Asrın depreminin 3. yılında

11 ilimizi yerle bir eden asrın depreminin üzerinden üç yıl geçti. Kaybettiğimiz canlarımızın acısı hepimizin yüreklerinde ilk günkü tazeliğini koruyor. Onları her daim rahmetle yad ediyoruz. Yeryüzündeki depremler içerisinde eşine az rastlanır iki büyük depremi peş peşe yaşamış olan 11 ilimizin yaralarını sarabilmek için devletimiz büyük bir seferberliğe girişti.

Bugüne değin inşaat, gıda, barınma enerji alanlarında toplam 91.5 milyar dolarlık harcama yapıldı ve bugüne değin 455.000 konut hak sahiplerine teslim edildi, şehirler yeniden ayağa kaldırıldı.

Depreme dayanıklı yerleşme alanları olmaları konusunda büyük bir hassasiyet gösterildi ve bundan sonrası için depremle yaşamaya alışmamızın güvencesi barındığımız konutların dayanıklılığı olması için büyük bir çaba sarf edildi. Eşine az rastlanır düzeyde tam bir seferberlik ruhuyla başarılmış olan bu tablo, depreme hazırlık yapması gereken tüm şehirlerimiz için hiç kuşkusuz hayati önemdedir.

Bu noktada kentsel dönüşüm sistemini bugüne değin başarıyla uygulayamamış ne kadar yerleşme birimimiz varsa onların 11 ilimizin yaşadığı acı tablodan büyük dersler çıkararak hiç vakit kaybetmeksizin kentsel dönüşüm sürecini başlatmaları; bu konuda devletin sunduğu yeni imkanlarla ve yeni düzenlemelerle kolaylaştırıcı yol ve yöntemleri bir an evvel hayata geçirmeleri kaçınılmazdır. Yerel yönetimin en büyük başarısı en önemli hizmet tanıtımı bu alanda olmalıdır.

Başta İstanbul olmak üzere birçok şehrimiz ülkemizin teknik yapısı gereği deprem tehdidi altındadır.

Bu gerçeğin göz ardı edilmeden ama deprem tehdidinin de ortadan kaldırılabileceği imkanının varlığı da hesap edilerek başta yerel yönetimlerin önemli adımlar atması ve gereğini artık gecikmeden yapması hayati değerdedir. Bu noktada unutulmamalıdır ki 11 ilimizin sınırları içerisindeki birçok şehrimizde kentsel dönüşüm süreçleri yeterince kapsamlı ve hızlı bir şekilde dayanıklı konutlar üretilemediğinden yaşadığımız asrın felaketinin sonuçları da ağır olmuştur.

Bu konuda ilk akla gelen örnek; Antakya ve İskenderun şehirlerinde mahalle sakinlerini ideolojik yaklaşımlarla yanlış yönlendirerek sözde iktidara karşı siyasi bir hamle yapma gayretinin bir parçası haline getirilerek kentsel dönüşüme karşı çıkılmış olmasıdır.

Çok acıdır ki asrın depreminde bu mahalleler çok büyük bir yıkımla ve can kaybıyla karşılaşmıştır.

İşte tüm bunlardan acı dersler çıkararak risk altındaki tüm yerleşkelerimizin süratle depreme dayanıklı hale getirilmesi Türkiye'nin bir milli güvenlik meselesidir.

Bu konuda İstanbul'un kayıp yılları bu noktadaki kaygıyı daha da büyütmüştür.

Bugüne değin gecikmeden yapılması gereken birçok önlem alınmamış; kentsel dönüşüm konusunda yaygın bir pratik maalesef yaşanmamıştır.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın 2019'dan bugüne değin siyasi çekişmelerin parti içi siyasi aday meselelerinin cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik eksilmeyen çekişmeler büyükşehri yönetenlerin enerjisi, İstanbul'un depreme hazırlanmasının önüne geçmiş ve aradan geçen bu süre içerisinde gerekli tedbirler yeterince alınamamıştır. Tüm bunların yanı sıra bir husus da mutlaka hatırlanmalıdır. Asrın depreminin yaralarının sarılması için başlatılan seferberlik kapsamında TV ekranlarından yapılmış yardım çağrılarına katılmış olan yardımseverlerin katkıları da çok dikkat çekiciydi.