Her temas insan ruhunda bir iz bırakır. İnsanın insanla, düşünceyle, mekânla ve medyayla teması, onun ruhunda bir iz bırakır. Bu yüzden hayatımızdaki insanları, okuduğumuz kitapları, gittiğimiz mekânları ve takip ettiğimiz medya ortamlarını dikkatlice seçmeliyiz. Çünkü her insan içinde var olduğu, yaşadığı çevrenin insanıdır.
İnsanın olduğu gibi zamanın da bir ruhu vardır. Yani insanlık tarihinin her devrinin yücelttiği ve her devirde öne çıkan bir kavram vardır. Dünün ruhu "sanayileşme" kavramında gizliydi. Sanayileşme, insanı, toplumu, aileyi, eğitimi, kısacası hayatın tamamını etkiledi. Bugünün ruhu ise "dijitalleşme" kavramıdır. Her şeyin dijitalleştiği bir çağda yaşıyoruz. Dijital vatandaşlık, dijital bankacılık, dijital ticaret ve dijital medya.
Modern insan, zamanının önemli bir bölümünü bu dijital medya ortamlarında geçiriyor. İşte bu yüzden zamanımızın önemli bir bölümünde maruz kaldığımız medya ortamları ve içerikleri duygularımızı ve düşüncelerimizi derinden etkiliyor. Bu yüzden medya ortamlarındaki içeriklerin niteliği önem arz ediyor. Peki, medya bize ne söylüyor
İstisnalar dışında, medyanın içler acısı berbat halini üç kelimeyle özetleyebilirim; siyaset, ihanet ve cinayet…Medya içeriklerinin büyük çoğunluğu bu üç kelimeyle ilişkili sözel ve görsel içeriklerden oluşuyor. Bu iddialı ve karamsar söylem, bence de biraz daha açıklamayı hak ediyor.
Merhum Cemil Meriç; "Maddeci medeniyet önce Tanrı'yı öldürdü, sonra insanı. Tanrıların yerini, ideolojiler aldı" der. Et ve tırnak gibiyken tefrikalara ayrılmamızın ve kimi insanların bu denli partizanca davranmasının nedenlerinden biri medyada baskın olan siyaset, ideolojiler ve sistematik ayrıştırma kampanyalarıdır. Ötekini düşmanlaştırma çabası. Ve artık yaşamını, ilişkilerini, iletişimini; ideolojisini merkeze alarak düzenleyen topluluklar. Aynı kişi bir medya ortamında "kahraman" iken bir diğerinde "hain." Bir yerde güller atılıyor, diğerinde taşlar…Kim doğru söylüyor Evde siyaset, okulda siyaset, kahvede siyaset, sokakta siyaset…Medya sayesinde siyasetin girmediği bir yer ne yazık ki kalmadı.
Türk medyasının dünya çapında ün kazanmasına vesile olan dizilerimiz var artık. Peki bu dizilerimizde ne tür içerikler var En çok izlenen dizilerin konuları genel olarak ihanet, ihtiras, lüks yaşam ve aşk meşk işleri üzerine. Bu dizilerde izleyicilerin bilinç altına; aşkın engel tanımayacağı, insanın sadece haz ve mutluluk kovalaması gerektiği, özgürlüğün bir sınırının ve normunun olmadığı, evliliğin ve ailenin modası geçmiş kavramlar olduğu, insanın bedeni üzerinden varoluşu ince ince işleniyor.

27