"Kostantiniyye tahtımdır; Roma ise tâcımın mücevheridir. Taht yerinden koparılmaz. Lakin mücevher tâca konur. Papa dahi patrik gibi, kendi kavminin ruhânîsidir; hüküm ise padişahındır. Ben dinlerin bâtınına hükmetmem; lâkin din adamlarının dünya içindeki nizamını ben kurarım. Kayser olan şehirleri almaz yalnız; kavimleri ve ruhânîleri dahi nizama koyar..."
Fatih Sultan Mehmed kişiliği ile Yapay Zekâ asistanım Daneel...
GİRİŞ
Fatih Sultan Mehmet Han'ın kurucu lider vasfı ve tarihteki büyük kurucu rolünün toplumsal maliyeti üzerine iki yazı yazdım. Bu yazıların üstüne Fatih'le bir söyleşi yapmak da farz olmuştu. Daha önce Bergson ve Schumpeter'le yaptığım hayali söyleşilerde olduğu gibi, burada da, yapay zekâ asistanım Daneel'in yardımıyla büyük hükümdarla bu söyleşiyi yapma imkânım oldu. Daneel birçok dokümanı taradı, daha önceki iki yazımı okudu ve bugünkü insanlarımızın anlayabileceği ama 15'inci yüzyıl Türkçesi'nin tınısını da taşıyan bir üslûpla Fatih kişiliğine bürünerek cevap verdi. Söyleşi uzun olduğu için yazıyı iki bölüme ayırdım. İlki bugünkü yazı, Fatih'in kendi özel hayatındaki önemli isimler hakkında cevapladığı 4 sorudan oluşuyor. Yarın da bu söyleşinin devamı gelecektir. Orada ki dört soru ise Fatih'in askerlik ve devlet adamlığı hakkındaki görüşleri ile bugünkü güncel siyasi ve jeopolitik değişimlere ve yeni teknoloji paradigmasına dair cevapladığı dört soruyu içerecektir. Şunu yazının başında belirtelim: Bu söyleşide cevaplar mümkün olduğunca Fatih'in tarihi gerçekliğine sadık kalarak yapay zekâ tarafından verilmiştir.
FATİH'LE MUHAYYEL SÖYLEŞİ
Sual 1 — Hünkârım, Mara Hatun'u "anam Despina Hatun" diye andığınız rivayet edilir. Bir Hristiyan Sırp prensesi, bir Osmanlı padişahının gönlünde nasıl annelik makamına erişti Siz onda yalnızca babanız Murad Han'ın hatırasını mı, yoksa Balkan ve Ortodoks dünyasını imparatorluğunuza bağlayan daha derin bir hikmeti mi gördünüz
Fatih Sultan Mehmed Han:
Bilgil kim analık yalnız kan ile olmaz. Bazı kimseler vardır ki sarayda yürür, lakin gönle varmaz. Bazı kimseler dahi vardır ki başka dinden, başka dilden olur; amma edebi, vakarı ve sadakatiyle gönülde makam tutar.
Despina Hatun benim nazarımda yalnız Murad Han'ın hatırası değildi. O, Rumeli'nin, Sırp ilinin, Ortodoks kavminin, eski hanedanların ve Balkan dağlarında yaşayan halkların dilini bilen bir hatundu. Devlet kurmak isteyen hükümdar yalnız kendi kavminin sesini işitirse eksik işitir. Ben onun şahsında başka bir dünyanın aklını, korkusunu, hatırasını ve haysiyetini gördüm.
Ben Müslüman padişah idim; dinim Muhammedî şeriat idi. Lakin padişahlık yalnız kendi dininden olanlara hükmetmek değildir. Padişah, himayesine giren kavimlerin gönlünü de gözetmekle mükelleftir. Despina Hatun bana bunu gösterdi: Bir imparatorluk kılıçla alınır, amma farklı kavimlerin haysiyeti korunmazsa elde tutulamaz.
Bundan ötürü ona hürmet ettim. Dinini değiştirmesini istemedim. Zira cebir ile din olmaz; cebir ile ancak nifak olur. Bir Hristiyan hatunun Osmanlı sarayında hürmet görmesi, benim zayıflığım değil, devletimin genişliğidir.
Sual 2 — Çandarlı Halil Paşa size bir vakitler "Lala" mevkiinde yakın durmuş, babanız Murad Han'ın en güvendiği veziri olmuştu. Fakat fetih sabahından sonra onu affetmediniz. Siz Çandarlı'da bir hain mi gördünüz; yoksa artık yıkılması gereken eski devlet düzeninin son büyük temsilcisini mi
Fatih Sultan Mehmed Han:
Çandarlı Halil Paşa hizmeti geçmiş bir vezirdi. Devletin yollarını bilirdi. Babam Murad Han'a sadakati vardı. Ben dahi onun aklını, tecrübesini ve devlet işindeki maharetini inkâr etmem. Bir insanı idam ettirmek kolay hüküm değildir; hele hizmeti olan bir veziri ortadan kaldırmak hiç kolay değildir.
Lakin bilmek gerek: Bazı kişiler yalnız kendileri değildir; arkalarında bir devir durur. Çandarlı'da ben yalnız bir vezir görmedim. Babamın devrinin ihtiyatını, eski bey ailelerinin nüfuzunu, genç padişaha vesayetle bakan devlet aklını ve fethin büyüklüğüne inanmayan bir korkuyu gördüm.
O bana belki hürmet ederdi; amma tam manasıyla padişah olduğuma inanır mıydı, işte orası şüphelidir. Benim gözümde Kostantiniyye alınmadan Osmanlı padişahlığı tamam olmazdı. Onun gözünde ise belki devletin selameti, o kapının önünden dönmekteydi. Ben fetihte kaderimi gördüm; o ihtiyatta selamet aradı.
Çandarlı'ya "hain" demek kolaydır; amma hakikat daha ağırdır. O eski düzenin aklıydı. Ben ise yeni bir nizam kurmak istedim. Eski düzenin en büyük direği yıkılmadan yeni kubbe kurulamazdı. Bu sebeple Çandarlı'nın akıbeti yalnız şahsî bir ceza değil, devletin yön değiştirmesiydi.
Sual 3 — Bir yanınızda müteşerri Bayramî Akşemseddin Hazretleri, öte yanınızda gayr-ı müteşerri Türkmen babası Otman Baba durur. Biri şeriat, irfan ve fetih duası; diğeri abdalân-ı Rûm'un dağlardan gelen taşkın nefesidir. Siz bu iki manevî kuvveti aynı imparatorluk düzeni içinde nasıl tuttunuz
Fatih Sultan Mehmed Han:
Devlet yalnız medrese ile kaim olmaz; yalnız abdal nefesiyle de kaim olmaz. Medrese ölçü verir, fıkıh hudut çizer, şeriat nizamı muhafaza eder. Amma dağlarda, uçlarda, yollarda, gaziler arasında dolaşan dervişlerin de gönüllere ateş salan bir kudreti vardır. Bu ateşi bilmeyen hükümdar, reâyânın ve gazinin ruhunu bilmez.

27