Biraz da olumlu beklentileri konuşalım...

Geçenlerde bir okuyucu bana serzenişte bulunmuş. "Hocam hiç iyi bir şey olmuyor mu Sürekli risklerden, olumsuzluklardan bahsediyorsunuz!.."Şöyle bir düşündüm. Kendisini haklı buldum. Ancak kendimi de haklı buldum. Şöyle bir bakınca insan olumlu bir gelişme göremiyor. Yine de sizin için kendimi zorlamaya karar verdim. Aslında, iyi bir gelişmeden bahsetmek zor ama "iyi ihtimallerden" bahsedebiliriz. Örnek vereyim: ABD ve AB enflasyonla olan mücadeleden galip çıkarsa, faizler düşüşe geçer. Bu durumda risk iştahı artar ve sermaye piyasaları hızla yükselişe geçer. Ayrıca yatırımcılar ihtiyat için kenara koyduğu dolarları likide ederler ve piyasalar canlanmaya başlar. Bu şekilde bir seyrin neticesinde gelişmekte olan ülkelerin para birimleri güçlü paralar karşısında dengelenir ve dış dengeyi sağlamak kolaylaşır.Bu gelişme en azından muazzam borç yükü taşıyan Japonya, ABD, İtalya gibi ülkelerin yanında, borçlanma yarışında hızlanan gelişmekte olan ülkeler için de olumlu sonuçlar meydana getirebilir. Faizler düştükçe bu büyük borçlanma oranlarının bir kriz oluşturma ihtimali azalıyor gibi gözükse de, işin gerçeği şu: Faiz düştükçe borçlanma tüm hızıyla devam ediyor. En azından kamu borcunun millî gelire oranı 263 olan Japonya, 140 olan İtalya, 133 olan ABD ve 100 civarında dolaşan İspanya, Fransa, Belçika, Kanada, Çin ve Hindistan rahat nefes alırlar. Elimden geldiği kadar olumlu bir beklenti çıkarmaya çalışıyorum farkındaysanız. "Ailen ve sevdiklerinle zaman geçir..." Her ne kadar ABD, Almanya ve Çin'in 2024 büyüme performansı geçen yıldan daha kötü şekilde beklense de, tüketim cephesinde herhangi bir değişiklik görmüyoruz. Özellikle Amerikalıların geçen yıllar ile kıyaslandığında, harcama potansiyellerini geliştirdiklerine şahit olmaktayız. ABD Nüfus Araştırmaları hane halkı tüketiminin aylık olarak pandemi öncesindeki rekoru reel bazda 10 civarında geçtiği anlaşılıyor. Artık aylık harcama 100 milyar dolar seviyesine gelmiş. Bu arada ABD vatandaşları 2024'ü "sağlıklı yaşa, spor yap, ailen ve sevdiklerinle zaman geçir" yılı olarak ilan etmişler. Dolayısıyla spor, gastronomi, sağlık ve eğlence sektörlerinde yepyeni bir hareket başlayabilir. Statista'nın geçen yıl ekim ayında yapmış olduğu bu anket gelecek yıl için ümit veriyor. Ancak aynı ankette "tasarruf edeceğim, daha az harcayacağım" diyenler de azımsanmayacak oranda. Ortalığı pembeye boyamadan bu detayı da aktarayım dedim. Bu sene yaşanacak 70 seçimden en önemlisi maalesef kasım ayına kaldı. ABD'de seçimler tamamlanana kadar Orta Doğu ve Ukrayna'da sular durulmayacak. Ayrıca Fransızların Amerikalılardan cesaret alarak yeni bir lojistik hattı için Azerbaycan-İran-Ermenistan'ın yakınlaşmasını engellemeye çalıştığı biliniyor. Ancak bölgeye yakın ülkelerde, -ki içinde Türkiye de var- seçimler tamamlanınca daha itidalli bir diplomasi yürütüleceği, öyle ya da böyle ABD ve AB'nin seçimlerden galip çıkanlar veya fazla yıpranmadan çıkanlarla uzlaşmak gerektiğini