Her tür örgütte üyeler etki ve imaj olarak iki gruba ayrılır; Güçlüler ve gölgeler. Güçlüler ön plandadır, karar mekanizmalarında söz sahibidir, belirleyici ve önceliklidir. Gölgeler ise, vardırlar ama yokturlar.
NATO Ankara zirvesinde bu fark net olarak imajlara yansıdı. Türkiye, sadece askeri güç olarak değil, küresel meselelerde kapsadığı alan olarak da güçlüler arasında net olarak öne çıktı.
NATO-Ankara Zirvesi'nin iletişimini organizasyon ve içerik/ mesaj olarak ayırmak gerek.
Uluslararası zirvelerde organizasyon, "güvenliği sağlama", "ağırlamalar" ve "toplantılar" başlıklarında değerlendirilir. Hepsinin bir havuzda tutulmasını sağlayan "koordinasyon" önemlidir. Türkiye bu çerçevede büyük bir başarıya imza attı.
Küresel gerilimin en yoğun olduğu günlerde, en sıcak bölgenin yakınında 40'ın üzerinde liderin güvenliğini sağlamak içerikten çok daha önemlidir. Liderlerin ve heyetlerin Türkiye sınırları içerisinde, en üst düzeyde güvenliğinin sağlanmasında özverili ve kusursuz bir iş çıkarıldı.
Külliye kütüphanesinin 3 bin gazeteciye hizmet verecek biçimde medya merkezine dönüşmesi hem görsel hem de işlevsel açıdan iyi düşünülmüştü. Gazetecilerin sosyal medya paylaşımlarından memnuniyetleri açıkça görüldü.
İçerik ve mesajlara gelince;
Türkiye'nin odakta olması mesajın bizzat kendisidir. Trump'ın, NATO'ya en kızgın olduğu dönemde zirveye katılması ABD-Türkiye ilişkilerindeki iyileşme bakımından güçlü bir mesajdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Trump'la yaptığı görüşmelerden zirvede yaptığı konuşmaya kadar Türkiye'nin önkoşulsuz barış yanlısı olması ve Gazze'de iki devletli çözüm, İran ve Ukrayna'da savaşın bir an önce bitmesi yönündeki vurgusu adil ve hakkaniyetli duruş gösterisiydi.
Türkiye'nin gücünün altını çizerken "merkez ülke olma" vurgusundan kaçınılması da NATO dışı ülkelerle ilişkiler açısından önemliydi.

8