Geçtiğimiz hafta nihayetlendirilen (Gerçi daha İsrail'in resmen onaylaması gerekiyor) Hamas'ın silahsızlandırılmayı kabul ettiği anlaşma çok önemliydi. Ama hem Gazze'de süregiden İsrail saldırılarının hem de ABD'nin bir açıklayıp bir ertelediği "İran'a yönelik büyük enerji saldırısı" haberlerinin gölgesinde kaldı. Önemli çünkü bir yandan da ABD'nin Ortadoğu'ya getirmeye çalıştığı dizayn için çalışmaya ve tarafları ikna etmeye uğraşmaya devam ettiğini, taraflar tarafından belirli sınırlarla ikna edilmeye de hala açık olduğunu gösteriyor.
Anlaşmanın işleyip işlemeyeceğini bilmiyoruz. Hamas, silahlarından vazgeçmeyi (ki bu Hamas'ın direniş örgütü olma kisvesinden sıyrılması demek. Tabi ki bu topraklar silahsız direnişi de gördü ama bugünün şartlarında silahsız direnişin mesaj vermek dışında büyük bir başarı şansı olmadığını biliyoruz) İsrail'in Gazze'den çekilmesi şartına bağlıyor. Lübnan Çerçeve Anlaşmasından farklı olarak ABD'nin 2025'de önerdiği 20 maddelik anlaşma İsrail'in Gazze'deki saldırılarına ve işgaline son vermesi ile Hamas'ın silahsızlandırılması arasında bir ilişki kuruyor. Fakat elbette taraflar arasında büyük bir güvensizlik var.
HAMAS VE İSRAİL NE UMUYORLAR
Hamas, Ortadoğu'daki savaşın daha bitmemesinden -dolayısıyla kazanan ve kaybedenin net olmamasından- faydalanarak Gazze'nin yine de kurtarılabilir olduğunu göstermek istiyor. Biliyoruz ki İsrail'in seçimlere doğru Gazze'deki saldırıları sürdüğü gibi, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki provokasyonları da arttı. Bu Anlaşmanın arabulucuların Türkiye, Katar ve Mısır olduğu düşünülürse ABD/İsrail-İran savaşı sona erdiğinde sahadaki duruma bağlı olarak bu aktörler yumuşak/esnek bir eksen dahilinde bölgesel dengelemelerin parçası olacaklar. Bu dengelemeler, ABD müthiş bir yenilgi yaşayıp bölgeyle ilgili tüm konulardan kendini sıyırmaz ise, Washington'un da öyle veya böyle rızasını alacak. Dolayısıyla Hamas, Hamas sonrası kendi adına varlık alanını bu yumuşak eksenler dahilinde devam ettirmek de istiyor.
İsrail'in elbette arzusu tüm Hamas imalarından, referanslarından arınmış bir Gazze ve Filistin gerçekliği inşa etmek. Fakat savaş, İsrail'i bu amacına gerçekleştirdiği tüm yıkıma rağmen ulaşamadı. Dolayısıyla Anlaşma eğer gerçekleşirse İsrail adına böyle bir kazanç vaat ediyor. Fakat, Hamas'ın bıraktığı silahlar İsrail veya uluslararası bir komisyonun değil, Filistinli teknokratların toplaştığı Filistin Ulusal Komitesi'nin denetiminde olacak. Dolayısıyla İsrail adına kazanç var ama oyunun bir daha oynanmak zorunda olmayacağı büyük bir zafer yok. Gazze Barış Kurulu, Yönetim Kurulu, Gazze Yönetim Kurulu, İstikrar Gücü, Polis Gücü ve Ulusal Komite gibi çok katmanlı (belki bölünmüş de denebilir) Gazze'nin ileriki yönetimi İsrail'e hala ABD'yi ikna etmesi gereken bir oyunun oynanacağını hatırlatıyor. Bu arada başkaları da (Türkiye, Mısır, Katar, Suudi Arabistan, Pakistan vb) ABD'yi ikna etmek yolunda oyunda olacaklar. Bu nedenle henüz Hamas'ın kabul ettiği anlaşma İsrail tarafından resmen onaylanmadı ve Tel Aviv, Hamas'ın İsrail'in çekilmesi ile ilgili şartı silah bırakmanın ön koşulu haline getirerek anlaşmayı esnetmeye başladığını iddia etti.
