"Göbek bağı"ndan "Kader birliği"ne

Bu haftaki "İmaj Yönetimi: Kişiler ve Kurumlar" lisansüstü dersimde, "günümüz bireyinin nitelikleri"ni tartıştık. İletişim yönetiminde yapılan genel hata, imajı/iletişimi yönetilen kişi/kurum/ürüne odaklanıp, hedefin analizini, modernizmin klasik kategorilerine bırakmaktır. Oysa artık kategoriler silikleşmiştir, içi çe geçmiştir ve hatta yoktur.

Bugünün bireyinin niteliklerini derste, uzun uzun listelerken üçü üzerinde özellikle dururum; "Güvensiz", "yalnız", "bağsız."

Listenin tamamı önemli olsa da bu üçü, yeni dünya düzeni tasarlayıcıları hedeflerinin gerçekleşebilmesi için bu üç niteliği, güçlü yapı ve ilişkileri çözmek, bozmak, parçalamak için kullanır.

Uluslararası ilişkilere, güvenlik politikalarına bu çerçeveden bakmak gerekiyor. Lisansüstü öğrencilerimin dersle gündemi ilişkilendiren tartışma konuları bu hafta, Türkiye- Azerbaycan ilişkilerindeki son durumdu.

Yeni dünya tasarımcılarının sahip oldukları başta sosyal medya olmak üzere iletişim ve istihbarat araçlarıyla bozup, parçalayıp kendi modellerini kurma politikaları ortada. Özellikle sosyal medya ve dijital ağların tehlikesi, karşılıklı iletişim sürecini kırar. Bu nedenle muhataplar dışında, dış politika hakkında görüş belirtenler bin düşünüp bir söylemek zorundalar.

Bozucu tehditlere karşı en önemli direnç güvene dayalı, "kader birliği" yapmış bağlarla kurulan ilişkilerdir.

Türkiye-Azerbaycan ilişkileri bu ilişki tanımına girer. "Türk yüzyılı" hedefine yürürken birliğin dirliğine odaklanır. "Güven" kök duygu olduğundan, iki devletin ilişkilerinde sadece bugünü belirlemez, "nasıl ve hangi gelecek" sorusunun yanıtını ve kararlarını da belirler.

Dışişleri Bakanı Fidan'ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı referans göstererek "iki ülke arasındaki ilişki, her türlü konunun üzerindedir" açıklaması, bu gerçeğe işaret ediyor. Yakın ve uzak tarihimiz kader birliğinin örnekleriyle dolu. Dünya puslu, belirsiz, bulanık zamanlardan geçerken her koşulda güveneceğin bir dostun olduğunu bilmenin şart olduğu günlerdeyiz. O dost bizim için Azerbaycan, Azerbaycan için de Türkiye'dir.

Bu iki devlet arasında kim, ne sorun çıkarırsa çıkarsın o sorun, bir araya gelip dostluğumuzun simgesi "Çırpınırdın Karadeniz"i söylendiği anda biter.

İki devletin arasındaki kopmaz bağa gelince... Yeni küresel sistem, "bağ" fikrinden hoşlanmaz. Mevcut her türlüğü "bağ"ı yok etmeyi hedefler. Ve fakat bunu sadece geçici, çıkar odaklı ortaklıklar üzerinde başarabilir. Türkiye- Azerbaycan arasındaki bağ ne bugün kurulmuştur ne de çıkar odaklıdır. Tarih, coğrafya, kültür, dil, değer, köken, hepsi bir yana biyolojik ortaklıkla oluşmuştur. Bu gerçeklik, göbek bağı değilse, nedir İki ülke arasında maddi ve yararcı olmayan, kader birliğine dayanan "çıkarsız sözleşme", karşılıklı etkileşim, duygusal yakınlık ve aidiyet ilişkisine dayanır.