kavrayacağı söylenebilir. Çin'in Kuşak Yol projesinin önünü tıkamak, lojistik yollarından Türkiye ve Mısır'ı çıkarmaya çalışmak gibi anlamsız çabalar azalacağı gibi, şu ana kadar İsrail'in yaşattığı insanlık dramı sona erebilir, Netanyahu'nun çatışmayı bölgeye yaymayı başaramadan görevden alınması ve kendi ülkesinde yargılanması söz konusu olabilir. Bu tip gelişmeler yakın tarihte yaşandı. "Olmaz" veya "imkânsız" diyemeyiz. Bunlar gerçekleşirse Kızıldeniz'de yükselen enerji riski azalır ve petrol fiyatları üzerindeki yükseliş baskısı azalır. Türkiye gibi ülkelerde petrol fiyatı 10 dolar artınca cari açık 12 milyar dolar genişliyor. Sadece bu örnek bile petrol fiyatlarındaki sakinliğin ne kadar "elzem" olduğunu bizlere göstermekte. Umut dolu gelişmeler... Doğal afetler tarafında elbette ilk aklımıza gelen iklim hareketleri. Cop28 ile beraber ülkelerin sıfır karbon salınımına ulaşmak için yoğun çaba vereceklerine dair söz vermeleri umut dolu bir başka gelişme. Özellikle AB ve Çin'in petrol ile ilgili yatırımlarını radikal şekilde düşürmüş olmaları, dünya genelinde daha az karbondioksit salan enerjilere yatırımların artması, enerji verimliliği üzerine harcanan paraların petrol ve doğalgaz yatırımlarını geride bırakmış olması önemli. Ulaştığımız son küresel veri olan 2022 rakamları gösteriyor ki, az karbon salan enerji türlerine 660 milyar dolar harcanırken petrole 493 milyar dolar, enerji verimliliğine 391 milyar dolar harcanırken doğalgaz için 329 milyar dolar harcanmış. Bu rakamlar dünyadaki eğilimi göstermesi açısından önemli. Son olarak, kaynağa ulaşma açısından gelişmekte olan ülkelerin ne büyük bir aşama kaydettiğinden bahsedeceğim. Yine Statista'nın 2002 Nisan ve 2023 Mart ayları arasında gerçekleştirdiği ve yaklaşık 10.000 kişiye yakın bir örneklem grubuyla her ülkede yapılan ciddi bir araştırma gösteriyor ki, bankacılıkta dijital uygulamalar oldukça yaygın hâle gelmiş. Örneklem grubu 18-64 yaş arasında seçilmiş ve Türkiye ve Nijerya 83'lük kullanım oranıyla dijital bankacılıkta bir numarada yer almış. Hem personel hem de zamandan tasarruf sağlayan uygulamalar sayesinde bankacılık işlemleri bu ülkelerde ışık hızıyla tamamlanıyor. Kore, Endonezya, Singapur, Vietnam, Brezilya ve Filipinler de 70'ten fazla kullanım oranıyla göze çarpıyor. Bu ülkeler dijital paraya en çabuk geçiş yapan ülkeler olacak. Yani nakit parayı ortadan kaldırmak zor olmayacak. Böylece bu ülkelerdeki en büyük şikâyet olan kayıt dışılık giderek azalacak.Diğer taraftan İngiltere 69'luk oranla fena durumda değil, ABD 63 ile peşinden geliyor. Almanya ise 47 ile hâlâ fiziki şube ile yola devam edildiğini bize gösteriyor. Gelişmekte olan ülkelerin yüksek seviyedeki dijitalleşmesi, önce nakit parayı ortadan kaldıracak hatta güçlü paralar yerine kriptoları tercih etmeye başlamaları sonucunu doğuracak gibi gözüküyor. Böylelikle arbitraj farkından veya güçlü paraların hegemonyasından dolayı güçlenmekte zorlanan ülkelerin, adaletsizliği azaltmak için ellerine önemli bir fırsat geçecek.