CHP'de iç gerilim yıpratıcı olmaya devam ediyor. Geçen hafta Partinin TBMM Grup toplantısında yaşanan gerilimin bu hafta da tekrarlanma ihtimali çok yüksekti. Bu durum partinin bu hafta grup toplantısı yapmamasına yol açtı. Bu haliyle işler daha da keskinleşiyor. İhraçlar, görevden almalar, istifalar yaşanmaya başladı.
Bu hamleler yaşandıkça kişisel gerilimler daha da boyut kazanıyor. Özellikle Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik öfke daha da artıyor. Hainlikle suçlanıyor, adaylık sürecine yönelik yakışıksız iddialarda bulunuluyor. Proje olduğu söyleniyor, adeta kazanmamak üzere adaylığı özellikle işgal ettiği ithamında bulunuluyor. Şimdi de Hükümet ile işbirliği yaptığı, Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu ikilisinin önünü kesmek için çaba sarf ettiği yakıştırması yapılıyor. Özgür Özel ve ekibi benimsediği bu tutumla, Kılıçdaroğlu'nu değersizleştirerek, etkisizleştirmeye çalışıyor. Yani hemen hepsini siyasete kazandıran kişiyi büyük bir öfkeyle, hırsla, kinle zedelemenin, yıpratmanın büyük çabası sergileniyor.
Oysa aralarında ne fikri bir kopuş, ne de ideolojik bir ayrışma yaşanıyor. En belirgin yaşanan husus; Kılıçdaroğlu'nun Partide yolsuzluklar olduğuna dair kesin kanaatinin varlığıdır. Buna karşın Özgür Özel ve ekibi yolsuzluk iddialarına ilişkin en ufak bir acaba denilmesini bile asla kabul etmiyorlar. Onlar için herşey iftira. Hiç bir iddianın araştırılmasına da gerek yok. Neyin hakikat olduğununun da önemi yok. Önemli olan halkın neye inandırıldığıdır.
Bu yaklaşımla parti kitlesini konsolide etmeyi amaçladılar. Büyük ölçüde de başarılı oldular. Ancak şimdi Kılıçdaroğlu en üst perdeden, ısrarla yolsuzluklara ilişkin arınmadan söz ediyor ve mücadelesinin bunun için olduğunu yüksek sesle haykırıyor.
Bunun parti kitlesi üzerinde hemen değilse de zamanla etkisinin artacağı söylenebilir. O zaman hakikatin değeri herkes için şüphesiz kıymetli ve çok belirleyici olacaktır. O vakit Özgür Özel ve ekibinin CHP'den ayrılarak, yeni parti oluşumuna dair muhtemel adımları da daha belirgin olacaktır. Zira hakikatin seyri, yapmak istediklerini doğrudan etkileyecektir.
Diğer bir ifadeyle Kılıçdaroğlu'nun yolsuzluklara yönelik mücadelesindeki başarı, temel belirleyici olacak. Bunun yanısıra Kılıçdaroğlu tarafından ortaya konulacak bir diğer çaba da, FETÖ konusunda olmak zorundadır. Hatırlanacağı gibi Kılıçdaroğlu, mutlak butlan kararı sonrası CHP Genel Merkezine ilk gelişinde yaptığı konuşmada ;
"Benim bu millete, bu aziz millete, bu cefakar örgüte bir özür borcum var. Bu milletin kurtuluşu, adaleti ve aydınlık geleceği için başlattığım o kutsal yürüyüşe arkamızdan sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ terör örgütü ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum. Biz vatan dedikçe, biz millet dedikçe kapalı kapılar ardında dış odaklardan medet uman, onlardan icazet ve yardım dileyen o gafilleri koynumda beslediğim için sizlerden özür diliyorum" demişti.

6