NATO kazasız belasız atlatılmış, gönül yayları gevşemiş, ruhlar ağaç gölgesine uzanmış sıcak yaz günlerinde insan, başka şeyler yazmak istiyor. Bugün, sevdiği adam kırmızı giymiş bir kadını güzel buldu diye, kırmızıdan başka renk giymez olan Sultan'ı yazmak vardı aklımda.
Ve fakat, bir kuzey ülkesinde yaşamayınca. Olaydan olaya sürüklenince. Sıkıcı bir güne uyanıp "ne sıkıcı bir gün" deme lüksünüz de olamıyor.
"Bana güvenmeyin, hemen satarım hepinizi" diyen Haluk Levent'in "güvenilmez" olduğunu öğrenince şaşıran insanların yaşadığı bir ülke, komedi filmine konu olsa, "senarist abartmış" der geçeriz.
Kötü durumlar öğreticidir. "Artık öyle yapmayalım", "Her söylenene kanmayalım" dedirtir. Bizde öyle olmaz. Güya en akıllı olduklarını iddia eden "beyaz Türkler"imizin yakın tarihi, hayal kırıklıkları silsilesidir; Kılıçdaroğlu "baharı getirecek dede"ydi ve Ahbap'lar devletin yerini tutabilirdi.
Hiçbir şey bilmeyene öğretebilirsiniz ancak, her şeyi bildiğini düşünene bir şey yapamazsınız. Onlar, hayallerinden kalan kırıkları toplamakla meşguldürler. Kendileri hariç, herkesi suçlayarak sorumluluk almamak, konforlu iştir.
Yine de birkaç not bırakayım;
Bir, neo-liberal düzende her tür ortam,suç işlemeye uygunluk hissi verir. Kurumlar zayıflar, insanlar başkalarını parmağında oynatacağına inanacak kadar cesurlaşır. Bu çerçevede Haluk Levent, beyaz Türklerin açığını yakalamış iyi bir girişimci bile sayılabilir.
İki, post modern bağlamda yardımdernekleri yolsuzlukları, sadece kriminal bir olay değildir. Sonuçları itibariyle, insanların yardımlaşma duygularını hedef alarak sosyo-psikolojik sonuçlar doğururlar.
Üç, "Bizden olan iyidir, ahlâklıdır, bizden olmayan kötüdür, ahlâksızdır" kategorik bakış açısının gerçekleri görmeyi engellediğini akılda tutmak lazımdır.
Dört, "Atatürk", "din", "yardımlaşma" gibi değerlerin istismarına karşı dikkatli olmakta yarar var. Değerlerin aşınması, toplumu aşındırır.
Beş, "ünlü" olmak güvenilir olmakanlamına gelmez. Haluk Levent örneğindekigibi, ne kadar güvenilmez olursanız, o kadar "ünlü" de olabilirsiniz.
Altı, bir yerde aşırılık varsa, aşırı aşık, aşırıiyi gibi, orada gerçek yoktur. Baudrillard'ınifadesiyle, aşırı olan şey, gerçeği bozar.
Yedi, günümüzde denetim, devletin işlevlerinin en başında gelmesi gerekir.
Sekiz, kafalardaki ezberleri bozan uyarılarda bulunan kişilere karşı cephe almak yerine, doğru olma ihtimalini akılda tutmak lazımdır.
Dokuz, her "10. Yıl Marşı" söyleyenin yurtsever, her namaz kılanın temiz ahlâklı olmadığını anlamak yanılma payını azaltır.
On, değer yitiminin sonucu utanma duygusunun yitimidir. Yüzün kızarabilmesi, toplumsal yaşam için vazgeçilmezdir. Haluk Levent'in, "Bunun adına usulsüzlük diyebilirsiniz ama yolsuzluk diyemezsiniz" sözlerindeki utanmazlık, isnat edilen suç kadar önemli olmalıdır.

20