Bu iddia, İsrail adına Gazze Anlaşmasının bir tür Lübnan Çerçeve Anlaşması gibi yorumlanmasının önünü açma çabası. İsrail'in yaptığı anlaşmaları sonrasında farklı yorumlama konusunda çok parlak ve güvenilmezliği tescil eden bir sicili de var. Fakat hiçbirimiz Gazze'de bile Hamas konusunda farklı düşünenler olsa dahi yaşananlar dahilinde Gazze direnişi ve Hamas Yönetimi arasındaki organik bağı yadsıyamaz. Gazze'de Hamas dışında faaliyet gösteren ve İsrail işgali ile mücadele eden başka gruplar olsa da İsrail'in Gazze'de yaptıkları kadar, Hamas'ın ABD tarafından ve bölgesel siyaset tarafından muhatap alınıyor olması Gazze'de siyasi irade dediğimiz de Hamas dışında çok az alternatif geride bırakıyor. Dolayısıyla mesele Lübnan Yönetimi ve Hizbullah arasındaki girift ilişkiden çok farklı. Bu yüzden de İsrail'in anlaşmayı farklı yorumlama kanalları nispeten sınırlı. İsrail seçim yolundayken Gazze'den çekilmeyi tamamen reddedecek siyasi partiler ve figürler de ortaya çıkacaktır. Gazze'den çekilse İsrail adına Hamas'ın kendi stratejisini (direniş sonuçta işe yaradı) haklı çıkarma riski de var. Tel Aviv'i de bu açıdan çok kolay bir süreç beklemiyor. Tarafların anlaşmaya uyduğunu denetleyen mekanizmaların önem kazanmasını bekleyebiliriz elbette ki fakat bu mekanizmalar da sorunsuz işlemeyecektir.
ABD ÇOK İSTEKLİ NEDEN
Bu anlaşma ABD istediği için ve bölgesel arabulucular bu anlaşma olsun diye çalıştığı için gerçekleşti. ABD, İran savaşı sonrası bölgesel düzeni dizayn etmeye aslında savaş öncesi Gazze Planı ile başlamıştı. Bölgesel devletlerin (kimi Müslüman ekseni, kimi Sünni ekseni, kimi statüko ekseni filan diyor) Gazze'de yaşananlar ve İsrail'in Filistin karşıtı politikaları konusunda hassasiyeti malumdu. Bu sadece kimlik dayanışmasına ya da insani nedenlere dayalı bir hassasiyet de değildi; Gazze'deki İsrail stratejisi Lübnan, Afrika boynuzu ve doğu Akdeniz gibi uzantıları ile İsrail yayılmacılığını ateşliyor, bir yandan da özellikle belli ülkelerde rejimlerin ve halkın tercihini birbirinden ayırarak bir rejim güvenliği sorunu yaratıyordu. Oysa ABD, gelecekteki güçler dengesinde bölgesel aktörleri İran'ı dengeleyip sınırlandıracak işleyen bir güçler dengesinin parçası olarak görmek istiyordu. Keza bu tür bir güçler dengesinin ABD eliyle dizayn edilmiş bir denge olduğundan hiç şüphe duyulmamasını da arzu ediyordu. Zaten o nedenle bu tür bir düzende İsrail'in güvenliğinin garanti altına alınması, bunun görünür hale gelmesi çok önemseniyordu. Bugün İran savaşının nasıl biteceğinin iyice belirsiz olması, daha doğrusu İran'ın direnç kuvvetinin kırılamaması, ABD için o gün bölge ile ilgili kurduğu tahayyülleri daha önemli hale getiriyor. ABD, İsrail, bölge devletleri ve İran arasında güçler dengesini bizzat (kimini sevip kimini döverek) kurarken bölge devletlerini çoklukları ve ulusal arzulara kapılmaları riski dolayısıyla en esnek hat olarak düşünüyor. Bu hattın Washington'un yanında olması, İsrail'in güvenliğini tehlikeye atmayacak bir düzene çapalı olmaları ve belli kazançlar üzerinden yalpalanmalarının kontrolü çok önemli. Bu yüzden ABD, Gazze Planının işlediğini göstermek durumunda. Bu plan işlemeden Suudi-İsrail normalleşmesi gibi adımlar için tepinmesi de çok etkili olmayacaktır.

25