Süreç, sonuç, duygu...

Uzun süredir "ne kadar duygusal" ifadesini kullanmayı bıraktık. İzlediğimiz dokunaklı bir görüntüyü, filmi böyle tanımlar, etkisinden günlerce kurtulamazdık. Artık öyle tanımlamıyoruz. "Çok duygulandım" diyoruz. Artık çok duygulanıyor, çabuk duygulanıyor sonrakine geçiyoruz.

"Duygu durumu", "duygu ekonomisi"nin para birimi oldu.

Akılcı karar vermenin yerini duygucu (duygusal değil) karar verme, zihne odaklanan algının yerini, göze odaklanan aldı. Şimdi dünya böyle yönetiliyor. Bu düşünce;

Putin'in çok sevdiği hocasının cenazesinden sonra tek başına, eli cebinde, dokunaklı yürüyüşünü izlerken aklımdan geçiyor.

Lamine Yamal'ın formasının pazarda gördüğü ilgiyi fark ettiğimde aklımdan geçiyor.

Fatih Tekke'nin Trabzonspor'u bırakırken, "böyle uyuyamam" sözlerini dinlerken aklımdan geçiyor.

Duygu ekonomisinde, ilk iki ismin kazançta, üçüncüsünün kayıpta olması da tesadüf değil.

Dijitalleşme, bizim gibi ülkelerde, bilginin her yerde, herkeste olduğu yanılsamasını üretti. Oysa, bilginin her yerde olmasıyla, o bilgiyi süzüp analiz etme yeterliliği ayrı şeyler.

İletişim yönetimi de hedefin türüne, ortamına, mesafesine göre çetrefilleşen devasa bir alan. "Ne var ya, bizim emmi oğlu yapıyo, biz de yaparık"la olacak iş değil. Lise mezununa iletişim yönettirmiş kurum var!

"Bizim emmi oğlu"giller, sonuca odaklanır. Görünmek mi istiyorsun, gösteririz, koyarsın parayı alırsın görünürlük sayısını.

Ülkemizde, hemen her alanda iletişim işi sonuca odaklanınca da krizler, sonsuz olasılıklar demektir. Hedef uzaklaştığı gibi para, zaman ve enerji kaybedilir.

Oysa iletişim yönetimi, krizlerin

oluşumunu engelleme, olası krizleri en az hasarla atlatmayı sağlama, hedefe giden yola taş döşeme işidir. Her değişimden etkilenir.

İki net kuralı vardır;

Süreci yönet!

Duyguları yönet!

Süreç yönetmek, ilişkileri, gündemi, olasılıkları, durumla hedef arasındaki hassas noktaları yönetme işidir. Öngörü, önlem, proaktiflik hamleleri dahildir. Dolayısıyla analiz ve düşünce kapasitesi gerekir.

Duygu yönetmek ise, doğru piyano tuşlarına basarak herkesin dinlemek isteyeceği bir şarkı yapma, hırsları, beklentileri, kızgınlıkları yönetme işidir.

İletişimdeki değişimi iyi okuyan Putin, bir süredir bu iki kurala uygun hamleler yapıyor. 2013'te, akıl hocası Rakhlin'in cenazesinden sonra, acı içinde, savruk, tek başına yürüyüşü bugün servis ediliyor. O gün zayıflık olarak algılanacak görüntülere bugün bakarken, duygularınızın üzerinde yürüdüğünü hissediyorsunuz.

Yamal'a gelince. Yerel pazarların çakma forma satan kısımları vardır, bilirsiniz. Önceki yıllarda Ronaldo, Messi formalarının gördüğü ilgiyi bu yıl, Yamal'ın forması gördü. Satıcılar "kalmadı" demekten yoruldular. Oysa Messi efsaneydi, Yamal henüz değildi.