Aldığım eğitim açısından çok şanslıyım. Büyük hocaların yetiştirmesiyim. "Anayasa"yı Mümtaz Soysal'dan, "Siyaset Bilimi"ni Ahmet Taner Kışlalı'dan, "İktisat"ı Bilsay Kuruç'tan, "Anlatım Teknikleri"ni Emin Özdemir'den aldım. Bize dünya küçük o bakımdan.
Onların iki ortak özellikleri vardı;
Nezaket sahibiydiler, onları dinlerken kendimizi sorgulardık.
Ve Türkçeyi şiir gibi kullanırlardı. Çok bildiklerini kanıtlamak için araya İngilizce sözcük sıkıştırmazlardı. Hayalimiz onlar gibi olmaktı.
Emin Hocamın iki cümlesi, öğrencilerinin hafızasında kazılıdır;
"Boş çuval, dik durmaz" ve "Yaşar Kemal güneşi dört sayfada batırır, 'güneş battı' yazıp geçmez." Zira insanın kalitesini, sahip olduğu sözcüklerin sayısı belirlerdi.
Bu cümleleri Pisa-2025 sonuçları aklıma düşürdü. Öğrencinin bildiklerini gerçek hayata ne kadar uyarladığını ölçen Pisa'da, fen ve matematik becerisi, okuma becerisinden daha çok konuşuldu. Hayatta da öyledir. Kızı mühendisle evlenen baba, yazarla evlenenden daha havalıdır.
Okuduğunu anlama verileri açıklandığı sırada;
Dijital dünyada "hızlı okuma" güzellemesi yapan atölye reklamlarından geçilmiyordu.
Yapay zekâya taratılan kitaplar yakılarak imha ediliyordu.
Oyuncu Neslihan Yeldan, İzzet Çapa'ya oğlundan dert yanarken "Hiç değilse nokta koy oğlum" cümlesini kuruyordu.
Yola çıkalı saatler olan arkadaşım, çocuğunu arayıp "Hiç değilse merak edip nerede olduğumu sor" diye yakınıyordu.
Başka biri, arkadaşına "call me" mesajı atıyordu.
Okuma becerisi, iletişim becerisinin temelini oluşturur. Eğitimi yönetenler okuduğunu anlama becerisinin, sözcük sayısıyla ilişkisi üzerinde daha çok durmalılar. Ne kadar sözcüğe sahip olursanız, o kadar anlatırsınız. Görme odaklı dünyada, insanla kitap arasındaki mesafeyi kapatıcı çözümlere gerek var.
Okuma, okuduğunu anlama becerisi, kendini ifade becerisini artırır, içe kapanmayı önler. Yalnızlaşma ve psikolojik sorunlardan uzak tutar. Hayal dünyasını genişletir. Yaratıcılık düzeyini artırır. Mevcut sorunlara çok boyutlu bakmayı sağlar. Çözüm yolları sunar. Özgüven sağlar.
İletişimini yönettiğim insanlarla ilk konumuz, ne kadar çok medyada görünmesi değil, kendini ifade tarzının gelişmesi olur. Okuma listesi verir, okudukları kitapları tartışırız. İletişim becerilerindeki değişime kendileri bile şaşırır.
Sözcükler iyileştirir. Unutulmaz "Hayalet" filmini hatırlayın. Adam ölmeden önce, sevgilisiyle tartıştıkları tek konu vardı: Kadın "seni seviyorum" deyince, adamın "ben de" diyerek geçiştirmesi. Kadın cümleyi tam kurmasını, "Ben de seni seviyorum" demesini isterdi.
Hayat, eylemlerle yaşanır ama sözcüklerle anlam kazanır.
İletişim notları

20