Bütün derslerimin başında, öğrencilerimin o dersle ilgili gündeme dair getirdikleri konuları tartışırız. Bu haftaki konulardan biri, "Norveç'teki dijital yasaklar"dı. Biliyorsunuz Norveç, 16 yaş altına sosyal medya yasağıyla yetinmedi, dijital yasakları genişletiyor. Bazı platformları yasaklıyor. Okullarda uygulanan telefon ve akıllı cihaz yasaklarıyla, akran zorbalığını yarı yarıya azalttıklarını açıkladılar. Bu aydan itibaren de kamusal alanlarda mahremiyeti ihlâl edici yapay zekâ içerikli cihazların kullanımını sınırladı.
"Bence" dedim, "üniversite kampüsleri de belirli günlerde ilgili laboratuvarlar hariç, internetsiz hava sahası ilan edilmeli." Gülümsediler.
Yapay zekâ yasakları sorunu ortadan kaldırmaz ancak, alternatif yöntemler geliştirilmediği sürece insanlığı büyük bir tehlike bekliyor: Düşünebilme becerisini kaybetmek!
Descartes'ın "Düşünüyorum öyleyse varım" sözünden hareketle, düşünme becerisini yitirmiş insan yok olur, robotlaşır.
Tehlike, genelin sandığı gibi, robotların insanlaşarak, insan türünü gereksizleştirmesi değil, tersine, insanın düşünme gücünü yapay zekâya teslim ederek robotlaşmasıdır.
Son örneği web uygulamalarında kullanılan yazılımda belirlenen iki güvenlik açığında yaşadık. Dünyanın birçok ülkesinde kurumlar alarma geçti. Bana göre esas tehlike, güvenlik açığının olması değil, o açığı bulanın yapay zekâ olmasıdır. Olasılıkları, riskleri araştırma ve tahmin edebilme becerisinin insandan yapay zekâya geçmiş olmasıdır.
İyi eğitimli bir dostumun yapay zekâ ile dertleşmesini, arkadaşımın atacağı iş maillerini yapay zekâya yazdırmasını masum eylemler sayamayız. İnsan böylelikle kavrama, değerlendirme, analiz etme kapasitesinden uzaklaşıyor. Komutla hareket eden, anlamsız yığınlara dönüşüyor.
Düşünme becerisini yitiren insan, okuma ve ifade becerisini zaten terk ettiğinden edebi yaratıcı alanlara da yönelemez. Anlamını yitiren insan, V. Frankl'ın ifadesiyle ya zevk arayışına girer ya da boşlukta yok olur.
Eğitim sisteminde dijitalleşmeyi kutsayarak uyum sağlayıcı çözümlerin, "insan olma"yı destekleyen yöntemler çerçevesinde gözden geçirilmesine ihtiyaç olduğu açık.
Yabancı olmanın yalnızlığı görünür olan Afrikalı öğrencimi işaret ederek sınıfın geri kalanına "Onun ne hissettiğinden hepiniz sorumlusunuz" demem bundandı. Birinci sınıflara "birlikte" çalışmalarını gerektiren proje ödevi vermem de bundandı.
Yapay zekâdan korkmalıyız evet, ancak işlerimizi elimizden alacağı için değil, düşünme becerimizi de elimizden alacağı için. Bu korkunun gereğini yapmakta gecikemeyiz.
Anahtar ülke
Mekke Anlaşması (Suudi Arabistan, Pakistan),
Bedir Mutabakatı (Katar, Pakistan, Endonezya),
Libya'nın Türkiye ile deniz yetki alanı anlaşmasını onayı,
Türkiye ev sahipliğinde 7 ülkenin (Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya) toplantısı,

8