Kim ne derse desin, fikrimi öğrenmeden içi rahat etmeyen bir okur kitlem var. Terörsüz Türkiye sürecinin geldiği noktayı nasıl okuduğumu merak ediyorlar.
Lafı dolandırmadan cevap veriyorum: Terörsüz Türkiye hedefi için girişilen her çaba desteklenmelidir. Türkiye, terör kıskacından çıkmalıdır. 2013 deneyiminden hareketle "yine başarısız olursa" kaygısıyla, başarılı olma olasılığını görmezden gelme lüksümüz yok.
Milli meselelere, "milli çıkar" odaklı bakmamız gerekiyor. Aynı gemide, aynı fırtınalı denizde gemiyi zora sokacak şey, güvertede kargaşa çıkmasıdır.
Büyük sorunların çözümünde deneyim, zamanlama, adlandırma, planlama, süreç yönetimi hassasiyet ister. Tüm bu aşamalar özünde, zorlu, girift bir iletişim yönetimidir.
Devlet kurumları geçmiş girişimlerden, özellikle 2013'ten büyük deneyim elde ettiler.
Victor Hugo'ya atfedilen "Zamanı gelmiş fikir kadar güçlü bir şey yoktur" sözünü hatırlayalım.
Kaos imparatorları kendi dertlerine odaklanmış durumdalar. ABD, küresel politikasını değiştirdi. Avrupa ülkeleri, kendilerine yakın coğrafyalardaki sorunların son kertede kendilerine zarar verdiğini anladı. Suriye, toprak bütünlüğünü korumanın öneminin farkında. Irak, terör örgütlerine yuva olmanın zararlarını en acı şekilde yaşadı. Bölgede güçlü bir Türkiye'nin, barışın teminatı olduğunun anlaşıldığı, güvenlik mimarisinin yeniden oluştuğu günlerdeyiz.
Sınırlarımız içinde terörle mücadele başarıya ulaştı. Sınırlarımız ötesinde terör örgütü sahipsiz kaldı.
Ülkemizde şehit cenazesi ya kendi evinden ya da komşu evden çıkmamış birini bulmak zor. Bu acı gerçek, "Terörsüz Türkiye" adlandırmasının önemini ortaya koyuyor.
Yasal sürecin "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme" adıyla özetlenmesi, MSB'nin "stratejik vizyon" vurgusu, sürecin hükümet kararından öte olduğunun altını çiziyor.
Süreç yönetimine gelince. Bu kadar büyük bir sorunun olabilecek en kısa sürede çözülmesi çabası başarı şansını artırıyor. Zira küresel ortam, terör örgütü ve Türkiye'deki tartışmalar süre uzadıkça, süreçteki parametrelerin sayısını artırabilir. "Kaos teorisi"ne göre, akışkan durumlarda süreç uzadıkça hedefe ulaşmak güçleşir.
Bilgilerin kamuoyu ile paylaşılmadığı eleştirisine gelince, güvenlik söz konusu olduğunda "hesap verilebilirlik", şeffaflıktan önceliklidir.
Geldiğimiz noktada iki riske dikkat çekmek gerekli;
Sürecin zarar görmesini isteyen taşeron terör yapılarının söz/ eylemlerine karşı hazırlıklı olmak ve sorunun yasalar yoluyla çözümü sürerken konuyu Anayasa değişikliğine getirmenin toplumsal desteği bozma ihtimali.
Ötesi, vatana millete hayırlı olsun.
Deli sorular
Bir: "Etkin pişmanlık"tan yararlanıp işlediği suçların yanına kâr kalması konusu, adalet duygusunu incitmiyor mu Cumhurbaşkanına suikast girişiminde bulunmuş biri "etkin pişmanlık" isteyebilir mi

10