Rapor yazılırken…

İyi iletişimciyseniz, iletişimin sihirli olduğuna inanırsınız. Nedeni basit, sözcükler hayatın yapı taşlarıdır. Hangi taşı, nereye, nasıl koyacağınız yapıyı belirler.

Adını, "Terörsüz Türkiye Komisyonu" olarak kısalttığımız heyet sonuç raporunu tamamlamak üzere. Raporda, yasal/ hukuki düzenleme önerilerinin ve açıklamaların yer alması, sorun alanlarının ortaya konulması bekleniyor.

Böylesi durumlarda genellikle iletişim alanı göz ardı edilir. "Her ilişkide başarı, özünde iletişim başarısıdır" bilgisine rağmen, kamusal meselelerin iletişim boyutu yeterince önemsenmez. İletişimin "bir araç" olduğu bilgisine saplanmak, "bir bakış açısı", "kültürel bir durum" olduğu gerçeğini fark etmeyi önler. Sonuç, kendi kafamızdaki algılar, "öteki"nin zihnindeki algılardan önemli hale gelir. Tam tersi olmalıyken.

Yeni başlangıçlar, değişimler sadece yasal düzenlemelerden ibaret değildir. Bakış açılarını değiştirmeyi ön kabul haline getirmeyen önerilerin benimsenmesi zordur. Hukuk alanının kendisinin bir iletişim meselesi olduğunu fark etme zamanımızın geldiğini düşünüyorum. "Terörsüz Türkiye" sürecinin yasal düzenleme önerileri, algıları düzeltme önerileriyle bütünleşmelidir.

21. Yüzyılın insan hareketliliğinin ülkemizde iç göçleri hızlandırması, konuyu belirli bölgelere sıkıştırarak ele almayı imkansızlaştırıyor, bu bilgi raporda yer alıyor olmalı. Ancak raporda, "beyaz olanların", (dikkat ederseniz "beyaz Türk" ifadesini kullanmıyorum, "beyazlık" etnik değil, ekonomik bir kavramdır) "beyaz olmayanlara" üstten bakışı atlanırsa eksik olur.

Küresel ve ülkesel kültür endüstrisinin ayrımcı, aşağılayıcı, dışlayıcı üstten bakışlı işleyişinin, yasalarda olmayan ayrımları, algılarda sürekli üreten metinler ortaya koyduğu "algı üretimi" konusuna raporda özel bir başlık açılmıştır umarım.

Dizilerde, komedilerde, filmlerde "beyaz olmayan" herkesin, (sadece etnik köken odaklı değil), işçilerin, yoksulların cahil, komik, görgüsüz olarak konumlandığı dilin normalleşmesi, meselenin özünde yer almaz mı

Şive ve kültürü odağa alan, zekâ gerektirmeyen, kaba bir espri anlayışıyla hazırlanan komedi, sosyolojik dönüşümden habersiz "İstanbul beyazlığı"yla "öteki"ni tanımlayan dizi metinlerine dikkat çekmeden olur mu

Komisyon raporu, üstelik de dizi/film/ tiyatro yapımcılarının çoğunluğunun, "beyaz olmayan"lar arasından çıktıkları tezatlığı üzerinde düşünmeyi de önerecek mi

İLAUM olarak, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bu konuda yapılacak projeleri önerdiğimizde daha ortada ne komisyon vardı, ne de Sayın Bahçeli DEM yöneticilerinin elini sıkmıştı.

Çok üzüldüm

Öncelikli not, "masumiyet karinesi"ni akıldan çıkarmamalıyız. Habertürk eski yayın yönetmeni Mehmet Akif Ersoy'un tutuklanmasına çok üzüldüm. Birçok nedenle;

Bir, Akif'in vicdanlı ve itibarlı bir gazeteci olduğu algımız vardı. Bu algı habercilik için kıymetli olduğundan, iletişim hocası kimliğimle kendisiyle, "haber masasının değerini bilmek" üzerine sayısız kez konuşmuştum.