Haberi okuyunca canım epeyce sıkıldı. Sinirlerim bozuldu. Sürekli kafamdan kovaladığım sorular, yeniden kafama doluştu. Prenses Diana'nın saray günlerindeki konuşmaları meğer kaydedilmiş. Hem de en yakınındaki, en güvendiği sırdaşı tarafından. Kayıtlar gizlice saraydan çıkarılmış.
Düşünün. Evliliğinize dair mutsuzluklarınızı anlattığınız, ruhunuzu soyunduğunuz cümleler, güvendiğiniz insan tarafından kaydedilip kaçırılıyor. Bir gün işine yarar diye. Yaramış. Kayıtlar kitap haline getirilmiş. Çok satacağı kesin. Başka hayatları röntgenlemek insanların ağzının suyunu akıtıyor.
En büyük sınavı, yakınlarımız üzerinden veririz. İnsanın en kimsesiz olduğu an, yanında yüksek sesle düşüneceği birini bulamadığı andır. Günümüzde çok yıpranan ve çok ihtiyaç duyulan duygu, "güven" oldu. Kendisi de dahil insanın, fırtınada demirleyeceği hiçbir limanı kalmadı. Çölde kum fırtınasında kalmak gibi bir şey. Sığınak yok ve kumlar ince ince can yakıyor.
Güvensizliğin kol gezdiği zamanlarda, bütün umudu gençlere bağlamak istiyoruz. Onlar hakkında kaygılarımız olsa da tam da bu konuları iki büyük üniversitede konuşmuş olmamız rastlantı değil elbette.
Geçtiğimiz ay, Galatasaray Üniversitesi'nde "Belirsizlik Çağında Liderlik" konferansında "neden liderler güvenilir olmak zorunda" sorusu üzerinde durduk. İstanbul'un göbeğindeydik.
Geçen cuma ise Anadolu'nun göbeğinde Sivas'ta, Cumhuriyet Üniversitesi'ndeydim. "Uluslararası Cerrahi Öğrencileri Kongresi"nin açılış konuşmasında "insanın korkularıyla güven arasındaki ilişki"yi anlattım. Kongreyi düzenleyen başta Mahmut Özbey olmak üzere Tıp Fakültesi hocaları ve öğrencilerinin çalışma, üretme azimleri, ilişki iklimlerindeki pozitiflik daha fazla bilinmeyi, desteklenmeyi hak ediyor. Geleceğe olan inancımızı artıracak işler yapıyorlar.
Sivas'a dair anlatacak çok şey var. İlk işim Sivas Kongresi Müzesini ziyaret etmek oldu. Mustafa Kemal'in "kurtuluş mücadelesi"ni başlatırken en önemli duraklarından biri olan, ülkemize karakterini veren, yolunu çizen kararların alındığı o binada, O'nun bu toprakların geleceğine duyduğu güveni derinden hissettim.
İnsan ilişkileri güvenimizi ne kadar sarsarsa sarsın, tarihimizi hatırlayıp gençlerle yüz yüze gelince aklımız ve ruhumuz bir o kadar çiçek açıyor.

2