Korkunç, ürpertici. Ama gerçek. Masumiyetin simgesi çocukların gündelik hayatta, korku kaynağına dönüşmesini hayal bile edemezdik. "Chucky" serisinden, "The Unborn"un Casey'sine kadar korku filmleri, masumiyet ve dehşet arasındaki tezattan beslenmiyor muydu Sanki o filmlerin içinden geçiyor gibi değil miyiz
Dünya tarihi günleri yaşarken, hepimiz şu sorunun peşindeyiz: Çocuk cinayetleri nasıl önlenir
Adalet Bakanlığı, hukuksal çözüm arayışında. Oysa suç işleyen çocuk, cezaevine girmeyi bir kariyer planı gibi görüyor. Level atladığını düşünüyor.
İçişleri Bakanlığı sayısız operasyon düzenliyor ama çeteler, bir halkası kopunca yeni halka bulmakta güçlük çekmiyor.
Medya içeriğindeki şiddet yoğunlaşmasına, rap müziğin şiddete övgüsüne vurgu yapanlar var. RTÜK sorunun çözümü için büyük çaba içerisinde. Cezalar sonuç üretmiyor.
Onca çabaya rağmen sorun çözülmüyorsa, ne olacak Yapılması gereken net: Bütüncül yaklaşım!
Klasik örnek, sivrisinekleri yok etmek yerine, bataklığı kurutmaya odaklanılmalı. Ama hep birlikte. Toplumsal seferberlik şart.
Toplumsal krizler özünde, her kesimin dahil olduğu kocaman bir iletişim meselesidir.
Evrensel ve kültürel değerler eğitimine öncelik verilmeli ancak bu, öğrenci odaklı olamaz, öğretmen ve veli de aynı eğitime dahil olmalı. Okul-öğretmen- aile ilişkisinde sorun alanları belli. Kural koymak yetmiyor, kuralları uygulayacak olanların bilinçlenmesi gerekiyor. Yarıştıran değil, ortaklaştıran eğitim sistemi.
Dijital düzenlemeler, sosyal medyayla birlikte, kullanılan dili, bilgisayar oyunlarını, müzik endüstrisindeki manipülasyonu içermeli. Bir dönem iş gören internet kafeler işlevini tamamladı, neden halâ varlar
Şiddet kusan filmler ve mafyatik diziler, denetim ve ceza mekanizmasının ötesinde bir anlayışla çerçevelenmeli.
Tutukevlerinin işlevleri yepyeni bir anlayışla ele alınmalı.
Askerliğin süresini konuştuğumuz kadar, kışlada geçirilen zamanın topluma katkısı da konuşulmalı.
Bir sorunu çözmek için önce bakış açısı yenilenmeli.
Kamu Yönetimi Akademisi (KAYA)
Dünya tekin bir yer olmaktan çıktı. Güvensizlik arttı. Güvenlik, başta devletler olmak üzere kurum ve kişiler için hayatileşti. Yenilenmeyen kurumlar yetersizleşti.
Devletin kendi varlığını koruması çerçevesinde, yeni çözümler bulması gerekiyor. Benim önerim, hiç gecikmeden "Kamu Yönetimi Akademisi (KAYA)" kurulması.
KAYA'nın eğitimine katılmak, kabine üyesi olan herkese, milletvekili seçilenlere ve bürokratlara zorunlu tutulmalı. İçeriğinde şu dört ders olmalı; "İstihbarat çalışmalarına karşı farkındalık", "Milli güvenlik ilkeleri", "Kamusal iletişim becerileri" ve "Medya okuryazarlığı." Eğitimciler ise eş dost arasından seçilmemeli, kriterleri olmalı.
Bence şart.

48