ABD-İsrail ikilisinin İran saldırısının içerdikleri

ABD-İsrail ikilisinin İran saldırıların bir çok açıdan değerlendirmesi her açıdan bir zorunluluktur.

Her şeyden önce savaşlara yönelik bakış açısında haklılık ölçüsü, gözden asla Irak tutulmaması gereken bir gerçektir. Her savaşın dayandığı bir siyasi temel ve buna bağlı olarak da arzulanan hedefleri vardır.

ABD İsrail ikilisinin İran'a karşı başlattıkları savaşın esası nelere dayanmaktadır ABD için İran mutlaka savaş ilan edilmesi gereken bir ülke midir ABD için İran, her şeyi göze alarak savaşılması gereken bir odakmıdır ABD başkanı Trump'ın ikinci başkanlık döneminde dilinden düşürmediği "barış" sözcüğünün İran'a karşı başlatılan savaşta ki anlamı nedir İran; mutlaka zorunlu olarak durdurulması, müdahale edilmesi, savaşılması gerekecek düzeyde ABD'yi tehdit eden bir aktör müdür Bir savaş ancak kendi varlığını yok etmeye dayalı olması durumunda anlam kazanır.

Buna göre İran Savaşı'nda yok edilmek istenen İran mı haklılığın odağıdır yoksa ABD mi

Tüm bu soruların ABD açısından cevabı çok nettir çok yalındır ve ABD içinde akli selim sahibi her kesimden aktörün zihninde ve dilinde de yeri nettir. O da çok açık bir şekilde, ABD'nin İran'a savaş açmasının hiçbir haklılığının olmamasıdır.

Zira bu tutum, giderek Trump'ı zora sokmaya başlamıştır. ABD açısından İran'a savaş açmanın tek bir odağının olduğu artık ABD kamuoyu nezdinde netleşmiştir. O da, Trump'ın özel nedenlerle siyonist çeteye, Netanyahu'ya teslim olmasıdır.

ABD için savaşa dair sıralanan soruların ve sorgulamanın İsrail açısından ise hiç bir önemi yoktur. Diğer bir ifadeyle İsrail'in herhangibir refleksinden değer sorgulaması yapmanın, savaşın haklılık ölçüsünü aramanın bir anlamı yoktur. Zira İsrail başlıbaşına gayri ahlaki, gayri hukuki, gayri meşru bir unsurdur ve işgal ettiği topraklarda ki varlığının hiçbir meşruiyeti yoktur. Dolayısıyla attığı her adım gayri meşrudur.