem İmamoğlu seçim gecesinin sabahı "değişim" vurgusu yaparak, CHP'de kurultay sürecinin fitilini ateşledi.

Böylece CHP kurultay sürecine girmiş oldu. Kemal Kılıçdaroğlu için gözyaşı döken, seçimi kaybedince Kemal Kılıçdaroğlu'nu istifaya çağıranlar için; "bunları kazırsanız altından AKP çıkar" diyen Özgür Özel de ayrışmanın tarafı olmuş, safını Ekrem İmamoğlu'ndan yana kullanmıştı. Ve ardından gerçekleşen kurultay, CHP içinde tartışması bitmeyen ve önüne yine CHP içi ayrışmanın ürünü olarak, "şaibeli" sıfatı takılan bir kurultaya dönüştü.

CHP içerisinden başlayan bu itirazlar, şikayetler giderek mahkemelere taşınmış ve CHP için ayrışmanın adeta mahkeme evresi başlatılmıştır. Oysa kurultaylar, siyasi partiler için bir anlamda derlenip toparlanmanın, fikri bütünleşmenin de adresidirler. CHP için hiç böyle olmamış, aksine ayrışmayı daha da derinleştirerek, bir dizi usulsüzlük ve yolsuzluk iddialarının kaynağı haline gelmiştir. Nitekim bu bağlamda bu kurultaya damgasını vuran söz; Kılıçdaroğlu'ndan gelmiş ve "sırtımdan hançerlendim" metaforunu hep diri ve canlı tutmuştur.

Şaibeli kurultay tartışmalarının özü; bilindiği gibi kurultay delegelerinin iradelerinin menfaat sağlanarak sakatlanması iddialarına dayanıyordu. Bu durum süreç içinde, başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere birçok il ve ilçe belediyesine yönelik yolsuzluk iddiaları ile daha da derinleşti. CHP içerisinden doğan şikayetlerin savcılıklara yansıtılması ve zaman içinde ortaya çıkan deliller, tanıklıklar, itiraflar, pişmanlıklar yargı sürecinin boyutlanmasına yol açtı.