"Bir film, asla sadece bir film değildir"

Türk ordusunun üç yıldızlı subayı çalışma odasına girer. Üzgündür. Bir kâğıt alır, oturur, yazmaya başlar:

"Sevgili Kardeşim,

4 Temmuz 2003 günü, Süleymaniye Kuzey Irak'ta, 10 askerimle birlikte bölgenin güvenliği için hizmet verirken, daha dün çayımızı içen, beraber çarpıştığımız adamlar karargâhımıza baskın düzenleyip bize silah çektiler. (Kamera o güne gider. Askerlerin başlarına çuval geçirilerek cemseye bindirilmeleri görülür. Sahne subayın yazısına döner.)

Ve biz maalesef o gün, atalarımıza layık olamadık. Şerefimiz için ölemedik. Şimdi ben bunu senden istiyorum. Ne acı değil mi"

Mektubu zarfa koyar, üzerine "Polat Alemdar" yazar ve "Vatan sağ olsun" diyerek intihar eder.

2006 tarihli "Kurtlar Vadisi- Irak" filmi, bu sahneyle başlar.

Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüyle ilişkilendirilen "Kurtlar Vadisi Pusu" dizisi gündemin ortasına yerleşti. Konu biz iletişimcileri ilgilendiriyor. Bir diziyi, cinayet sahnesi üzerinden tartışmak yeterli olmaz.

Dizi ve filmler çok farklı boyutlarla okunur; Olay örgüsü, diyalogları, görsel niteliği (kamera açısı, ışık, simgeler vs.), bağlamı, algı yönetimi vs.

Filmlerle algı yönetmenin tarihi 1898'de çekilen "İspanyol Bayrağını İndirme" kısa filmine kadar gidebilir. TSK'nın sinema biriminin (1915), Pentagon'un biriminden (1942) tam 27 yıl önce kurulmuş olduğu da, Türkiye'ye sinemayı ordunun getirdiği de pek bilinmez. 1950'lerle birlikte ordu-sinema ilişkisi kesilmiştir. "Nefes: Vatan Sağ Olsun" filmine kadar.

Algı oluşumunda film ve dizilerin rolü, düşündüğümüzden fazladır. ABD'nin "mutluluk ülkesi" imajı, bu araçlarla üretildi. Hollywood sinemasında Pentagon onayı almadan çekilen senaryo sayısı, bir elin parmaklarını geçmez.

Bu konuları 2007'de, "Tanklar ve Sözcükler"de yazarken "Kurtlar Vadisi" örneğine de yer vermiştim. 2009'da "Nefes" filminin çekimini de açıkçası kitabımın etkisine bağladım. Daha sonra, filmin senaristi Hakan Evrensel ile sohbetimiz sırasında da bundan emin oldum.

2010'da Antalya Film Festivali'nde, "Ordular, sinema ve imajlar" üzerine verdiğim konferanstan sonra, sahneye çıkarak "Bu konferansı ülkedeki herkes dinlemeli" diyen sevgili Müjdat Gezen'in teklifiyle, MGSM'de "Sinema ve imaj" dersi vermeye başladım.

"Sinema ve İmaj" konferanslarım giriş sahnesini yukarıda anlattığım film sahnesiyle başlar, şu bilgiyle devam ederdi: "Bu sahnede, Türk ordusu ve askerinin kendi intikamını almayı beceremeyen ve karanlık bir örgütten yardım isteyen, güvenilmez olduğu algısı oluşturuluyor. Algı, filmin başında çerçeveleniyor."

Kurtlar Vadisi dizisi 2003'te başladığında, sokaklar boşalırdı. Her yerde siyah giyen, Polat Alemdar'a özenen gençlik grupları görülürdü. Kurtlar Vadisi Pusu, bu etki gücünü kullanmak üzere 2007'de, ekip değiştirilerek çekildi.