Âlim olmanın bazı kriterleri ve Bediüzzaman - Eserleriyle asırlara damga vuran bir alimdir Bediüzzaman

Bediüzzaman eserleri, talebeleri, tecdidî görüşleri, şahs-ı manevî üzerinden yaptığı ve yapmakta olduğu faaliyetler açısından yatay ve dikey düzlemde değerlendirildiğinde, onun sadece yüzyılımıza damga vuran âlimlerle değil, asırları etkileyen şahsiyetlerle değerlendirmek gerektiği ortaya çıkmaktadır.

GÖRÜŞ - Prof. Dr. İlyas ÜZÜM

Kur'ân-ı Hakîm'de açıkça belirtildiği üzere bütün peygamberler "peygamber olmak" bakımından aynı olup aralarında bir farktan söz edilemez (Bakara 285), ancak yine Kur'ân'da belirtildiği üzere daha çok mu'cizeye mazhar olmak, daha geniş kitlere muhatabiyet gibi açılardan bazı peygamberler diğerlerine göre üstün kılınmıştır (Bakara 253). Aynı şekilde Kur'ân ve sünnet çizgisinde olmak şartıyla bütün âlimler, "âlim olmak bakımından" aynı, ancak başka açılardan bakıldığında aralarında ciddi üstünlük dereceleri bulunmaktadır. İlk vecih itibariyle peygamberleri birbirleriyle yarıştırmak doğru olmadığı gibi âlimleri yarıştırmak da doğru değildir. Ancak ikinci vecih itibariyle, çeşitli kriterler bakımından âlimler arasında derecelendirmede bulunmak mümkündür.

Bu çağrışımlara işaret etmemizin sebebi Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanan bir kitapla ilgili olarak (Yüzyıla Damgasını Vuran Âlimler, Ankara, 2026) kimi şahıs ve çevrelerce yapılan tartışmalardır.

Enbiya Yıldırım tarafından kaleme alınan ve yirmi beş İslam âlimine yer verilen çalışma hakkında bazı kişiler Diyanet'in "mezhepçi davranarak," bazı kişiler "resmî otoritenin duyarlılığına yaslandığını" söyleyerek, bazı kişiler daha başka gerekçeleri esas alarak bazı önemli isimleri listeye dahil etmediğini söylüyor ve eleştiride bulunuyorlar. Biz söz konusu kitaptan "kat'an nazar" bu vesile ile âlimleri değerlendirmede bazı kriterlere işaret edip Risale- Nur müellifine değinmek istiyoruz.

Kur'ân ve sünnetin belirlediği istikameti takip eden âlimler için onları değerlendirmede, birçok kriterden söz edilebilirse de temelde şu dört kategori esas alınabilir: A) Kitapları, b) Talebeleri, c) Alana katkısı, d) Etkileri.

Kitaplar

Kitaplar yahut eserler bir âlimin ilim seviyesini ortaya koyan en somut ürünlerdir. Elbette eser telif etmemiş âlimler de vardır, ancak eseri yahut eserleri olmak öncelikli bir kriterdir. Geçmişte kitap yazan âlimlerin kitaplarının kıymeti aynı zamanda istinsah sayısı ile ölçülürdü. Yani bir kitap ne kadar çoğaltılmışsa, ne kadar istinsah edilmişse, o oranda "rağbet"e mazhar olduğu kabul edilirdi. Günümüzde bu kriter baskı sayısı ile irtibatlandırılabilir. Bir âlimin bir kitabı veya kitapları ne kadar çok basılmışsa o oranda bir kıymeti haiz olmalıdır.

Geçmişte eser kriteri ile ilgili olarak başka bir husus "şerh, haşiye, ta'lik" konusudur. Bir âlimin eseri üzerine yazılan şerhler veya ekler ne kadar çoksa, o âlimin eserinin o oranda değerli olduğu sonucuna ulaşılır. Günümüzde bu gelenek büyük ölçüde azaldığı için, kanaatimizce bunun yerine "tercüme faaliyetleri" ile "tez çalışmaları" dikkate alınabilir. Bir eser ne kadar çok dile tercüme edilmişse yahut üzerinde ne kadar "tez çalışmaları" yapılmışsa eserin o oranda yüksek bir değere sahip olduğu belirtilebilir.

Talebeler

Bir âlimin yetiştirdiği talebeler onun kaleme aldığı eserler kadar hatta bazen ondan öte önem arz eder. ünkü kitap âlimin sadece ilmini yansıtırken talebeleri onun aynı zamanda anlayışını, ahlâkını, terbiyevî yönünü yansıtır. Her âlimin kitabı olmayabileceği gibi her âlimin talebesi de olmayabilir. Ama bir âlimin hem kitapları hem yetiştirdiği talebeleri varsa, bu elbette en ideal olanıdır.

Bazen bir âlim kitabı üzerinden, başka bir âlim talebesi ya da talebeleri üzerinden ilme katkı sağlarken bazı âlimler hem kitapları hem eğittiği talebeleri üzerinden hizmet ederler. Bu bakımdan âlimlerin biyografisini yazan kitaplarda söz konusu âlim hem ders aldığı hocaları, hem de yetiştirdiği öğrencilerden bahsedilerek tanıtılır.

Alana katkısı ya da orijinal oluşu

İlim önceki bilgileri aktarmaktan ibaret değildir, aynı zamanda o bilgileri analiz edebilme, değerlendirme, sonuçta alana katkı yapabilme büyük önem taşır. Elbette bir âlim geçmiş literatürü bilmek durumundadır. Ama bunların üzerine yeni şeyler koymuyorsa o âlimin âlimliği "nakil"den ibaret kalır. İlimde alana katkı yapmak "özgün yaklaşımlar sergilemek" ile mümkündür. Âlimin derecesini yükselten çok önemli bir kriterdir bu. Günümüzde "kopyala-yapıştır" şeklinde ifade edilen bu anlayış bilginin transferi açısından önemsiz olmamakla beraber kıymetli olan "orijinal" yaklaşımlar ortaya koyabilmektir. ünkü söz konusu alanda gelişme ancak orijinal yaklaşımlar ortaya koyabilmeye bağlıdır. Aksi halde durağanlık söz konusu olur.

ağlar aşan etkileri

Aslında her âlim kaleme aldığı eserler, yetiştirdiği talebeler ile belirli bir etki bırakmaktadır. Ancak bizim burada ayrı bir kriter olarak zikrettiğimiz bu yan başlık "ekolleşme, zümreleşme, şahs-ı manevî oluşturma" gibi hususlara işaret etmek içindir. Ekol kuran bir âlim ile bir ekolün içinde "takipçi" durumunda olan bir âlim arasında büyük fark olduğu açıktır. Aynı şekilde "şahs-ı manevî" oluşturan âlimlerin etkisi sair âlimlerle kıyaslanamayacak farklı ve yüksek olmaktadır. Birinci kategoride olanlar kendi zamanları ile sınırlı kalırken ikinciler çağları etkilemekte ve çağlar üstü bir hüviyet kazanmaktadır.